Böyle Dost Düşman Başına

Abone Ol

İnsanların olduğu gibi ülkelerin de dostlara ihtiyacı vardır. Bu bakımdan bir tane bile olsa gerçek dostunuz varsa bunaldığınızda yalnız olmadığınızı anlarsınız ve bu psikoloji insanı rahatladır. Ancak dost bildiğiniz, destek beklediğinizde yanınızda görmediğiniz insanların farkında olmak da çok önemlidir. Çünkü dost bildiğiniz ve her fırsatta onlardan bahsederken ısrarlı bir şekilde dost ve müttefik kelimelerini kullanmaya dikkat edersiniz. Ancak bırakın destek görmeyi, birtakım oyunlarla sizi daha da sıkıntılı bir duruma düşürebilirler. Buna örnek ülke olarak ABD’yi göstermek yanlış olmaz. Türkiye açısından ABD’nin bırakın dost ve müttefik olarak nitelendirmeyi, düşman olduğunun farkında olmalıyız ve bu durumumuzu karşı tarafın gözünün içine sokarcasına davranışlarımıza yansıması gerekiyor.

Durduk yerde bu konuya girmiş değilim. Bu köşede her vesile ile ABD’nin dost ve müttefik olarak nitelendirilmesinin yanlışlığına dikkat çekiyorum. Hemen belirteyim ki, bu ülkede ABD’den dost olmayacağını görmeyen ve hissetmeyen bulunduğunu sanmıyorum. Böyle olunca bu sahte dostun bu ülkeyi yönetenlerin de farkında olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen nedense ısrarlı bir şekilde ABD’nin dostumuz olduğunu her uluslararası platformda dile getiririz. Diplomaside buna kandırmaca oyunu mu denir, yoksa diplomasinin bir gereği olarak mı görülür bilmiyorum. Ancak ABD Genelkurmay Başkanı Mark Killey, Ortadoğu’nun kendileri için birçok açıdan önemli olduğunu dile getirerek başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgeden ayrılmayacaklarını söylüyor. Bu sözlerin anlamı, “Ortadoğu’nun yer altı zenginlerini kendi insanlarımızın refahı için kullanmaya devam edeceğiz” demekten başka nedir? Çünkü Ortadoğu’nun özellikle yer altı zenginliklerinde Batılıların hep gözü olmuş ve bunun sonucu olarak elbirliği ile Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamışlardır. Kısacası, Batılılar için önemli olan maddi çıkarlardır.

Bunun içindir ki, söz gelimi kendi petrol kaynaklarını tüketmemek için dünyanın neresinde bol miktarda petrol var ise bir vesile ile o ülkeyi karıştırmış, hatta işgal etmişlerdir. Bunun örneklerini bölgemizde bulmak mümkün. Bu bakımdan dünyanın başka köşelerinde aramaya gerek yok. Söz gelimi ABD bölgemize önce terör örgütlerini musallat etmiş, ardından da bu terör örgütleri ile mücadele etmek(!) adına bölgedeki her ülkeye askerlerini bir vesile ile yerleştirmiş bulunuyor. Hatta ABD Genelkurmay Başkanı, son açıklamasında bölgeden ayrılmak niyetinde olmadıklarına gerekçe olarak IŞİD ile mücadelenin sona ermediğini belirterek, yıllardan beri olduğu gibi bölgedeki varlıklarını terörle mücadeleye bağlamayı ihmal etmemiş. Kısacası kendilerince oluşturdukları bir gerekçe ile haklı olduklarını, niyetlerinin sömürü olmadığını söylemeyi sürdürüyorlar.

Bu arada ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’ne başkanlık eden Menendez, ABD Genelkurmay Başkanı ile aynı günlerde Menendez, Kıbrıs’ta Rumlara verdiği destek sebebiyle madalya alıyor ve Senatör Menendez, her zaman Kıbrıs Rumlarının yanında olacağını, onları destekleyeceğini söylüyor. ABD Genelkurmay Başkanı ile Senato Dış İlişkiler Konseyi Başkanı’nın aynı günlerde benzer yaklaşımı sergilemiş olmaları bir tesadüf mü, yoksa Haçlı ittifakının gündeme yansıması mıdır net bir şey söylemek zor olsa da hayatın her safhasında ve dünyanın her köşesinde Haçlıların dayanışmasına şahit oluyoruz. Böyle olunca Müslümanların kendi aralarındaki dayanışmayı gerçekleştirmeleri gerekiyor. Yoksa böylesine dostlarla(!) birlikte yürümeye devam ettiğimiz sürece başka düşman aramaya gerek olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.