Gündem

Bu bataklığı kurutun!

Bu bataklığı kurutun!

Abone Ol

Kamuoyu, Genelkurmay da dahil olmak üzere devletin bütün kurumlarının destek verdiği bir süreçte, derin yapılanmaların ortaya çıkarılmasını ve kanuni boşluklardan faydalanarak ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemek isteyen çetelerin tasfiye edilmesini istiyor.

Gaffar Okkan‘ı kim öldürdü?

Emniyet  İstihbarat eski Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, Seferberlik Tetkik Kurulu‘nun, Milli İstihbarat Teşkilatı‘nın ve Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin de arşivlerine girilmesi gerektiğini söyledi. Ergenekon operasyonlarıyla belki tetikçi grubun bitirilebileceğini ama bataklığın kurutulamayacağını söyleyen Orakoğlu, Anayasa‘nın değiştirilmesini istedi. Eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastıyla ilgili çarpıcı ifadeler kullanan Orakoğlu, "Türkiye‘nin en iyi korunan emniyet müdürüne bir suikast yapmak çok ciddi bir iştir" diye konuştu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç‘a yönelik suikast iddiasıyla ilgili soruşturmada Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı‘nda Özel Kuvvetler‘in kalbi olarak bilinen ‘kozmik oda‘da arama yapılması, ‘yetki‘ tartışmasını gündeme getirdi. Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, Seferberlik Tetkik Kurulu‘nun, Milli İstihbarat Teşkilatı‘nın, Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin bu tür arşivlerine girilmesi gerektiğini söyledi. Ergenekon operasyonlarıyla belki tetikçi grubun bitirilebileceğini ama bataklığın kurutulamayacağını savunan Orakoğlu, bir takım kanuni boşluklardan faydalanan derin yapıların Türkiye‘yi istikrarsızlaştırmaya çalıştığına dikkat çekerek Anayasa‘nın değiştirilmesini istedi. Eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastıyla ilgili çarpıcı ifadeler kullanan Orakoğlu, "Türkiye‘nin en iyi korunan emniyet müdürüne bir suikast yapmak çok ciddi bir iştir. Hatta Küçük devletlerin gizli servisleri dahi yapamaz." dedi.

Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Orakoğlu, Ergenekon Operasyonu‘nu yürüten savcıların çok doğru ve güzel gittikleri için bugün bu sürece girildiğini belirtti. Seferberlik Tetkik Kurulu‘nun geçmiş dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti‘ni idare eden Başbakanlar, Cumhurbaşkanları, Kenan Evren‘den tutun da Bülent Ecevit‘e kadar, Demirel‘e kadar; Seferberlik Tetkik Kurulu‘nun uzantılarının bir kontrgerilla faliyeti içerisinde olduğunun, birçok eylemlerden sorumlu olduğu gibi iddiaların ortada var olduğunu anlatan Orakoğlu, askere kadrolu tercümanlık yapan Yıldırım Beğler‘in "Saldırıyı Hizbullah‘ın değil Özel Kuvvetler‘e bağlı C Timi‘nin gerçekleştirdiği" iddiası için ise "Gaffar Okkan suikastının tabi arkası var. Okkan suikastı mahkeme karar verdiği için söylüyorum Hizbullah örgütü yaptı ama arkasında kim var? Bir Diyarbakır Emniyet Müdürü‘nü, Türkiye‘nin en iyi korunan Emniyet Müdürü‘ne bir suikast yapmak çok ciddi bir iştir. Hatta Küçük devletlerin gizli servisleri dahi yapamaz. Gaffar Okkan suikastı; mahkeme karar vermiştir ama bana göre arka perdesi tam aydınlatılamamıştır. Uğur Mumcu suikastının da arka perdesi tam olarak aydınlatılamamıştır. Mahkemede bir takım adamlar ceza almıştır ama açık konuşayım ben tatmin olmadım. İstihbaratta çalışmış biri olarak bu tür Türkiye‘nin geçmişinde, Türk toplumunda derin izler bırakan, Türkiye‘yi çok ciddi gerilimlere veya kutuplaşmalara sürükleyen siyasi, faili meçhul veya faili belli ama arka perdesi belli olmayan cinayetleri ortaya çıkarmak için Meclis‘in ciddi çalışma yapması lazım. Türkiye‘nin rahat etmesi için bir kere hem Ergenekon ile ilgili, hem de Abdullah Öcalan ile ilgili Meclis‘te soruşturma komisyonlarının kurulması lazım. Geçmişte 30 yılda ne varsa ortaya dökmüş oluruz. Türkiye‘de en büyük sıkıntı şu; siyaset mekanizmaları bir arada olmadığı için olaya farklı gözlüklerle baktıkları için bunlar olmuyor maalesef. Ama bu komisyonların kurulması, ülkenin geçmiş tarihinin aydınlanması açısından çok önemli." diye konuştu.

