Böyle demokrasinin canı cehenneme!

Abone Ol

İlkokulda, orta okulda, lisede, üniversitede, tüm meslek hayatımda demokrasinin temel özelliklerini şu başlıklar altında anlattılar bana;  - Hâkimiyetin asıl sahibi halktır, - Kişi hak ve özgürlüklerine yer verilir, - Herkes tek ve eşit oy hakkına sahiptir, - Toplum içinde yaşayan insanlar eşit haklara sahiptir, - Yönetenler halk tarafından belli aralıklarla yapılan seçimler sonucunda göreve gelir..

Hadi gelin bunları birer birer analiz edelim;

*  Hâkimiyetin asıl sahibi halktır.

Tamamen yalanmış. Yalan olduğu şuradan belli: Halk tarafından seçilen Mısır’ın hâlâ meşru ve legal Cumhurbaşkanı Mursi ve kabinesi bir gece yarısı operasyonuyla illegal ve gayri meşru güç ve kuvvetler tarafından alaşağı edildi. Askerler, bir gece yarısı Mursi’nin kulağına eğilerek, “Artık Cumhurbaşkanı değilsin.” dedi.

Peki, sormak gerekmez mi; nerede kaldı, “Hâkimiyetin asıl sahibi halktır.” ilkesi!

*  Kişi hak ve özgürlüklerine yer verilir.

Yalan! Mısır’da darbecilere yönelik gösteri yapan protestoculara takınılan tavırlara baktığınızda demokrasinin nasıl da işlevsiz kaldığına tanık olmadınız mı Birkaç gün içinde binlerce Mısırlı şehit oldu. On binlerce kişi yaralandı. İnsanlar köprülerden aşağı atıldı, acımasızca katledildi. Silahsız, masum insanlar diri diri yakıldı, insanlık sınıfta kaldı. Batı ve Amerika tüm bu olanlara sessiz kaldı. Amerika Mısır’daki askeri darbeye hâlâ darbe diyemedi. ABD ve Mısır’dan katliamlara dönük esaslı bir eleştiri gelmedi.

Peki, ama tüm bunlardan sonra sormak gerekmez mi; demokrasinin olmazsa olmazlarından, “Kişi hak ve özgürlüklerine yer verilir.” ilkesi nereye buharlaştı

*  Herkes tek ve eşit oy hakkına sahiptir.

Eğer ve şayet böyleyse Mısır’da oy kullanan milyonların iradesi neden hiçe sayıldı “Yok” hükmünde değerlendirildi Elinde silah üstünlüğü olanlar herkesin tek ve eşit oy hakkına neden saygı göstermedi Bu nasıl bir demokrasi anlayışı ve algılaması ki, ülkede bazılarının kullandığı oy, postal ve tank darbeleriyle ezilmeye mahkum edildi

O zaman sormak gerekmez mi; demokrasinin “Herkes tek ve eşit oy hakkına sahiptir.” ilkesi ne oldu

*  Toplum içinde yaşayan insanlar eşit haklara sahiptir.

Tamamen gerçek dışı! Toplum içinde kendi halinde yaşayan insanları bırakalım bir kenara. Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı ve bir numaralı ismi Mursi’den neredeyse 50 gündür bir haber alınamıyor Bu adam terörist midir, cani midir, suçlu mudur Mursi’yi 50 gündür nerede ve hangi şartlarda tutuyorsunuz Cumhurbaşkanı sıfatını bıraktım, bir aile reisi olarak bu adamın hakları yok mu Ailesi ne durumda Soran arayan var mı acaba Demokrasi kahramanı olan Batı ve ABD, bu açık insan hakkı ihlali karşısında neden kılını dahi kıpırdatmıyor, acaba

O zaman sormak gerekmez mi, demokrasinin, “Toplum içinde yaşayan insanlar eşit haklara sahiptir.” ilkesi nereye uçtu, Allah aşkına

*  Yönetenler halk tarafından belli aralıklarla yapılan seçimler sonucunda göreve gelir.

Güldürmeyin! Halk tarafından seçilenlerin durumu ne Mısır’da bir seçim yapıldı, Mısır halkı Mursi ve arkadaşlarını iktidara getirdi. Yıllardır süren diktatoryal konsept yıkıldı, halkın iradesi Mursi ve arkadaşlarının şahsında ve temsili ile iktidara geldi. Bir gece yapılan askeri darbe ile halkın seçtiği temsilciler kodese tıkıldı.

O zaman sormak gerekmez mi, demokrasinin, “Yönetenler halk tarafından belli aralıklarla yapılan seçimler sonucunda göreve gelir.” ilkesi ne kadar inandırıcı

Öğretmenlik alan sınavı iptal davası aylardır neden sonuçlandırılmadı!

Öğretmenlik Alan Sınavı İptal Davası aylardır sonuçlandırılmadı.

Tüm sakıncalara rağmen ısrarla alan sınavı uygulaması yapılmış ve çok çeşitli sakıncalı durumlar oluşturmuştur.

Sadece belli branşlara getirilen alan sınavı çeşitli çelişkilere yol açmıştır. Alan sınavı getirilişinin dayanağı olarak kaliteli eğitim için nitelikli öğretmen seçimi olarak belirtilmişti. O halde “Milli Eğitim Bakanlığı’nın sadece alan sınavı yapılan branşlarda nitelikli öğretmen ihtiyacı var. Diğer branşlardaki öğretmenlerde herhangi bir nitelik aranmamaktadır.” sonucu çıkmakta. Bu da eğitim politikası hakkında derin çelişkiler oluşturmakta.

150 civarında branş bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’nda bu kadar fazla alana yönelik sınav hazırlama alt yapısı bulunmadığı için sadece var olan soru havuzundan yararlanılarak sınav uygulamaya konulmuştur. Bu da Milli Eğitim Bakanlığı ve ÖSYM’nin bu sınavı yapmaya yeteri kadar hazırlığı ve alt yapısı olmadığı fikrini desteklemektedir. Alan sınavından 50 net çıkaran bir adayın dersleri mükemmel anlatabileceği sonucuna hiçbir şekilde varılamaz.

Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı en fazla alım yapılan branşlara alan sınavı getirileceğini belirtmiştir. Yani alan sınavı gelen branşlar, en fazla alım yapılan branşlar olmalı. Fakat geçtiğimiz yılın verileri incelendiğinde alan sınavı getirilen Almanca Öğretmenliği branşında yalnızca 3 kişi atanmıştır. Oysa alan sınavı uygulanmayan Okul Öncesi Öğretmenliğinden 4148, Rehber Öğretmenliğinden 2463 kişi alınmıştır.

Bu durumda alan sınavı uygulamasının iddia edildiği gibi en fazla alım yapılan branşlardan değil, sadece soru havuzu var olan branşlardan yapıldığı, sınavın gerekli altyapı çalışmaları hazırlanmadan uygulandığı görülmektedir.

Öğretmen adayları olarak bu adaletsiz sınav için sosyal medyada bir araya geldik, fikir alışverişinde bulunduk ve 23/05/2013 tarihinde dava açtık.

Ne yazık ki 14 Temmuz’da sınava girmek zorunda kaldık ve davamız ağustos ayı olmasına rağmen hala açıklanmadı. Hatta davamız yürütmeyi durdurma istemi ile açılmasına rağmen, şu an zaman aşımına uğradığı için iptal davasına dönüşmüş durumda. Saygılar. (FEYZA NUR)

NOT:  Bugün 18 Ağustos 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Mısır’daki askeri darbe ve katliam bu süreci  gölgelememeli. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…