Zor bir zamandan çok kötü bir imtihan vererek geçiyoruz. Dün yaşadığımızda kahrolacağımız, öfkeleneceğimiz, tepki göstereceğimiz, ortadan kaldırmak için mücadele edeceğimiz ne kadar kötü, olumsuz durum varsa hepsini en yoğun şekilde yaşıyoruz. Ancak tepki vermiyoruz, öfkelenmiyoruz, mücadele etmiyoruz. Sadece alışıyoruz, konformist hayatlarımızdan vazgeçmemek uğruna her türlü olumsuz duruma aşina oluyoruz…
İsrail’in 2002 yılında örmeye başladığı utanç duvarı ile Gazze’yi açık hava hapishanesine dönüştürmesinden bugüne sürekli olarak Gazze’ye yönelik düzenlediği kanlı saldırılara şahit oluyoruz. İsrail, ümmetin sessizliği ve laftan ibaret içi boş kınamalarından başka bir tepki görmemenin verdiği pervasızlıkla her geçen gün daha da canavarlaşırken bizler ümmet olarak artık alıştırıldık sanki her saldırıda kadın, çocuk onlarca şehit vermeye. Normalleşti sanki eli kanlı terör şebekesinin kanlı saldırıları. Bir yandan İsrail ile normalleşmeyi, Mavi Marmara anlaşması ile Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul eden resmi bir belgeyi imzalamayı devlet çıkarları bağlamında normal görürken, diğer yandan sosyal medya üzerinden Gazze ve Kudüs ile ilgili süslü cümleler kurmak vicdanımızı rahatlatmaya yeter hale geldi. Konforumuzda en küçük bir değişim olmadan oturduğumuz yerden İsrail’e beddua edip bir iki lanet cümlesi kurmanın vicdani huzuru bize yetiyor sanki. 7-8 yaşlarındaki bir kız çocuğu evlerini vuran İsrail füzesinin oluşturduğu enkazdan çıkarılıp götürüldüğü hastanede “İsrail devlet olamaz, onlar çocuk katili, onların yeri ayaklarımın altıdır” diye haykırırken, konforlu hayatımızda onun yüzde biri kadar iman esamesi ortaya koyamadan onunla aynı cennete talip olmak üzerine düşünemez hale geldik….
Diğer yandan her geçen gün vatan evladını eli kanlı terör örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda şehadete uğurlamaya da alıştırıldık sanki. Artık her gün duymaya başladığımız şehit haberleri ile ocaklara ateş düşerken, nasıl da rutin bir gelişmeyi duymuş, sıradan bir havadis almış gibi rahat dinler ve geçer olduk. Büyük şeytan Amerika’nın Körfez harekâtı ile coğrafyamıza girmesi ve içimizden bazı romantik İslamcıların bel bağladığı Arap Baharı’nın başlamasından sonra huzur bulamayan coğrafyamızda, yapılan siyasi yanlışların bedellerini garibanların çocukları canlarıyla öderken ve birileri bu bedel ödeyen kahramanlar üzerinden kendileri için istikbal çıkarma derdindeyken film izler gibi izliyoruz olanları. Elbette bu vatanın her evladı gerekli olduğu zaman din, vatan, mukaddesat için can verir ancak başkaları tarafından dizayn edilen savaşlarda, yanlış tercihlerin sonucu olarak başımıza bela olan ve sözde müttefiklerimiz tarafından beslenen terör örgütleri evlatlarımızın kanına girerken yaşananları bu kadar özümsememiz normal mi?
Bir başka alanda, ekranlarda dün görmeye bile tahammül edemeyeceğimiz her türlü pislik altın çağını yaşarken, sapkın dönmelerin oynadıkları diziler ve filmler en yüksek reytinglere ulaşırken bu ahlaksızlıkların tüm toplumu zehirleyecek şekilde yayılması nasıl normalleştirildi zihnimizde? Ebeveynler olarak izlemediğimiz ahlaksızlıkları çocuklarımızla birlikte izlemeyi nasıl da normal görmeye başladık? Mevlana diyarı Konya’da muhafazakâr iktidar eliyle İslam’ın koyduğu sınırlar aşılarak “İslami Dayanışma Oyunları” adı altında bir rezalet sahnelenirken, İslami olması mümkün olmayan bin bir kepazelik İslami kisvesi altında ortaya konulurken şeyhlerimiz, hocalarımız, hacılarımız nasıl da sessiz, nefessiz kalır hale getirildik…
Yukarıdaki örnekleri sayfalar dolusu uzatabiliriz. Tüm bunların ortaya koyduğu bir sonuç var; dünyevileşiyoruz kelimesinin bile yetersiz kalacağı düzeyde dünyaya esir olduk. Konformist hayatımızdan kopamaz ve kazanımlarımızı kaybetme söylemi altında kazandıklarımızı kaybetmekten korktuğumuz kadar vereceğimiz hesaptan korkmaz hale geldik. Hülasa; şairin “His yok, hareket yok, acı yok… leş mi kesildin” diye ifade ettiği bu halden kurtulmak için sorumluluk sahibi olan kişi ve kurumların ümmeti silkeleyecek, kalbini onaracak, kaybettiği heyecanını yeniden kazandıracak aksiyonları yeniden ortaya koymasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç var…