Gündem

Böyle mi olacaktık

Böyle mi olacaktık?

Abone Ol

1 haftadır büyük bir gerginliğin yaşandığı Zeytinburnu‘nda sağduyulu Türkler ve Kürtler şöyle düşünüyor: "Acaba bizi birbirimize düşürmek isteyen çevrelerin beğendiği gibi insanlar mı olduk bizler." Olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı ilçede uzun yıllardır bir arada yaşayan insanlar birbirlerine kem gözle bakmıyorlar belki ama için için kendilerini suçluyorlar

Doğma büyüme Zeytinburnulu bir Türk "Gece olaylar çıktığında gaz bombasına rağmen balkona çıkıyorum. Eğer birini kovalıyorlarsa içeri alayım diye. Bakkalım Kürt, imamım Kürt. İş arkadaşlarım Kürt. Yani nasıl olur da ben gidip ona karşı bir hareket yaparım. Camide safa duruyorum. Adam Kürt. Teni tenime değiyor." Bir başka Kürt ise neredeyse aynı kelimelerle konuşuyor: "Yıllardır beraber yaşadığım bu insanlara nasıl kötü diyeyim. Olmaz bu. Kardeşim yerine koyuyorum. Hiçbir fark yok aramızda. Ama provokatörler... İşte onlar yüzünden oldu bunlar."

Silvan‘daki PKK saldırısının ardından İstanbul‘un Zeytinburnu ilçesi karıştı. Tam 1 haftadır ilçe diken üstünde. Olayın 1 haftalık geçmişi şöyle: Silvan‘da 13 asker şehit olduktan sonra Zeytinburnulu gençler sokağa çıkarak bir protesto gösterisi düzenledi. Grup BDP İlçe örgütüne yürümek isteyince bir gergilik yaşandı. Gece saatlerinde yüzleri maskeli ve PKK yandaşı olduğu tahmin edilen 20-25 kadar kişi araba ve evleri taşladı. Molotoflu saldırılarda bulundu. Bunun üzerine halk sokaklara döküldü. Bir kez daha BDP binasına yürümek hatta binayı ateşe vermek istedi.

Halkın tepkisi terörden bir anda Kürtlere döndü. Yoğunluk olarak Kürtlerin oturdukları kahvehaneler tarumar edildi. Kürt vatandaşların yaşadığı evler taşlandı. Olayın bu boyuta gelmesinde -Zeytinburnu halkının neredeyse tamamı aynı düşünüyor- bilinmeyen bir odağın yaptığı provokasyon etkili oldu.

Geçen pazartesi başlayan gerginlik ilçede hala kendini gösteriyor. Peki derin Zeytinburnu ne düşünüyor. Kahvehanelerde ne konuşuluyor. Olayların bu denli büyümesine halk nasıl bir tepki gösteriyor. Bir gün boyunca Zeytinburnu sokaklarında bu soruların cevabını aradık. Zeytinburnu halkıyla, esnafla konuştuk... Yaşananlardan hemen herkes rahatsız ve bu gerginliğin bir an önce son bulmasını istiyor.

"Fitnenin merkezi çarşamba pazarı sokağı"

Zeytinburnu‘da bir deri atölyesinde çalışan Adıyamanlı E.D sokaklarda ülkücülerin artık kimlik kontrolü bile yaptıklarını söylüyor. "Fitnenin merkezi"ni ise Çırpıcı Çarşamba Pazarı Sokağı olarak tarif ediyor. O sokağa gidiyoruz. Ortalık gayet sakin. Hiçbir anormallik yok. Sokağın hemen başında bir cami var. Caminin avlusuna masa ve sandalyeler atılmış. Orada bekleşen ihtiyarlar çay içiyor. Bir adam doğu şivesiyle yanındaki gençlere şöyle bir vaaz veriyor: "Allah-u telala herkesi farklı özelliklerde yaratmıştır."

Bayrak artık olağanüstü hal demek

Caminin avlusundan çıkıp Adliye meydanına doğru yürüyünce anormallik kendini gösteriyor. Olağandışı bir hava var. Evlerin kiminde bayraklar sarkıtılmış Bir sokağa dev bir Türk bayrağı asılmış. Bir köşede çevik kuvvet tertibat almış ve ayakta bekliyor. Her köşe başında ise 5-10 kişilik gençler olası bir alarm durumunu bekliyor.

Zeytinburnu‘nda asıl yoğunluk BDP binasının önünde. Her eylemin adresi burası olduğu için güvenlik önlemlerinin büyük kısmı burada alınmış. 5 otobüs dolusu polis ve 2 TOMA aracı sürekli çalışır vaziyette. Kahvehaneler ise bir hafta sonu gününe nispeten boş. Kahvelerde artık Zeytinburnu sakinleri değil sıcaktan bunalmış polisler oturuyor.

