Türkiye, Kanun-i Esasi‘den beri, milletin değerleri ile barışık, sivil, özgürlükçü ve adil bir anayasanın özlemini çekiyor.
Darbe dönemlerinin ardından kurulan yüksek yargının, ana muhalefetin ve bazı medya köşebazlarının dışında hemen hemen hiçbir kesimin memnun olmadığı haki renkli Anayasaların değişmesini teklif etmeyi bile "komik" bulanların aksine millet, insana merhamet, mazluma adalet dağıtacak kökten bir Anayasa değişikliğine gidilmesini istiyor.
Türkiye için Anayasa sorunu yüzyılı aşan bir problem. İttihat ve Terakki‘nin dayattığı Kanun-i Esasi‘den beri yerli, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa‘ya bir türlü kavuşamayan Türkiye Cumhuriyet tarihi boyunca da askeri ihtilallerden sonra yapılan darbe Anayasaları ile yönetiliyor.
Anayasalar "sosyal sözleşme"dir
Anayasa toplumun üzerinde anlaşmaya vardığı, tabi olmayı kabul ettiği temel ilkeleri ifade eden bir hukuki metindir. Bu yüzden anayasalar-sembolik anlamda da olsa- "sosyal sözleşme"ler olarak kabul edilir. Ancak bugün kullandığımız 1982 Anayasası her tarafı tel tel dökülen bir dayatma Anayasa‘dır.
AK Parti‘nin hazırlayıp muhalefete götürdüğü son Anayasa değişikliğiyle ilgili paketteki 27 maddeden daha çok, muhalefetin ve yargının gösterdiği tepki kamuoyunun gündemini meşgul etti. Daha önce ısrarla 12 Eylül 1980 darbesini yapanların da yargılanmasının önünü açacak bir değişiklik önerisi yapan CHP‘nin, paketin bunu da kapsamasına karşın değişikliği hiçbir şekilde desteklemeyeceğini duyurdu. Yargıtay, Danıştay ve HSYK gibi kurumların yanı sıra MHP ve birçok köşe yazarı da baştan pakete karşı rezervli olduklarını deklare ettiler.
Peki bu kurumsal reflekslere rağmen, toplumun geneli ve siyasi partilerin tabanları değişikliklere nasıl bakıyor kimse bilmiyor.
Hükümet tarafından hazırlanan Anayasa değişiklik paketinden asker ve yargı vesayetini demokratik ülkelerdeki kriterlere yaklaştıracak değişiklikler mevcut. 22 maddeden oluşan taslak, Anayasa‘nın 10, 20, 23, 41, 53, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156 ve 159.maddelerinde değişiklik öngörüyor. Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesi‘nin yapısında köklü değişikliğe gidiliyor, YAŞ kararlarına yargı yolu açılıyor.
Sadece lafla darbe karşıtı olduğunu gösterenlerin aksine, millet darbe ürünü Anayasaların, artık Türkiye‘nin önünü tıkadığının ve biran önce değiştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu konuda yapılmış geniş tabanlı bir anket veya araştırma bulgusu yok ama sokaktaki insanla konuşulduğunda genel olarak böyle bir temayülün olduğu anlaşılıyor.
Anayasa değişiklik paketinin, 367 oy ile Meclis‘ten geçmesi şüpheli. 330 oy bulunduğu takdirde "referandum"a gidilebiliyor. "Referandum"un sonucuna göre de kabul edilmesi halinde CHP‘nin paketin iptali için Anayasa Mahkemesi‘ne başvuru yapacağı şimdiden kulislerde konuşuluyor. Bütün darbe dönemi yüksek yargı kurumlarının, CHP ve MHP‘nin sert tepki göstermesine karşın, 1982 Anayasası Türkiye gerçeklerine artık cevap veremiyor. Yılda 5 milyondan fazla insanın yurtdışına çıktığı bir Türkiye‘de insanlar daha çok özgürlük, daha çok insan hakkı ve eşitlik talebinde bulunuyor. Parça parça sürekli yamalarla düzeltilme yoluna gitmek yerine Anayasa‘nın bütününün kökten özgürlükçü ve sivil bir yapıya kavuşması gerekiyor.
