Bozacının şahidi

Abone Ol

Ülkemiz demokrasisi, güç sahiplerinin pastayı bölüştüğü, parsayı topladığı, milletin sadece oy veren robotlar olarak görüldüğü garip bir demokrasidir. Sandığa kadar her şey çok demokratikmiş gibi işler Ama, sandıktan sonraki sürece, bir ucundan bürokratik irade, bir ucundan militarist irade, bir ucundan medyatik irade, bir yandan siyasetin çekim merkezi dahil olur Ve ortaya, garip bir yönetim ve iktidar tablosu çıkar. İki haftadır AKP Hükümetinin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan medyası arasında yaşanan tartışmanın odağında da bu konu var aslında. Bu kavga, bir şeyleri bölüşmenin sancısı Bu kavga, şimdiye kadar defalarca tartıştığımız ama, bir türlü çözüme kavuşturulamayan medyanın güç gösterisinin sancısı Bu kavga, medyanın kontrolsüz güç gösterilerinin uzantısı. Kendi hakkına razı olmayan, ama sürekli pasta yemek isteyen haşarı çocuk görüntüsü Alışmış kudurmuştan beterdir diye bir laf vardır

Bu medya zihniyeti alışmış şimdiye kadar Sürekli arzularının yerine getirilmesini, ballı börekli teşviklerin verilmesini, devletin ihalelerine rahatça girebilmeyi, deyim yerindeyse çok zor para kazanılan bu sektörden şıkır şıkır para kesmeyi arzuluyor. Bunun için sürekli iktidarların altını oyma harekatı yapıyor. Arzuları yerine geldiğinde iktidarları destekliyor, gelmediğinde onlara savaş açıyor. 28 Şubat post modern darbesini arkalayan ve sahip olduğu medya organları vasıtasıyla bu süreci desteklediğini açıkça beyan eden kimdi: Aydın Doğan  

Toplumun laiklik, çağdaşlık gibi sakız haline getirilmiş kavramlar etrafında dönüştürülmesi için, gazetelerinde, televizyonlarında uyduruk, kaydırık haberler yaptıran kimdi

Konya da Tesettür Faciası şeklinde yalan haberler üretip, duayen geçinenler kimin televizyonunda baş tacı ediliyor Millete tercihlerinden dolayı "bidon kafalı" diyenler, nerelerden yemleniyor Şimdi kalkmış, basın özgürlüğünden, hürriyetten, demokrasiden dem vuruyorlar ya Kargalar bile gülmüyor onlara Aslında biz, sadece Hilton ve kaçak gazete kağıdı meselelerinin değil, POAŞ ın da kamuoyunun bilgisine sunulmasını isterdik.

Aydın Doğan, POAŞ a yamanan borçları nasıl temizledi Kendisine bu borçları temizlemesi yönünde nasıl kolaylık sağlandı Borçlar nasıl ötelendi Nasıl düşürüldü

Sade vatandaşının bir kuruşluk borcunu tahsil etmek için devletin kırk tane vergi memurunu seferber eden zihniyetimiz, söz konusu POAŞ olunca, Aydın Doğan olunca nasıl hizaya geliverdi Alışmış kudurmuştan beterdir Bunlar alışmış, hükümetler kurup hükümetler bozmaya

Bakanlar düşürüp bakanlar getirmeye Gazeteciliğin en çirkin, en kirli yönünü medyacılık ve basın özgürlüğü diye yutturup, yalan yanlış haberlerle milletin zihnini dönüştürmeye alışmışlar. Şimdiye kadar hiç kimse, "Durun bakalım" dememiş bunlara. Ellerindeki medya gücünü, menfaat impatorluğuna dönüştürebilmek için, ar damarları çatlarcasına türlü şaklabanlıklara soyunmuşlar. Derviş dervişi tekkede bulurmuş ya, şimdi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, bir zamanlar kendisini aynı yöntemlerle, aynı hesaplarla koltuğundan etmeye çalışanlara arka çıkmaya çalışıyor. Bozacının şahidi şıracı, şıracının şahidi ise sirkeci!