MİT raporları açılmalı

MİT‘in arşivlerinde Çorum olayından Sivas olayına kadar Türkiye‘deki her olayın perde arkasıyla ilgili raporlar olduğunu söyleyen Orakoğlu şöyle konuştu: "Türkiye‘deki derin yapıların nereden beslendiği belli. Karşınızda resmi ve gayri resmi bir yapı var. Demek ki resmi anlaşmalardan, Türkiye içerisindeki bir takım kanuni boşluklardan faydalanarak derin yapılar, maalesef Türkiye‘de istikrarsızlık oluşturabiliyor. O bakımdan istismar alanlarını hukuk açısından, EMASYA gibi bunları ortadan kaldırırsak; bir de illegal unsurların üzerine ciddi anlamda gidersek bu işi de başarabiliriz."

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)‘nın da arşivlerini tam olarak açması gerektiğini vurgulayan Orakoğlu şöyle devam etti: "MİT‘te Türkiye‘de her olayın arka perdesiyle ilgili raporlar vardır. Çorum olayından tutun Sivas olayına kadar. En azından bu olaylar olduktan sonra devleti idare eden insanların verdiği şeyler var. Mademki bu derece her tarafa döküldü. Bunların doğrusunun bulunması lazım. Ne kadar çok yanlış komplo teorisi üretirsek, o kadar ‘devlet-millet ayrışmasını‘ sağlamış oluruz. Bunların hangileri gerçekten devletin içerisine sızmış, insanlar tarafından işlendiğinin bulunup ortaya çıkarılması şart. Bunun için de artık herkesin elinden geleni yapması lazım. Muhalefet partileri için de söylüyorum, Genelkurmay için de söylüyorum. İzin gerekmiyor ama Seferberlik Tetkik Kurulu aramalarında isteselerdi Genelkurmay Başkanlığı direnç gösterebilirdi. Arşive, Kozmik büroya girilmesi, özel yetkili savcıların bir takım delilleri bulmasıyla ilgili giriyorlar ama birçok olayda da isteseler sokmazsa sokmaz. Ne olacak o zaman? Tam destek gözükmese de yine de yarım destek gözüküyor." İtalya‘da savcıların askerin, istihbarat servislerinin, herkesin arşivlerini açtığını dile getiren Orakoğlu, buna rağmen soruşturmanın zorlukla yürüdüğünü belirterek bizde ise her yerin kapalı olduğunu ifade etti. Mevzuatların düzeltilmesi gerektiğini kaydeden Orakoğlu, Başbakanlığın veya Cumhurbaşkanlığının denetleme kurulunun görevlerinin, Türk Silahlı Kuvvetleri devreye girince durduğunu belirtti. Anayasanın değişmesi gerektiğinin altını çizen Orakoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye‘deki derin yapıların nereden beslendiği belli. Karşınızda resmi ve gayri resmi bir yapı var. Demek ki resmi anlaşmalardan, Türkiye içerisindeki bir takım kanuni boşluklardan faydalanarak derin yapılar, maalesef Türkiye‘de istikrarsızlık yaratabiliyor. O bakımdan bunların istismar alanlarını hukuk açısından, EMASYA gibi bunları ortadan kaldırırsak; bir de illegal unsurların üzerine ciddi anlamda gidersek bu işte başarabiliriz. Yoksa yalnız Ergenekon operasyonlarıyla bu tür yapıların belki tetikçi grubunu bitirebiliriz; ama o bataklığı kurutamayız. Oradan devamlı bu derin yapıları üreten yasalarımızdaki boşlukları düzeltmeliyiz diye düşünüyorum."