Anayasaların toplumla bağı yok!
1961 Anayasası‘yla birlikte Türkiye‘de yargı ile millet arasındaki korelasyonun iyice zayıfladığına dikkat çeken hukukçular, 1971 değişiklikleriyle birlikte 61 Anayasası‘nda var olan toplumsal boyutun da yok edildiğini öne sürüyor. Etrafı tanklarla çevrili Meclislerin yaptığı Anayasa ve Anayasa değişikliklerinin de demokratikleşme çabalarına ket vurduğunu öne süren uzmanlar, 1980 darbesinin ise hakim ve savcılarla toplum arasında ilişkiyi mutlak anlamda kopardığına dikkat çekiyor.
Anayasa tarihçemiz
Bugüne kadar Osmanlı-Türk anayasa tarihinde beş anayasa yapılmıştır. Türk tarihinin ilk anayasası 1876 tarihli Kanun-i Esasi‘dir. Padişah II. Abdülhamid Han‘ın sadrazamlığa getirdiği Mithat Paşa‘nın hazırladığı ‘Kanun-i Cedid‘ adlı anayasa taslağı yerine, Fransız Anayasası‘nı çevirttirerek bir taslak hazırlattı ve bir hatt-ı hümayunla kabul ve ilan edildi. 31 Mart Vakası‘nı bahane eden İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri ise 1908 yılında değişiklikler yaptığı yeni anayasayı Padişah‘a imzalattırdı. Cumhuriyet döneminde ise 1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası ve 1982 Anayasası olmak üzere 4 Anayasa yapıldı.
Dünyada uygulanan anayasal modeller?
İngiltere‘de halen yazılı bir anayasa kabul edilmemiştir. Bu ülkede devlet hayatını düzenleyen, devlet ile vatandaşlar arasındaki ilişkilerin çerçevesini çizen bir takım tarihi bildirgeler, yasalar ve gelenekler anayasa işlevini yerine getirmektedir. Bakanlar kurulunun başında "hükümet başkanı" sıfatını taşıyan bir başbakan bulunur. İngiliz parlamenter sisteminde kral veya kraliçenin yetkileri semboliktir.
1791 yılında Fransız anayasal sistemi oluşmuştur. Bu sistemde yürütme erki kralın elindedir ve onun otoritesi altında bakanlar tarafından kullanılır. Yasama erki ise tek meclisli bir parlamentoda, yani "Milli Meclis"te toplanmıştır. İngiltere‘de yazılı bir anayasa olmamasına karşılık, Fransa‘da yazılı bir anayasa bulunur. Fransız anayasal modelinden 1809 İsveç Anayasası, 1812 İspanyol Anayasası, 1814 Norveç Anayasası ve 1831 Belçika Anayasası da etkilenmiştir.
1787 tarihli Amerikan Anayasasında devlet tipi cumhuriyettir. Amerikan Anayasası ile kurulan hükümet sistemi "Başkanlık Sistemi"dir. Bu sistemde; halk tarafından seçilen, hem "devlet başkanı" hem "hükümet başkanı" sıfatını taşıyan ve yasama organına karşı siyasi olarak sorumlu olmayan bir başkan bulunur; yürütme yetkisi esas olarak başkan tarafından tek başına kullanılır. Amerikan anayasal modelinin bir diğer boyutu ise "federalizm"dir.
İspanya‘dan bağımsızlıklarını kazanan Latin Amerika ülkeleri, örneğin; Kolombiya (1811), Venezüella (1811), Şili (1818), Peru (1823), Meksika (1824) ve Arjantin (1853) birbiri ardına yeni anayasalarını yaptı.
1917 yılında Rusya‘da gerçekleşen "Ekim Devrimi" ile yeni bir anayasal model ortaya çıktı: "Sosyalist Anayasal Model". 1918 yılında Sovyetler Birliği‘nde ilan edilen anayasa, bu modelin temel esaslarını ortaya koyar. Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği‘nin hegemonyası altındaki Doğu Avrupa ülkelerinde yapılan anayasalar da büyük ölçüde Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen "Sosyalist Anayasal Model"den esinlendi.
