Gündem

Brezilya aya Türkiye yaya

Brezilya aya Türkiye yaya

Abone Ol

2002‘de bizim gibi krizle boğuşan Brezilya, biz hâlâ IMF‘den yeni borç isterken, IMF‘ye borcunu sıfırladı üstelik borç verecek duruma geldi.

Türkiye 2002 yılında, dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit ile dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasında patlak veren Anayasa kitapçığı fırlatma krizinin ağır ekonomik faturasını ödemeye çalışıyordu. Dolar fırlamış, enflasyon azmış, siyasi kriz ekonomiyi duvara toslatmıştı. O sene, Türkiye ile Brezilya‘nın ekonomik verileri birbirine o kadar çok benziyordu ki, uluslararası alanda iki ülkeye "İkiz kardeşler" ismi takılmıştı. Türkiye‘nin 2001 yılında yaşadığı Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin etkileri cayır cayır yakıyor. Brezilya da tarihinin en büyük ekonomik çöküntülerinden birini yaşıyordu. İki ülkenin de ekonomisi, krizler, bunalımlar, kaoslar ve cari açıklar nedeniyle benzer özellikler gösteriyordu; ekonomiye tükenmişlik hakimdi!

Borç dilenmekten, borç vermeye

Ancak yıl 2009‘a geldiğinde, Türkiye hâlâ, "Uluslararası Para Fonu‘ndan (IMF) 30 milyar mı yoksa 40 milyar dolar mı borç alsam?" tezatını yaşarken, Brezilya borçlarını sıfırladığı IMF‘ye 5 milyar dolar borç verecek ekonomik bir yeterliliğe kavuşmuş durumda. Türkiye, IMF‘den kredi alabilmek için aylardır görüşmeler yaparken, Brezilya kredi almak bir yana IMF‘ye 4.8 milyar dolarlık kredi veriyor. Türkiye ile Brezilya tarihlerinin en büyük ekonomik krizlerini yaşarken, iki ülkede de 2002 yılında genel seçimler yapıldı. Türkiye‘de Recep Tayyip Erdoğan‘ın Genel Başkanı olduğu AKP,  uluslararası piyasalarda Türkiye‘nin "ikiz kardeşi" olarak görülen Brezilya‘da ise seçimleri sosyalist, Lula da Silva kazandı. O zamanlar, özellikle ABD kaynaklı düşünce kuruluşları ve siyasiler, AKP‘nin iktidara gelmesinden 1 ay önce göreve başlayan Lula‘nın, serbest piyasa ekonomisini altüst edeceği, ülkeyi sosyalist bir yönetime kaydıracağı endişesini dile getiriyordu. Ancak bugün, Kemal Derviş‘in imzaladığı IMF protokolü ile ekonomisini sürdüren Türkiye, IMF ile pazarlıklara devam edip, "IMF‘den 30 milyar dolar mı yoksa 40 milyon dolar mı kredi alalım" hesabını yaparken, IMF‘ye olan tüm borçlarını kapatan Brezilya, IMF‘ye 4.8 milyar dolar kredi vereceğini açıkladı.

Brezilya ne yaptı?

Lula‘nın iktidara geldiği günlerde, açlık, yoksulluk, yolsuzluklar ve enflasyon öyle yüksek bir seviyede idi ki, insanlar sokak ortasında soygunlara, kapkaçlara uğruyordu. Kendine ilk olarak istikrarlı büyümeyi hedef koyan Lula Hükümeti, uyguladığı başarılı ekonomik programların meyvesini alarak, 2005 yılının Aralık ayında IMF‘ye olan 15.5 milyar dolarlık borcunun tamamını kapattı. Ve Brezilya 2005 yılında artık IMF‘den mali yardım almayacağını deklare ederek bu sözünü tuttu. Solcu Lula‘nın yönetimindeki Brezilya‘nın ekonomik başarısının altında yatan en önemli faktörün mali disipline bağlılık olduğu belirtiliyor. Bu disiplinin akabinde ülkeye akan sermaye ile cari işlemler açığını kapatan Brezilya ekonomisi, böylelikle eksiden artı rakamlara geçişi başarabilmiş. 2002 yılında yüzde 2.6 büyüyen Brezilya ekonomisi, ABD kaynaklı küresel finans krizine rağmen 2008 yılında yüzde 5‘in üzerinde büyümeyi başardı. Son 7 yılda yıllık ortalama yüzde 4 civarında büyüyen Brezilya ekonomisi, aynı süreçte milli geliri artan ancak istikrarlı bir büyüme yakalayamayan Türkiye‘yi geride bıraktı.

