Bu böyle gitmez, gitmemeli

Abone Ol

Bu seçimlerde Saadet Partisinin kullandığı iki ana slogan var. Birincisi, "Sensiz olmuyor", ikincisi "Bu böyle gitmez".. Aslında her iki slogan birbirini tamamlayıcı nitelikte. İlk slogan ile Erbakan Hocanın Başbakanlığı dönemine vurgu yapılıyor ve yapılanlar hatırlatılarak bir bakıma, "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.Biz ezbere konuşmuyor, yaptıklarımızı anlatıyoruz" deniliyor. Elbette bir siyasi liderin yaptıkları çok önemlidir. Millete sunduğu projelerin uygulanabilir olup olmadığı geçmişte yaptıkları ile yakından ilgilidir. Eğer bugün vaat edilenler geçmişte hayata geçirilebilmiş ise söylenenler bir anlam ifade eder, bir lider geçmişte bugün söylediklerini yapma- mış hatta tersi uygulamalar sergilemişse söylenenler sadece boş vaatten ibaret kalır. İkinci slogan yani "Bu böyle gitmez" tesbiti ise ülkenin şu anda içinde bulunduğu duruma dikkat çekiyor. Böylece narkozlanmış toplum uykudan uyandırılmaya çalışılıyor. Çünkü, "Bunun böyle gitmemesi toplumun ayılmasına ve iradesini ortaya koymasına bağlıdır. Yoksa bugüne nasıl gelinmiş ise bundan böyle de uygulamalar aynı çizgide sürdürülecek olursa ülkemiz ve insanımız açısından geleceğimiz karanlık görünüyor. Bugün yaşadığımız karanlığın daha da koyulaşmaması, giderek karanlığın yırtılarak ışığın görünmeye başlaması için Saadet Partisi iktidarına ihtiyaç var. Buna da millet karar verecek. "Bu böyle gitmez" tesbitinden sonra atılması gereken ikinci adım milletimize aittir. Onun vereceği karar gidişatı değiştirebilir.

Gidişat iyi değildir ve değişmesi lazım ama, değişim için milletin talep etmesi gerekir. Seçimlerden maksat da budur. Eğer millet bunun böyle gitmesini istemiyor ve bu yönde tercih belirtiyorsa ülkenin içine yuvarlandığı sıkıntılı durumdan kurtulması mümkündür. Bu bakımdan önümüzdeki seçimler "Böyle gelmiş böyle gider" ya da "Böyle gelmiş ama böyle gitmez" mi denecektir, hangisi tercih edilecektir seçimidir. Elbette millet kendi geleceğine kendisi karar verecektir. Ancak, millet çoğu zaman başta medya olmak üzere belli çevrelerin yönlendirmesi, Erbakan Hocanın ifadesiyle narkozlanması sebebiyle doğrular yanlış, yanlışlar doğru olarak takdim edilmekte millette yoğun propaganda bombardımanı altında gerçek niyetini ve tercihini ortaya koymakta zorlanabilmektedir. Bu bakımdan seçim kampanyasında bu zincirin kırılması öncelikli konu olarak karşımızda durmaktadır. Zincir kırılabildiği ve milletimiz narkozun tesirinden kurtulabildiği ölçüde seçimlerden çok farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Denebilir ki seçim kampanyaları milletin değişmesi yönünde yapılan çalışmalardır. Milletin değişimi haktan yana olabilirse elbette ülke ne kadar kötü durumda olursa olsun buradan çıkmak mümkün olacaktır. Aksi halde yanlış uygulamalar devam edecek, insanımızı daha sıkıntılı günler bekliyor olacaktır.

Para gelsin de nasıl gelirse gelsin mantığı sürecek olursa ülkemizin tüm tesisleri ve zenginlikleri satılmaya devam edilecek, insanımız kendi ülkesinde sadece işçi olarak kalacaktır. Ülkemiz üzerinde geleceğe dönük planları olan ülke ve ideolojiler ise hedeflerine  yaklaşacaklar, İslam dünyasının haritasını yeniden çizmek ve bunun içinde belli başlı ülkeleri parçalamayı düşünen ülkelere bu hedeflerine yaklaşmalarına yardımcı olacağız. Ve akan kanlardan payımıza düşenlerin altında boğulup gideceğiz.. Hiç temenni etmeyiz ama belki de hedeflerine ulaşacaklardır.

Bu bakımdan diyoruz ki, "Bu böyle gitmez.. Gitmemeli.." Bunun için de elbette Erbakan Hocaya duyulan ihtiyacı belirtmek için "Sensiz olmuyor" diye hep bir ağızdan haykırmaya mecburuz.