Bu böyle gitmez

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Dünyanın bugünkü gidişatı karşısında, Müslümanlardanız diyenlerin takındıkları işbirlikçi tavır, Siyonist İsrail ve ABD’nin yürüttüğü zülüm ve soykırıma yardım ve yataklık etmekten başka bir sonuç doğurmuyor. Hâlbuki Allah, “Zalimlere meyletmeyiniz” buyuruyor. İslam, savunma dini değil, taarruz dinidir. Zulme karşı bir duruş ve eylem içermeyen bir Müslümanlık tavrı, Allah’ın razı olacağı bir tavır değildir. Günümüz zulüm dünyası yerine, saadet dünyasının ikame edilmesi için, Müslümanların, ilahi emre uygun olarak cihat etmeleri bir vecibedir. İsrail ve ABD yakıp yıkıyor, öldürüyor, insanları yerlerinden ve yurtlarından ediyor, aç ve susuz bırakıyor, bunu da, “İsrail’in kendini savunma hakkı vardır” gibi insanlık dışı bir gerekçeye bağlayarak bu vahşeti işliyorlar. Gazze’de 45 bin kadın ve çocuk öldürüldü, insanlık ve İslam dünyası, bu zulmü engelleyeceği yerde üç maymunları oynuyor. Müslüman liderler öldürülüyor. Gazze’de Yahya Sinvar; cephede İsrail ve ABD güçleriyle savaşırken şehit düştü. İsrail ve ABD Sinvar’ın şehadeti karşısına bayram etti. İslam dünyası hâlâ gaflet durumunu koruyor. Bu böyle gitmez. Mazlumlar ayağa kalkmadan zalimler diz çökmez. Çökmüyorlar da.

ÇARE

Müslümanlar olarak, yaşanılan zilletten kurtulmanın yolu, din ve düzen olarak İslam’da ittifak etmek, düşmanlarla savaşacak güç ve kuvvete sahip olan tek bir ümmet olabilmektir.

Peygamberimizin şu hadisi bu konuya ışık tutar: “Allah, sizin için üç şeyden razı olur ve sizin üç şeyinize de kızar. Razı olduğu şeyler: 1. Ona ibadet edip şirk koşmamanız, 2. Toplu olduğunuz halde İslam’a sıkı sıkıya sarılıp tefrikaya düşememeniz, 3. Allah’ın başınıza emir tayin ettiği kimselerin sözünü dinlemenizdir. Kızdığı şeyler ise: 1. Dedikodu, 2. Lüzumsuz yerlerde malı israf, 3. Fazla soru sormanızdır.” Bu hadis, düşmana karşı verilecek savaşta Müslümanların duruşunu ve ahlâkını beyan ediyor. Çare, İslam Birliği’ni, İslam Birleşmiş Milletler’ini ve İslam NATO’sunu kurmaktır. Çözüm D-8, D-60, D-160’ı hayata geçirebilmektir. Bunu yapmakla mükellef olan Milli Görüşçüler, basit şeylerle meşgul olmayı bırakarak, hedefe kilitlenmiş tank gibi olmalıdırlar.

ÖNÜMÜZÜ GÖRMEK

Önümüzde hesap günü vardır. Bu gün çetin bir gündür. Bu gün iman etmiş, salih amel işlemiş, hakkı tavsiye etmiş, karşılaştıkları zorluklara sabretmiş kimselerin dışındaki bütün insanlar hüsrana uğrayacaklardır. Ölüm gelmeden önce, dünya hayatında tabi tutulduğumuz hak-batıl mücadelesi imtihanını kazananlardan olmak için, hakkın tarafında bulunmak, batıla karşı saf tutarak mücadele etmek gerekir. Bu mücadelede başarılı olmak; birlikte, planlı ve disiplinli bir çalışma ile mümkündür. Bunun için; var olmaya, eğitimli olmaya, gayeye ulaşmak için disiplinli ve ciddi bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Var olmak, teşkilatlanmaktır.

