Bismillâhirrahmanirrahîm;
SEÇİMLERİN bizdeki üslûpla yapıldığı başka bir ülke biliyor musunuz? Hiçbir devlet, seçim var diye ayrıştırmaya, nefret söylemine, düşmanlık oluşturmaya fırsat vermez. Dahası, bizde adil olmayan sistem, yine adil olmayan seçim sistemini üretmiş durumda! İlk etapta, hükümet olmak için yüzde 50+1 oy alma şartını getiren dünyada başka bir sistem yok.
Bu yanlışlığın nereye kadar uzanabileceğini tahmin edebiliyor musunuz? Sistem, binde 4’lük oya sahip Vatan Partisi’ni önceki Cumhur İttifakı’nda yer almaya zorladı. Başkanlık sisteminin ilk uygulanışında Cumhur İttifakı 4; Millet İttifakı 3 partiden oluşuyordu. Ya bugün! Millet ve Cumhur ittifakları 6’şar partiden oluşuyor. Sistem öyle bir yapıya sahip ki, bir bakanlık, bir milletvekilliği veya bir mevki kapabilmek için, kısa yoldan bir parti kurup hükümet olacak ittifakla pazarlık yolunu açıyor.
Mevcut sistemin şartları siyasi parti sayısını artırıyor. Türkiye’de parti sayısının 130’a ulaşması tesadüf değil. Sistem devam ederse 10-15-20 partinin birlikte ittifak kurması sürpriz olmaz. Siz, ondan sonra seyreyleyin gümbürtüyü! Sistemin Türkiye’ye kasıtlı olarak getirildiğini düşünenlerdenim.
Yaşayarak gördük. Partili cumhurbaşkanlığı ülkenin bir yarısını, diğer yarısına düşman haline getiriyor. Cumhurbaşkanı vatandaşına hain, terörist gibi sözler edebiliyor. Karşısındakini sopayla kovalıyormuş gibi bir üslûpla konuşabiliyor. Bu atmosferde, daha adil olan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e acil olarak ne büyük ihtiyaç duyulduğunu fark edebiliyor musunuz?
CUMHURBAŞKANI AMA!
CUMHURBAŞKANI istisnasız bir ülkenin tamamını temsil etmelidir. Hem de tek vatandaşını bile dışlamadan! Bu yüzden, hem olgun yaşta; hem de partisiz olmalıdır. Partili cumhurbaşkanı kendini partizanlıktan kurtaramaz. Cumhurbaşkanı görev süresini tamamladıktan sonra da siyasi parti üyesi olmamalıdır. Bu nedenle, Millet İttifakı, cumhurbaşkanının 7 yıllık süreyle ve bir kereliğine seçilmesi teklifini getiriyor.
Mustafa Kemal, İnönü, Celâl Bayar tek parti döneminin olağanüstü şartlarında birden çok kere cumhurbaşkanlığı görevi yaptılar. Çok partili döneme geçince 1’er kez yapılan cumhurbaşkanlığı dönemi başladı. AKP 5+5 düzenlemesi yaptı. Erdoğan 2 dönemdir cumhurbaşkanı. Şimdi 3. dönem için de yetki istiyor. Bu gidişle bundan sonrası nasıl şekillenir dersiniz?
Partili ve uzun süreliğine yapılan cumhurbaşkanlığı sistemi, mevcut yapının da etkisiyle “tek adam”lığa, otokrasiye dönüşüyor. Cumhurbaşkanı kendisini “ülkenin tek sahibi” olarak görmeye başlıyor. “Türkiye devleti” yerine, “parti devleti” anlayışı oluşuyor. Adaletsizlik ve haksızlıklar alıp başını gidiyor. Devlet ve kurumları yıpranıyor. Ülke, “küçük bir azınlık”ın elinde oyuncak haline geliyor.
Bu atmosferde zulüm ve haksızlıklar zirve yapıyor. Devlet imkânları “tek taraflı” olarak kullanılmaya başlıyor. Hatta kural tanımazlıklar daha seçim döneminde başlıyor. Makam ve mevkiler ehil ve liyakat sahiplerine verilecek yerde; eş, dost, partili ve yandaşlara veriliyor. Zayıflar eziliyor. Çıkar uğruna en kıymetli değerlerimiz istismar ediliyor.
ADALET ÖZLEMİ
ADALET mülkün temelidir. Devlet adaletle ayakta kalır. Hükümet, çıkarcı uygulamalarıyla adaletin yerlerde sürünmesine yol açıyor. Seçim takvimi başlamasına rağmen “açılış” diyerek devlet imkânlarını çıkarları için seferber ederek milletin parasıyla oy toplamaya çalışıyor. Kendilerine verilen hazine yardımı az geliyor. Atanmış bakanlar istifa etmiyor. Kamu imkânlarını çıkarları için kullanıyorlar. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı gasbediliyor.
Adil bir seçimden eser yok. Devlet TV’leri de “tek taraflı” olarak kullanılıyor. Bir de iktidarın kontrolündeki medyayı eklerseniz, 24 saat TV’lerde Cumhur İttifakı’nın haberleri dolaştırılıyor. Benzeri görülmemiş oranda bir “beyin yıkama” yöntemi uygulanıyor. Kitlelere “yalnız biz varız” mesajı veriliyor.
Millet İttifakı bütün oyun ve tuzakları boza boza geliyor. Milletimiz hükümetin tutarsızlık ve haksızlıklarının farkında! Arşı titretecek haksızlıklar karşısında kitleler meydanlarda “hak, hukuk, adalet” özlemini haykırıyor. Meydanlar Millet İttifakı’nın gelmekte olduğunu müjdeliyor: “Geliyoruz, zincirleri kıra kıra hey! / Adaleti adım adım kura kura hey!” kararlılığı var. Haksızlık, adalet karşısında tutunabilir mi?
Çıkarlarının ellerinden gideceğini anlayanlar 14 Mayıs’ı “darbe girişimi” diyerek illegal yöntemler arayışına girdiler. Millet İttifakı kazansa da iktidarı vermeyeceklerini söyleyenler var. Halkı buna hazırlamaya çalışıyorlar. Bu akışı durdurmak gayrı kimin haddine! Millî irade selinin önünde duramazsınız! 85 milyonluk Türkiye millî irade gasbına asla izin vermez. Yasal zeminde hakkını alır. Seçimlerde kimse kaybetmeyecek. Millet İttifakı’nda Türkiye kazanacak!