2002-2007 yılları arasında kağıt üzerinde Brezilya‘dan daha yüksek büyüme rakamlarına ve milli gelir artışına sahip olan Türkiye, bu rakamların yüksekliğine karşın global krizin etkisini en ağır hisseden ülkelerden oldu. Geçen yıl "teğet geçti" denilen küresel krizin acı faturasını yıl sonunda yüzde 1‘lik büyüme rakamları herkese göstermiş oldu. Gayri Safi Yurtiçi Milli Hasıla oranlarında, 2002 yılında 231 milyar dolar olan Türkiye‘nin milli geliri yüzde 221 artarak 742 milyar dolara çıkmıştı. Aynı dönemde Brezilya‘nın milli geliri ise yüzde 229 artarak 1 trilyon 665 milyar dolara ulaştı.

Türkiye ve Brezilya kıyaslaması yapıldığında iki ülke arasındaki en büyük farkın, dış borç stokunda yaşandığı görülüyor. 2002 yılında Türkiye‘nin 90 milyar civarında olan dış borç stoku 7 yılda 62.3 milyar dolar arttı. Yüzde 70 artan borç stoku 150 milyar doları geçti. Brezilya ise, 2002-2008 tarihleri arasında net dış borcunu sıfırladı, hatta dışarıdan alacaklı hale geldi. 2002‘de Brezilya‘nın net dış borcu 32.7 milyar iken 2008‘de 1.4 milyar dolar alacaklı seviyeye geldi. Brezilya‘nın enflasyonu da bugün hâlâ tek haneli rakamlarda. 2002 yılında Brezilya‘da enflasyon yüzde 8 iken, küresel krize rağmen bugün enflasyon hâlâ yüzde 5‘ler seviyesinde.

2002 yılında 150 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye çeken Brezilya, cari işlemler açığını kapattı. 2002 yılında milli gelirin yüzde 1.5‘i kadar cari işlemler açığı veren Brezilya, 2009 yılına gelindiğinde hâlâ cari işlemler fazlası veriyordu. Cari işlemler açığı 2008‘de milli gelirin yüzde 1.7‘si olarak gerçekleşti. Ancak Türkiye, cari işlemler açığını kapatmak bir yana bu sorunla yaşamaya mecbur oldu. Tasarruf açığı ve hammadde ihtiyacı nedeniyle Türkiye, sürekli "cari açık" verdi. Türkiye‘de cari işlemler açığı geçen yıl milli gelirin yüzde 5.6‘sı olarak gerçekleşti.

Türkiye-Brezilya kıyaslaması

Türkiye 2002 yılında yüzde 6‘lık bir büyüme rakamı yakalarken, 2008 yılında bu 1.1‘e düştü. Brezilya ise 2002‘de yüzde 2.6 Büyüme rakamlarında iken 2008 yılında bu 5.2‘ye çıktı.

2002 yılında Türkiye‘de enflasyon yüzde 45 iken 2008‘te yüzde 10.4 idi. Brezilya ise 2002‘de yüzde 43 olan enflasyon 2008 yılında yüzde 5.74‘e geriledi. Net dış borç stoku Türkiye‘de 2002 yılında 90 milyon dolar civarında iken bu rakam 2008 yılında 150 milyon doların üstüne çıktı. Brezilya‘da ise 2002 yılında net dış borç stoku 33 milyon dolar civarında iken 2008‘de 1,5 milyon dolar civarına düştü. Cari işlemlerin de gayrı safi yurtiçi milli hasıladaki oranı 2002 yılında Türkiye‘de yüzde -0,2  iken bu oran 2008 yılında yüzde 5,6‘ya yükseldi. Brezilya‘nın cari işlemlerinin GSMH‘ya oranı ise 2002‘de -1,5 iken bu oran 2008‘de hemen hemen gene aynı çizgide kalarak -1,7 oldu.

