Elbette biz ekonomist değiliz ve söylediklerimiz böyle bir iddia taşımaz.
Ama söylediklerimizin ekonomiyi “şakkadanak” tavsiyeler ile yönlendirmeye çalışanlardan daha tutarlı olduğunun farkındayız.
Zira “şakkadanak” tavsiyeler yerine getirildi getirilmesine ancak ekonomi bir türlü düze çıkamadı.
O halde böyle “şakkadanak” tavsiyelerden medet ummamak ve olabildiğince uzak durmak gerek.
Peki, ekonomiyi düze çıkarmak için ne yapmak lazım?
Öncelikle israftan vazgeçmek gerek!
Bütün israf kapılarının kapatılması şart!
Yani “itibardan tasarruf olmaz” yaklaşımı ile sonuna kadar açılan israf kapıları tek tek kapatılmalıdır.
Sonra da atalarımıza kulak verilmelidir.
Atalarımız bize “ayağınızı yorganınıza göre uzatın” demişlerse elbette bir bildikleri vardır.
Ayak yorgana göre uzatılmazsa bir yerlerinizin mutlaka açıkta kalması kaçınılmaz olacaktır.
Nitekim şimdi ülke ekonomisinde aynı sıkıntılar yaşanıyor.
Tasarrufu unutan, israf konusunda duyarlılık göstermeyen bir yaklaşım şimdi ekonomik sorunlar ile boğuşuyor.
Bu mücadele sırasında unutulan temel kurallar var.
Dünyanın neresine giderseniz gidin ekonomik ilişkiler söz konusu olduğunda şartları borç alan değil, borç veren belirler.
İhtiyaç içinde olanın yani borç arayanın şartları belirleme gibi bir şansı yoktur.
Her yerde ihtiyaç içinde olmayan yani borç veren, kendisine en uygun şartları belirleyip buna uyulması koşuluyla borç verir.
Bu konuda borç alanın şartları ben belirleyeceğim deme gibi bir lüksü olamaz.
Bu temel kuralın aksine davranmak, olmayan bir şansı ya da lüksü zorlamaktan başka anlam taşımaz.
Ve ekonomi daha da zor dönemler içine girmeye mahkûm olur.
Her şeyin büyüğünü yapma gibi bir merak da ekonominin başını derde sokan unsurlardan biridir.
Her şeyin büyüğünü yapma merakı ihtiyaca uygun yapmaya göre ekonomiyi daha çok sıkıntıya sokar.
Yeni bir israf kapısı olur.
İnşaat sektörü elbette yabana atılamayacak bir sektördür ama ekonomiyi düze çıkarmada ağırlık mutlaka üretime yönelik yatırımlara verilmelidir. Bize göre ekonomi ancak böyle düze çıkabilir!