-HSYK ve Anayasa Mahkemesi‘nin yapısında köklü değişikliğe gidiliyor.
-YAŞ kararlarına yargı yolu açılacak.
-Parti kapatma davası için Meclis‘ten izin alınacak.
-Parti kapansa da milletvekilliği düşmeyecek.
-Suçlu askerler sivil mahkemelerde yargılanacak.
-Anayasa Mahkemesi‘ne 2 sade vatandaş katılacak.
-Anayasa Mahkemesi üyeleri 12 yıllığına seçilecek.
-Anayasa Mahkemesi‘ne kişisel başvuru yapılabilecek.
-Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek.
-Anayasa Mahkemesi, üç daire ve Genel Kurul halinde çalışacak.
-HSYK‘nın meslekten çıkarma kararlarına itiraz yolu açılacak.
-Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engellilere pozitif ayrımcılık getirilecek.
-Özel hayat, kişinin rızası dışında deşifre edilemeyecek.
-Yurtdışı yasağı sadece hakim kararıyla konabilecek.
-Memurlara toplu sözleşme hakkı tanınacak.
-Memurlara uyarma ve kınama cezaları yargı denetimine açılacak.
Bugüne kadar kaç referandum yapıldı?
1-) 27 Mayıs müdahalesinin ardından oluşturulan Kurucu Meclis, hazırladığı anayasayı halkoyuna sundu. 9 Temmuz 1961‘deki oylamada seçmenlerin yüzde 61,7‘si "evet" dedi.
2-) 1980 darbesinin ardından 1982 Anayasası için referandum yapıldı. Anayasa‘ya yüzde 91,3 "evet" çıktı.
3-) 1987 yılında, siyasi yasakların kaldırılmasına karşı dönemin Başbakanı Turgut Özal, referanduma gitti. Referandum sonunda millet, 12 Eylül‘ün yasaklı liderlerine siyaset sahnesini yeniden açtı.
4-) 1989 yerel seçimlerinin bir yıl öne alınması oylandı. Dönemin Başbakanı Özal‘ın bu talebine halk, yüzde 65 oranında "hayır" dedi.
5-) 21 Ekim 2007 tarihinde cumhurbaşkanlığı krizini çözmek için referandum yapıldı. Halkın yüzde 70‘i Abdullah Gül‘ün Cumhurbaşkanlığına "evet" dedi.
Bugünkü Anayasa nasıl yapıldı?
12 Eylül 1980‘de yönetime el koyan Milli Güvenlik Konseyi (MGK), yeni anayasanın bir kurucu meclis tarafından yapılması ve halkoylamasına sunularak yürürlüğe girmesine karar vermişti. Kurucu Meclis, MGK ve Danışma Meclisi olmak üzere iki kanatlıydı. MGK, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığında kara, hava, deniz kuvvetleri komutanları ile jandarma genel komutanından oluşuyordu. Sivillerden oluşan Danışma Meclisi‘nin tamamı ise, esas olarak MGK tarafından atanmıştır. Danışma Meclisi‘nde, Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı başkanlığında on beş kişilik bir Anayasa Komisyonu kuruldu. Meclisin seçimle oluşturulmamış bu sivil kanadı, anayasa yapım sürecinde MGK için bir ön çalışma yapmanın ötesinde bir etkiye sahip değildi. Danışma Meclisi, 23 Eylül 1982‘de Anayasa taslağını tamamladı. Kamuoyu, taslağa son biçimini verecek olan MGK‘nin taslak hakkındaki görüşlerini öğrenme imkanı bulamadı. Sonuçta, halk, 1982 Anayasası‘na ilişkin ciddi bir tartışma ortamı olmadan, Anayasa‘yı yapanların tek taraflı propagandasıyla 7 Kasım 1982‘de sandık başına gitti. Oylama, seçmenlerin