Gayrı safi yurt için milli hasıla da GSYİH 2002 yılında Türkiye7de 231 milyar dolar iken 2008 yılında bu rakam 742 milyar dolar oldu. Brezilya‘da ise 2002 yılında bu oran 506 milyar dolar iken 2008‘de 1 trilyon 665 milyar dolar oldu. Türkiye ile Brezilya arasında en göze çarpan farklardan biri de işsizlik konusunda ortaya çıkıyor. AKP‘nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye‘de işsizlik oranı 8 yılda neredeyse hiçbir değişikliğe uğramadan yüzde 15 seviyesinden aşağıya hiç inmedi. Aynı dönemde Brezilya‘da ise işsizlik rakamları istikrarlı bir şekilde düşme eğilimi gösterdi.

2002 yılında işsizlik oranı Brezilya‘da yüzde 10‘un üzerinde iken bugün işsizlik rakamları Brezilya‘da yüzde 6‘lar seviyesine gerilemiş durumda. Türkiye‘nin ihracat rakamları ile Brezilya‘nın ihracat rakamları da iki ülkenin uyguladığı ekonomik politikalar arasında farkın ne denli büyük olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye‘nin 2002 yılında ihracatı 40 milyon dolar iken 2008 yılında İhracat 140 milyon dolara yükseldi. Brezilya‘da ise ihracat 2002 yılında 60 milyon dolar iken 2008 yılında bu oran 200 milyon dolar civarına yükseldi.

İthalat ise 2002‘de Türkiye‘de 47 milyon dolar iken 2008‘de 194 milyon dolara yükseldi. Brezilya‘da ise 2002‘de 193 milyon dolarlık ithalat yapılırken 2008‘de ithalat 173 milyon dolara düştü.

10 yılda dilencilikten ağalığa!

1999: Yıkılmış Brezilya‘ya IMF madeni

1999 yılının 8 Mart‘ında, Uluslararası Para Fonu (IMF) Direktörü Michel Camdessus, "Ekonomik felaket ve yıkım içinde olan Brezilya‘ya yardım etmek için IMF olarak 4,9 milyar dolarlık yardım paketini taksitlendirilmiş halde onayladık" dedi. Açıklamayı dünyaya duyuran İngiliz BBC televizyonu, "Ekonomisi altüst olmuş Brezilya beklenmedik bir maden buldu" dedi.

2009: Krizdeki IMF‘ye Brezilya yardımı!

2009 yılının 9 Nisan‘ında ise Brezilya Maliye Bakanı Guido Mantega, "Küresel krize karşı IMF‘ye 4,8 milyar dolarlık kredi yardımında bulunabiliriz" açıklamasını yaptı. ASSociated Press (AP) tarafından dünyaya duyurulan haberde, "Brezilya IMF‘nin yeni kreditörü olarak kriz içindeki IMF‘ye yardımda bulunuyor" denildi. Haberde, kredi alan bir ülke iken kredi veren bir ülkeye dönüşen Brezilya‘nın güçlü ekonomisine dikkat çekiliyordu.

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomi Profesörü Seyfettin Gürsel:

Kendi imkânlarını doğru kullandı

Brezilya, 2002 yılında yaşadığı ağır ekonomik krizin ardından bugün cari işlemler fazlası veren bir ülke haline geldi. Kendi doğal kaynaklarını ve ekonomi imkânlarını çok iyi kullanarak bugünkü kalkınma düzeyini yakaladı. Brezilya ayrıca reform programlarını da büyük kararlılıkla uyguladı. Türkiye‘de de çok esaslı bir rekabet ortamı sağlanılmalıdır. İşgücü maliyetini düşürecek, askeri harcamaları azaltacak yeni bir kamu bütçesi düzenlenmelidir. Bütçeyi yeniden düzenleyecek radikal kararlar almazsanız, IMF‘ye muhtaç olmaya devam edersiniz.