TASAM‘ın öncülüğünde Tekirdağ‘da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Balkan Kongresi‘nin katılımcıları arasında yer alan Saraybosna Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof.Dr.Becir Macic ile bölgede yaşanan gelişmeleri konuştuk.
Son gelişmeler ve diplomatik girişimlerin ışığında Balkan ülkelerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Bir bütünlüğü temsil eden Balkanlar, gelişme potansiyeli olan bir bölgedir. Ve Balkan ülkelerinin gelişmesinin önkoşulu, bölge ülkelerinin NATO ya da AB gibi uluslararası organizasyonlara üye olmalarına bağlıdır. Ekonomik gelişim için politik istikrar ve insan hakları alanında ilerleme çok önemlidir. Eski Yugoslavya‘ya bağlı yeni devletlerin şu anda pek çok sorunu var.
Ne gibi sorunlar var?
Bu devletlerin ekonomik güçlüklerinin yanında hudutlarla ilgili sorunları var. Önceki Federal Yugoslavya Cumhuriyeti gibi ekonomik bir pazarın şimdi çok sayıda küçük parçalara ayrılmış olması bir problem. Öte yandan bugünlerde Balkan ülkeleri arasında birtakım ekonomik ortaklıklar bulunuyor. Bu ülkelerin Avrupa Birliği‘ne üye olmaları büyük bir başarıdır. Özellikle Batı Balkanlar‘daki ülkelerin daha iyi ve gelişmiş ekonomik ortaklıklar kurmalarını bekleyebiliriz.
Savaşın meydana getirdiği travma sürüyor
Savaşın etkileri sürüyor mu?
Maalesef, savaşın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen bölgedeki travma halen devam etmekte. Savaştan sonra mülteci durumuna düşen, vatansız kalan insanlar halen mevcut. Bu mültecilerin anavatanlarına dönmelerini umuyor ve bekliyoruz. Harap olmuş pek çok fabrika, fakülte, bina ve pek çok sosyal yapı var. Bugünlerde öyle bir durumdayız ki, bu devletlerin kendi yapılarını onarmak için fazla bir bütçe ayıracak imkânları yok. Balkan halkları yurtiçi kaynakları desteklemek zorunda. Batı Balkan ülkelerinde işsizlik oranı çok fazla. Komünizmden demokratikleşme sürecine geçişten bahsediyorum. Bugünlerde demokratikleşme sürecinin pozitif sonuçlarının beklentisi içerisindeyiz. Bizim için çok zor ama elimizden geleni yapıyoruz. Komünizmden, tek partili dönemden kalan halkın alışkanlıkları kolayca değişmiyor. Ama halkımız artık daha genç ve eğitimli. Bu genç nesil işbirliğinde daha cesaret verici bir tablo oluşturuyor. Ama maalesef işsizlik oranının yüksek olması istikrarsızlığa neden oluyor. Örneğin ülkemizde pek çok insanın savaşta ölmesi, endüstrinin büyük darbe yemesi büyük sorunlara neden oldu.
Balkanlar‘daki sorunları çözmek kolay değil
Sorunların çözümü noktasında beklentiniz nedir?
Başta eğitim alanında olmak üzere pek çok sosyal meselede reformlar yapılmasını umuyoruz. Tabii ki gelişme yönündeki reformlar kolay yapılan şeyler değildir. Avrupa standartlarını kabul etmemiz ve yerine getirmemiz gerekiyor.
Bu problemlerin çözülebileceği konusunda umutlu musunuz?
Balkanlar‘daki meseleler kolay çözülecek gibi değil. Bölgede istikrarın sağlanması bir sorun. Yeni yaşama biçimi, yeni düşünceler, fikir ayrılıkları, bunlar hep çatışmaya neden oluyor. Batı Balkan ülkeleri halkları arasında pozitif bir anlayışın hâkim olması gerektiğine inanıyoruz. Bosna-Hersek‘teki savaşın insanlara çok büyük olumsuz etkileri oldu. Dayton Anlaşması‘ndan Brüksel Anlaşması‘na dönmemiz gerekiyor.
Dayton, ülkeleri gelişime kapadı
Dayton Anlaşması‘nı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dayton Anlaşması, evet savaşı durdurdu, ama çok karışık bir siyasi sistemin oturmasına neden oldu ve bu da ülkeyi gelişime kapadı. Bu anlaşma siyasilere belki bir şeyler kazandırdı ama halkların zararına oldu. Devletlerin parlamentoları arasında birtakım sorunlar var. Bir ülke diğerinin kararlarına pek saygı duymuyor. Bosna‘da ilk öncelik Dayton Anlaşması‘nı savunmak, diğeri de Brüksel Anlaşması. Ülkemiz Dayton‘un geliştirilmesi için uluslararası örgütlerden ve AB‘den ve AB kurumlarından destek aldı. Biz aynı zamanda AB ülkelerinden, AB‘ye üye olmamız konusunda yardımcı olmalarını istiyoruz. Bu organizasyonların ülkemiz için yaptıkları pek de fonksiyonel değil. Bosna gibi küçük devletlerde büyük bürokratik engellerin olması son derece olumsuz bir faktör.