Levent Bektaş, "amirallere suikast"ten ifade verdi

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Emekli Binbaşı Levent Bektaş, bu kez amirallere suikast iddiasını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Süleyman Pehlivan‘a ifade verdi.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Binbaşı Levent Bektaş, bu kez amirallere suikast iddiasını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Süleyman Pehlivan‘a ifade verdi. Bektaş, daha önce, Poyrazköy ve Kafes soruşturmasını yürüten Ergenekon savcılarından Murat Yönder tarafından sorgulanmıştı.

Kafes planı kendisinde ele geçirildiği iddia eden emekli Binbaşı Levent Bektaş, üçüncü kez Beşiktaş‘taki İstanbul Adliyesi‘ne getirildi. Daha öce Poyrazköy ve Kafes soruşturmalarını yürüten Ergenekon savcılarından Murat Yönder tarafından sorgulanan Bektaş, bu kez amirallere suikast soruşturmasını yürüten Savcı Süleyman Pehlivan‘a ifade verdi. Yaklaşık bir saat ifade veren Bektaş, sorgunun ardından cezaevi aracına alındı. Bu arada Bektaş, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Bu arama zor biter

Ankara Kirazlıdere‘deki Seferberlik Bölge Başkanlığı‘nda yürütülen arama devam ediyor.

Sorusturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı ile arama kararını veren hakim dün de bölgeye gelerek "kozmik oda"da çalışmalarına devam etti. Genelkurmay Başkanlığı‘ndan yapılan açıklamada, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı‘nda sürdürülen aramaların bir müddet daha devam edeceği kaydedildi.

Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında yeniden arama yapılmasına başlandı. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı ile arama kararını veren yedek yargıç, Kirazlıdere mevkindeki askeri bölgeye saat 10.45‘te geldi. Soruşturma kapsamında, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki üçüncü arama dün saat 02.25‘te sona ermişti. Ankara‘da, 19 Aralıkta 2 askeri personelin kuşku üzerine yakalanıp daha sonra serbest bırakılması ve Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında ilk aramanın ardından Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, 8 askeri personelin gözaltına alındığı bildirilmişti.

Genelkurmay‘dan açıklama

Genelkurmay Başkanlığı, yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında sürdülen aramaların bir müddet daha devam edeceğini açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında 26 Aralık 2009 günü içeriği devlet sırrı niteliğindeki belgeleri kapsayan bölümde başlatılan arama faaliyetinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 125‘inci maddesi uyarınca ilgili hakim tarafından bizzat yapılmaktadır.

Tek hakim tarafından yapılmakta olan bu inceleme sürecinde, doğal olarak dinlenme ve idari işler için aralar verilmekte, bu nedenle inceleme süresi uzamaktadır. Tamamen yasal çerçeve kapsamında yürütülmekte olan bu incelemenin bir müddet daha devam edebileceği anlaşılmaktadır" denildi.

Perinçek‘in "redd-i hakim" talebi reddedildi

Ergenekon ana davasında tutuklu sanık Doğu Perinçek, Başkan Köksal Şengün‘ün yokluğunda vekalet eden üye hakim Hasan Hüseyin Özese hakkında redd-i hakim talebinde bulundu. İşçi Partili 3 sanığın daha destek verdiği talep reddedildi. Tutuklu sanık Doğu Perinçek, üye hakim Hasan Hüseyin Özese hakkında reddi hakim talebinde bulunacağını ifade ederek söz istedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de, Perinçek‘i kürsüye çağırdı. Tarafsızlığını, bağımsızlığını yitiren ve kendilerine karşı husumet ve kin duygusu beslediğini öne sürdüğü üye hakim Özese‘yi hem HSYK‘ya şikayet ettiklerini hem de reddettiklerini ifade eden Perinçek, mahkemeye red gerekçelerini içeren 9 sayfalık bir dilekçe sundu.