Eğitimli olmak, niçin ve nasıl çalışacağımızı bilmektir. Telkin ve teklif edilen Adil Düzen’i kâmil manada tanıtmaktır. Tanıtımı yapılmayan bir ürünün alıcı bulması mümkün olmaz. Bunun için kurumsallaşmaya önem verilmelidir. Böylelikle Milli Görüş davasını geleceğe taşıyacak sağlam ve şuurlu kadrolar yetiştirilmiş olur. Bunları yapmayan bir hareketin önünü görmesi, mücadeleyi organize etmesi, zulmü engelleyecek bir etki ortaya koyması mümkün olmaz. Bir mücadele; “Allah’ın sünnetine” uygun yapılmıyorsa, boşuna olur. Hac 78: “Allah’ın dini uğrunda, cihadın bütün icaplarını, sorumluluklarını yerine getirerek, samimiyetle, hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihat edin. O sizi bu cihadı yapasınız diye seçti…” Bir şey, emredildiği şekilde yapılırsa olur.

BAŞARMAK İÇİN

İnsan için çalıştığının karşılığı vardır. Kul fiilinin kâsibi Allah da yaratıcısıdır. Adil Düzen ortamında yaşamak istiyorsak, Yeni Bir Saadet dünyasının kurulmasını arzuluyorsak buna ulaşmanın yolu hikmete uygun çalışmak ve mücadele etmektir. Milli Görüşçüler; “tekeden süt çıkartmak” azmiyle görevlerini yapmaları durumunda etkili güç olabilirler. Böyle bir çalışma, güçlü bir iman ister. Güçlü bir imanını alametleri ise; sabır, sebat, azim, sadakat, salih amel ve hayra hizmettir. İnanmak başarmaktır. İlimsiz cihat olmaz. Disiplinli bir kadro, mükemmel bir organizasyon zafere ulaşmanın gereklerindendir. Plan ve program, takip ve kontrol cihadı hedefine ulaştırır. Cihadın nihai hedefi; Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya’yı intaç etmektir. Erbakan Hoca’mız bütün bunları; “şuurlanmak, çelikleşmek ve üretim” kelimeleriyle özetlemiştir.

AĞIZ TADIYLA

Çalışmaların ağız tadıyla yapılması için lider kadronun inanç sahibi olması, düşünce disiplini ve güzelliğine, çalışma disiplini ve güzelliğine, konuşma disiplini ve güzelliğine, davranış disiplini ve güzelliğine sahip olması, görevini özümsemesi, davayı tanıması, istikamet ve güzel ahlâk sahibi olması, zaruridir. Bunlar; gerçek Milli Görüş sahiplerinin değer ve etkinliğini ne kadar arttırıyorsa, Milli Görüş sahiplerine de bütün insanlığın kurtuluşu için aynı derecede ağır sorumluluklar yüklemektedir. Çünkü insanlık ancak, Milli Görüşçülerin hikmetli çalışmalarıyla zulüm dünyasından, saadet dünyasına geçiş yapacaktır. Gayesi Adil Düzen kurmak olan Milli Görüşçülerin sahip olacağı keyfiyet, işi gücü ifsat olan İsrail ve ABD’yi caydırıcı mahiyette olmalıdır. Elli beş yılık mücadelesinde Milli Görüş milletimizi, milletimizin ruh kökünü, kurtuluş yolunu temsil etmiştir. Milli Görüş, işbirlikçi iktidarların uygulamadaki ahlaki ve manevi tahribatına, ekonomik yıkımına engel olmuş ve olmaktadır. Milli Görüş; Hayım Nahum doktrini ile Türkiye’nin İsrail’e vilayet yapılması planlarının engellenmesi için mücadele etmiş ve etmektedir. Milli Görüş; bir römorkör gibi Türkiye’yi aslına çekiyor. Tamamlanacak iki hizmet ise, Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye’nin kurulması, Hâlihazır Zulüm Dünyası yerine Yeni Bir Saadet Dünyası’nın kurulmasıdır. Selam hidayete tabi olanlara…