Bu Çağın En Büyük Sabır Meydanı Evlilik

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillahirabbil âlemin. Ve sallallahu ve sellemalâseyyidinâ Muhammed ve alââlihî ve sahbihî ecmaîn.

Sabır, İslam ahlâkının en önemli kavramlarından biridir. Günlük hayatta sık sık “sabret” denir; fakire iş buluncaya kadar, hastaya iyileşinceye kadar, zor durumda kalana dayanması için sabır tavsiye edilir. Ancak İslam’ın öğrettiği sabır, yalnızca sıkıntıya katlanmak değildir. Dinimiz sabrı hayatın farklı alanlarında ortaya koyulması gereken temel bir iman tavrı olarak görür. Özellikle modern çağda insanın karşılaştığı imtihanlar düşünüldüğünde sabır, aileden ibadete kadar pek çok alanda Müslüman’ın en güçlü dayanağıdır.

SABRIN ÜÇ TEMEL ALANI

İslam, sabrı yalnızca bir sıkıntıya dayanmak olarak tanımlamaz. Dinimiz sabrı üç temel alanda görmek ister.

Birincisi, Allah’ın haramlarına karşı sabırdır. Müslüman, nefsinin isteklerine rağmen haramlardan uzak durabilmelidir. Günah fırsatları karşısında kendini tutabilmek, haramlara yönelmemek büyük bir sabır gerektirir.

İkincisi, ibadetlerin zorluklarına karşı sabırdır. Sabah namazına kalkmak, düzenli ibadet etmek, Kur’an okumaya devam etmek bazen nefse ağır gelebilir. İşte bu noktada sabır devreye girer. Mümin, ibadet yolunda karşılaştığı zorluklara sabırla dayanır.

Üçüncü alan ise Allah’tan gelen musibetlere karşı sabırdır. İnsan hayatı boyunca kaza, bela, hastalık, mal kaybı veya ailevi sıkıntılarla karşılaşabilir. Böyle durumlarda Müslüman’ın tavrı sabırdır. Çünkü başımıza gelen her imtihan, Allah’ın kaderinin hayatımızdaki bir yansımasıdır.

EVLİLİK: BU ÇAĞIN EN BÜYÜK SABIR ALANI

Günümüzde sabrın en çok gerekli olduğu alanlardan biri de evlilik hayatıdır. Eskiden evliliğin zorlukları daha çok maddi konularla ilgiliydi. Başlık parası, ev kurma masrafı, düğün hazırlıkları gibi meseleler konuşulurdu. Fakat son yıllarda görüldü ki evliliğin en büyük zorluğu eşlerin birbirine sabredebilmesidir.

Gerçek şu ki erkek kadına, kadın erkeğe sabredebildiği kadar evlilik devam eder. Eskiden insanlar bugünkü imkânlara sahip değildi. Yer yatağında yaşayan, suyu olmayan evlerde hayat süren insanlar vardı. Kıtlık zamanlarında bir soğanı bölüp ekmekle yiyen aileler oldu. Ama bütün bu yokluklara rağmen yuvalar yıkılmadı.

Çünkü aileyi yıkan şey fakirlik, mobilya eksikliği veya ev darlığı değildir. Aile, eşlerin birbirlerine sabredemediği zaman çöker.

Bugün ise adeta bir futbol sahası gibi en büyük sabır meydanı eşlerin birbirine tahammül etme meydanı haline gelmiştir. Eşler birbirlerinin eksiklerine, alışkanlıklarına, dırdırına, kırgınlıklarına sabretmek zorundadır. Çünkü evlilik, iki farklı karakterin aynı hayatı paylaşmasıdır.

EVLİLİKTE SABRIN GERÇEK ANLAMI

Pek çok kişi evlendikten sonra eşinin değişeceğini düşünür. Oysa gerçekte insanların karakteri büyük oranda değişmez. Peki evlilik nasıl devam eder?

Cevap basittir: Eşler birbirlerinin karakterine sabretmeyi öğrenirler.

Aslında çoğu zaman değişen taraf eş değildir. Değişen şey insanın sabır kapasitesidir. Önceden dayanamayacağını düşündüğü bir davranışa zamanla alışır. Sabır gücü artar ve evlilik devam eder.

Bu nedenle evlilikte gerçek çözüm, karşı tarafı değiştirmeye çalışmak değil kendi sabır kapasitesini büyütmektir.

Yeni evlenecek gençlere verilecek en önemli nasihat da budur:
Korkmayın, sabır gücünüzü geliştirin ve evlenin.

Aynı şekilde yıllardır evli olanlar da unutmamalıdır ki şeytan bazen kırk veya elli yıl sonra bile yuva yıkmaya çalışabilir. Sabır duvarı zayıflarsa uzun yıllar süren evlilikler bile tehlikeye girebilir.

MUTLULUĞUN SIRRI: SABIR

Günümüzde evliliklerde çoğu zaman yanlış sorular sorulmaktadır. Bir kız istemeye gidildiğinde, “Evin var mı? Araban var mı? İşin var mı?” gibi sorular ön plana çıkar. Maddi imkânların sağlanması mutluluğun garantisi gibi görülür.

Oysa gerçek soru şudur: “Sabredebilir misin?”

Evlilikte hamilelik, çocuk bakımı, ekonomik sıkıntılar, aile içi problemler gibi pek çok zorluk yaşanır. Bu zorlukları taşıyacak olan şey para veya eşya değil, sabırdır.

Sabır olmadığı zaman insan yanlış yollara sapabilir. Öfke, şiddet, haksızlık ve günahların büyük bir kısmı sabırsızlıktan doğar.

Bu yüzden Müslüman hayatının her alanında sabrı canlı tutmalıdır.
Haramlardan uzak durmak sabırdır.
Sabah namazı için uykuyu bölmek sabırdır.
Hastalıkta ve musibette dayanmak sabırdır.

Fakat özellikle günümüzde en büyük sabır alanlarından biri evlerimizdir. Eşimize, çocuklarımıza, sosyal hayatımıza ve ekonomik beklentilerimize karşı sabırlı olmak zorundayız.

Unutulmamalıdır ki mutluluk çoğu zaman imkânların çokluğundan değil, sabır ve kanaatin varlığından doğar. Geçmiş nesiller büyük zorluklara rağmen sabrettikleri için huzurlu aileler kurabildiler.

Bugün ise imkânlar artmasına rağmen sabır azaldığında huzur da azalabilmektedir.

Bu yüzden Müslüman’ın yolu bellidir:
Elinden geleni yapmak ve Allah’ın rızasına ulaşıncaya kadar sabretmek.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.