Polis: Büyük gariplikler yaşanıyor

Polisin aldığı geniş güvenlik önlemleri sorunun büyüklüğü hakkında ipuçları da veriyor. Sadece Adliye‘nin önünde 300‘e yakın çevik kuvvet polisi her türlü duruma karşı hazır bekletiliyor. Sokak aralarına, köşe başlarına konuşlandırılan tam teçhizatlı ekipleri saymıyorum bile. Bir komiser burada durumun çok garip olduğunu söylüyor: "Eskiden biz kovalardık halk camdan bakardı. Şimdi biz halka karşı yasadışı örgüt mensuplarını koruyoruz. Tepki başka yönlere de kayıyor bazen."

Doğma büyüme Zeytinburnu sakini Şahin, fotoğrafının çekilmesini istemeyerek konuşuyor. Durumdan ne kadar rahatsız olduğu gözlerinden okunuyor. "Hak böyle aranmaz kardeşim" diyor ve devam ediyor: "Sabah ortalık sakin akşam sanki mağaradan çıkar gibi geliyorlar. Ellerinde bira şişesi tekbir getiriyorlar. Kürt-PKK ayrımı da yapmıyorlar. Hepsi serseri takımı."

"Allah ellerine düşürmesin"

Peki bu zamana kadar Zeytinburnu‘nda Türklerle Kürtler arasında bir sorun yaşanmış mıydı? "Hayır" diyor kesin bir dille. Onların derdi vatan da değil aslında. Ne olduğunu kendileri de bilmiyor. Allah bir Kürdü onların eline düşürmesin. Gece olaylar çıktığında gaz bombasına rağmen balkona çıkıyorum. Eğer birini kovalıyorlarsa içeri alayım diye. Böyle durumlarda soğukkanlı olmak gerekiyor. Bakkalım Kürt, imamım Kürt. İş arkadaşlarım Kürt. Yani nasıl olur da ben gidip ona karşo bir hareket yaparım. Camide safa duruyorum. Adam Kürt. Teni tenime değiyor." Tam o esnada yoldan geçen doğulu bir Zeytinburnu sakini yanındaki arkadaşına "Ne olacak bu işin sonu diyor"

Görüldüğü gibi ilçede herkes -ama herkes- bunu konuşuyor. Ve yine herkes olay çıkmasın diye Allah‘ın adıyla dua ediyor. Ama bu olayları çıkaranlar kimler. Deli-dolu gençler mi? Lümpen kitle? Aşırı milliyetçiler? Bu sorunun cevabını kimse net bir şekilde veremiyor. Burada bütün Türkler Şahin kadar ılımlı değil tabii. Çıkan olaylarda canı yanan esnaf çok sert. "Olaylar büyürse polis bile alamayacak elimizden" diyen de var. Irkçı olmadıklarını göstermek için "Benim çok Kürt arkadaşım var, onları ayırıyoruz" diyenler de. Peki ya ayırmadıkları, Başka Türklerin arkadaşları olanlar? Buna cevap yok tabii.

Provokatörler yüzünden!

İlçenin Kürt tarafı da çok farklı düşünmüyor. Kaynaklarım BDP Örgütünün tam ortadan ikiye bölündüğünü söylüyor. Barış ve çatışma isteyenler başka kanallar üzerinde birbirleriyle mücadele ediyor. Peki ya Zeytinburnu sakini Kürtler. Bu kitle de homojen değil. Tıpkı Türkler gibi Kürtlerin de hepsi aynı şekilde düşünmüyor. Olayların bir an önce son bulmasını istediğini söyleyen orta yaşlı bir Kürt şöyle konuşuyor: "Yıllardır beraber yaşadığım bu insanlara nasıl kötü diyeyim. Olmaz bu. Kardeşim yerine koyuyorum. Hiçbir fark yok aramızda. Ama provokatörler... İşte onlar yüzünden oldu bunlar."

Türkler neyse de Anavutlara ne oluyor?

Kahvede otururken hastanelik edilen bir Kürtün akrabası ise sert. Kendilerini korumaktan bahsediyor. "Şiddetse şiddet. Artık yeter" diyerek. Olaylara karışanların büyük bir kısmı ise Arnavutlar. Kahvede oturan bir Kürt duruma şöyle veryansın ediyor: "Kardeşim, Arnavutlar kendilerine yer açmak için olayları kışkırtıyor. Size ne oluyor yav."

Zeytinburnu‘nun aklı başında Türkleri ve aklı başında Kürtleri, olaylara karışanlar dahil aynı şeyi düşünüyor bu günlerde. "Acaba ülkeyi karıştırmak isteyenlerin oyununa mı düşüyoruz. Bizi bölmek isteyenlerin beğendiği gibi insanlar mı olduk biz?"