Savcı Pekgüzel, sanık Osman Yıldırım‘a ‘Osman bey‘ denilmesine ilişkin taleple ilgili olarak da Doğu Perinçek‘in Abdullah Öcalan‘a hitaben gönderdiği mektubun ‘Sayın Abdullah Öcalan‘ diye başladığını, bunu daha önceden kendisine sorduklarında parti genel başkanı olarak saygı çerçevesinde hitap ettiğini söylediğini hatırlatarak, "Üye hakim Hasan Hüseyin Özese‘nin, tüm sanıklara aynı şekildi hitap ettiği görülmüştür." diyerek talebin reddine karar verilmesini istedi.

Genelkurmay, JİTEM‘in varlığını kabul etmedi

Genelkurmay Başkanlığı, bünyesinde Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) adlı birimin varlığını kabul etmedi.

Genelkurmay Başkanlığı, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi‘ne gönderdiği yazıda, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde ‘JİTEM‘ adında kurulmuş herhangi bir birimin mevcut olmadığını bildirdi.  Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin Jandarma Genel Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı‘na gönderdiği "JİTEM adlı bir birimin olup olmadığı, var ise hangi tarihte kurulduğu, faaliyetine devam edip etmediği, iddianamede belirtilen kişilerin kuruluşa üye olup olmadıkları" sorularını içeren yazının cevabı mahkemeye ulaştı.

Genelkurmay Başkanı namına Ceza Hukuk İşleri Şube Müdürü Hakim Albay Orhan Önder imzasını taşıyan yazıda, "Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulmuş JİTEM adında herhangi bir birim mevcut değildir" denildi. Diyarbakır, Mardin ve Batman‘da 1988-1996 yılları arasında adam öldürme, bombalama ve gasp gibi olaylara katıldıkları gerekçesiyle açılan JİTEM davası Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülüyor.

Davada 10 yıldır tutuksuz yargılanan 9‘u itirafçı, biri korucu, biri sivil istihbarat elemanı 11 sanıktan hiçbiri şu ana kadar duruşmaya katılmadı.

İddianamede, çeşitli tarihlerde ‘adam öldürme, kundaklama, bombalama‘ eylemlerini gerçekleştirdikleri belirtilen PKK itirafçıları İbrahim Babat, Adil Timurtaş, Recep Tiril, Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Hayrettin Toka, Fethi Çetin ve Abdulkadir Aygan ile jandarma istihbarat elemanları Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal Şanlı adlı 11 sanığın 9‘u hakkında TCK‘nın 313. maddesi uyarınca, ‘cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak‘ ve 450. maddesi uyarınca ‘Birden fazla kişiyi öldürmek‘ suçlarından müebbet, 2‘si hakkında da 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

8 asker adliyede

Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı‘nda yapılan ilk aramanın ardından gözaltına alınan 8 askeri personel, Merkez Komutanlığından Ankara Adliye Sarayı‘na getirildi. Nezarethane girişinden adliyeye alınan askerlerin adliyeye getirilişi ve savcılık katına çıkartılmaları sırasında Merkez Komutanlığı‘nda görevli askerler tarafından yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Yol kenarında kalaşnikof ve G-3 mermisi bulundu

Malatya‘nın Akçadağ ilçesinde yol kenarında kalaşnikof ve G-3 fişeği bulundu. Alınan bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren jandarma ekipleri, Develi Köyü mevkisinde yol kenarında bin 870 adet kalaşnikof ve 200 adet G-3 piyade tüfeği mermisi buldu.