İyiliği emreden, kötülüğü engelleyen bir duruş, kötülüğü engellemeyip iyilikle oyalanırsa, zamanla iyilikleri emretmeyi bırakıp kötülükleri de yasaklamaz. Hatta iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en hayırlı kişiler olduğunu düşünmeye başlar. Yaşanan seviye kaybı budur ve bu kayıp “yavaş yavaş” oluşmuştur. Böyle bir şey olabilir mi demeyin, çünkü inandığı gibi yaşamayan, yaşadığına inanır ve buna insanların inanması için de kahramanlığa soyunur!
Böyle Bir Şey Yok Ki?
“Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışı, kaybettiğini anlamaya başladığında “böyle gitmez” demeye başlar ve kahramanlık sona erer. Çünkü aşınma beraberinde daha fazla aşınmayı tetikler. Yaşananlardan “ders” çıkarmayanlara şartlar “konu”yu yeniden anlatır. Aslında böyle bir kahramanlığa gerek yoktu ve yapılması gereken şey; iyiliği emreden, kötülüğü engelleyen seviyeyi korumaktı.
Tersten söylersek; “herkes başarısız olana kadar başarılıdır” kabulü, iyiliğin kötülük, kötülüğün iyilik olarak görülmesini beslemiştir. Hâlbuki başarısızlığın görülmediği ya da gösterilmediği bir hayat seviyeli yaşanabilir mi? Aşama aşama gözden geçirilmeden yakalanan bir başarı yok ki? Hedefe ulaşmak için her yolu mubah sayanların zaferi diye bir şey tarihte var mı? Varsa varsa, “benden sonra tufan” anlayışı var.
Böyle Bir Şey Olamaz!
Seviyeyi korumak yerine aşırı tepki vermenin kişiyi nerelere sürüklendiğine şahidiz. Dikkat edilmesi gereken nokta; seviye kaybı yaşanan süreçte verilen tepkinin, “etki”yi perdelemesidir. Aşırıya kaçılan her konuda, o tepkiyi ortaya çıkaran etki gölgede kalmış, bu yüzden “kök neden” görül(e)memiş ve havanda su dövülmüştür. Sorunu örtmek için “böyle başa böyle tıraş” demek de kimseyi kurtarmamıştır.
Mesela basit; “hayata geçirilmemiş her bilgi, doğru ile yanlışın arasındadır!” O halde; “niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?” Yapma niyeti olanın metodolojisi ve bunu besleyen literatürü, bir düzen ve ahenk hedefi vardır. Bu niyet ve hedefe sahip olan için “dünyanın hiçbir menfaati, iman kardeşliği ile gelen bereket ve rahmetten daha üstün olamaz!” Böylece, “iyilikten daha iyi iletişim, muhabbetten daha iyi talim” bulunmaz.