Ve Karşıyaka!
ÖNCE uluslararası girelim yazıya... Benim hakemim Cüneyt Çakır, Şampiyonlar Ligi finalini harika yönetmiştir. Bir tarafta Barcelona ki, en çok faule maruz kalacak bir oyun modeliyle oynar, diğer tarafta ise en çok faul yapma özelliği bulunan İtalyan futbolunun şimdiki patronu Juventus... Yani maç bizim eski zamanlarda kullandığımız bir tanımla, “Tam karakolluk...” Ama Cüneyt hoca pozisyonlara çok yakın duruşu, gördüğünü anında çalışı, oyuncular arasında her an barışçıl hava dağıtışı ile maçı çok iyi yönetti. Sanırım ve de eminim ki, UEFA, şayet bir aksilik olmazsa, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası finalinin hakemi hakkında kararını vermiştir. Tabii bizim Milli takım finale kalmazsa!
Peki, Cüneyt hoca bizim ligde neden bu kadar net maç yönetemiyor Çünkü öyle bir spor medyası ve öyle bir kafaya sahip yönetici var ki, ancak o kadar olabiliyor. Hep şunu yazdım, şunu söyledim; Cüneyt Çakır’a bizim ligde derbi vermeyelim. Hatta hatta büyüklerin küçükleri ham diye yutmaya hazırlandığı maçları da... Cüneyt Çakır tabii ki maç alsın. Örnek mi Akhisar Belediyespor-Gaziantepspor, Başakşehirspor- Konyaspor falan gibilerinden... Hem kendisi yıpranmaz, hem de oynayanlar bilirler ki, o düdüğü öyle gördüğü için çalmıştır. Zaten medyada o maçlara bir santimetrekare yer vereceğinden... Tekrar tebrikler hocam!
VE BASKETBOL
Kimi insanlar ki bunlar çoğunluktadır; alışmadık bir kazançla karşılaştıklarında şaşkına dönerler ve büyük olasılıkla hata yaparlar. Bunu neden yazdım. Karşımızda bir Fenerbahçe basketbol takımı duruyor. Hocası Avrupa’nın İvkoviç’le birlikte bir numarası. Her türlü büyük başarıya doymuş, hatta belki de sıkılmıştır bile... Ama takım öyle mi İçlerinde final four oynamış oyuncu var mı, iyi hatırlamıyorum ama varsa da bir tanedir... O da zaten sakat, uzun zamandan beridir. Diğer oyuncular acaba final four’a kalarak tıka basa doymuşlar mıdır Ya da bir başka açıdan bakarsak, “Nasılsa oraya kadar geldik, bu bizi sevindirdi ama fazlasıyla da yıprattı. Ağır geldi açıkçası... Altında ezildik, taşıyamadık.” denmiş olunabilir mi Ya da “Biz onu yaptık, bizden bu kadar. Fazlasına yetemeyiz...” mi dendi... Bu arada Obradoviç’e de bir çift sözüm var... Sayın coach; size hakemlerden yakınmak hiç yakışmaz. Elinizdeki takıma bir bakın bakalım, bizim ligde hakemlik bir vakaya kurban olabilir mi
Fenerbahçe cephesinde bu durumlardan biri hâkimdir. Ama ya karşı taraf Ufuk Sarıca’yı alnından öperim. Tanıdığım en efendi sporcuların başında gelir. Koraç Kupası’nı kazandığında onunla evinde röportaj yapmıştım. Sanki kupayı kaybetmiş gibi başı hep önde idi... Ailesi onunla gurur duyarken o, benim sorularıma hep titrek sesle cevap verdi. O Ufuk gerçekten de, bana göre beş kişilik takımı ile müthiş bir spor zaferi kazandı. Yani Fenerbahçe’nin 12 kişilik ekibine yarım takımla bile değil, öylesine bir zafer kazandı. Bu arada en çok ceza alan seyirci topluluklarının başında gelen Karşıyaka seyircisini de kutlarım. Demek ki, sadece takımı desteklemekle de hakiki seyirci olunabiliyormuş.
İzin verirseniz son bir iki cümle... Dixon, bizim milli takıma çağırılmış... Harika! Ama burada en önemli olanı, Dixon’un bizim oyun kuruculara bu süreçte vereceği derstir. Ya da bizimkilerin ondan bir şeyler kapmak adına çalışmalarıdır. Şimdi Anadolu Efes-Karşıyaka finali var... Allah izin verirse bu müthiş maçlardan hiç olmazsa bir üç tanesinde tribünde olacağım... İster misiniz 7 maça gitsin Harika olur. Futbolun rezillikleri arasında bir çiçek gibi açar basketbol...