Türk hükümetinin Balkan politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Balkan ülkelerine yardım etmek isteyen ve bölgede aktif rol oynayan her ülke çok iyi karşılanır. Türkiye‘nin son girişimlerini makul ve yapıcı buluyoruz. Pek çok açıdan çok güçlü ve etkili bir devlet olan Türkiye, Balkan ülkelerine yardımcı olabilir. Sırp ve Türk yetkililer arasında İstanbul‘da yapılan son görüşmenin bölge açısından faydalı olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Türk-Boşnak ve Sırp cumhurbaşkanlarının gerçekleştirdiği zirve bölge için iyi ve olumlu etkide bulunacaktır. Sırbistan ile görüşmemiz gereken pek çok konu var. Türkiye bu konuda çok iyi bir arabulucu olma potansiyeline sahip. Türk hükümetinden yeni girişimler bekliyoruz. Bence Türkiye arabulucu olarak karşılıklı sorunların çözülmesi ve pek çok problemin aşılması açısından yardımcı olabilecek bir ülke. Türk halkı özellikle Boşnaklarla yakın dost ve iyi ilişkilere sahip.
Sırbistan ileriye doğru bir adım attı
Sırbistan, Srebrenitsa katliamı için Bosna‘dan özür diledi. Bu yeterli mi? Ne düşünüyorsunuz?
Sırbistan ileriye doğru bir adım attı. Sırbistan içerisindeki birtakım güçlerin mücadelesi çok girift. Şu anda Sırbistan‘ın yapabileceği tek şey buydu. Böyle bir açıklamayı, özrü tebrikle karşılamamız gerekiyor. Uluslararası Adalet Divanı‘ndaki Sırbistan-Bosna Hersek davası pek çok uluslararası zorunlulukları yerine getirmek için açılmıştı. Hükümet yetkilileri, soykırım gerçeğini reddetme yoluna gidemezdi. Çünkü Sırbistan kamuoyunun büyük çoğunluğu soykırımı reddediyor. Bu yüzden Sırp hükümeti reddedici tavrı cezalandırmalıydı. İşlenen cinayetleri ve insan haklarına aykırı davranışı reddeden herkes cezalandırılacaktı. Radko Mladiç, Radovan Karadziç gibi savaş suçlularının serbestçe gezmesi uygun bulunmuyordu. Sorunuzun cevabına gelince, bu Sırbistan için demokratikleşme ve Bosna ile işbirliğine girme yolunda güzel bir adımdır. Ama bununla kalmayıp pek çok adım daha atmalıdır. Özellikle de Srebrenitsa katliamı konusunda daha fazlasını yapmalıdır.
Boşnaklar AB‘ye öfkeli
Siz ve Arnavut halkı Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz gidemiyorsunuz. Ama Hırvat ve Sırplar gidebiliyorlar. Bu konuda ne dersiniz?
Bu tavır son derece olumsuz bir yaklaşım tabii ki. Bu karar Bosna-Hersek‘te büyük tepkiyle karşılandı. AB, Sırbistan‘a vize muafiyeti hakkı tanıdığında, Bosna-Hersek daha iyi koşullarda bir ülkeydi. Ama buna rağmen bu hak Bosna‘ya verilmedi. Bu yüzden halkımız AB‘ye çok kızgın. Çünkü Avrupa ülkeleri pek çok söz verip yerine getirmiyor. Halkımız da daha fazla vaat istemiyor, icraat bekliyor. Bosna halkının büyük kısmı, bu kararın adil olmadığını, tamamen politik olduğunu düşünüyor. Bunun da çok büyük bir siyasi arka planı var. Avrupa Birliği her sene yeni şartlar öne sürüyor ve yeni vaatler veriyor. Ama artık somut adımlar bekliyoruz. Bu yaz Bosna için AB ülkelerine vize muafiyeti getireceklerini söylüyorlardı ama geçen hafta tekrar yeni bir karar verip Ekim ayından önce olamayacağını söylediler. Ülkemin insanlarında bir gün vizesiz dolaşımı elde edeceğimize dair hâlâ umut var. Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Türkiye büyük oranda Müslüman nüfusa sahip ülkeler. Ve bence AB tarafından adaletsiz tavır görmelerinin en önemli nedeni Müslüman ülkeler olmalarıdır.