Borç alan emir alır!

Abone Ol

Dünyayı, yaklaşık 20 senedir, enerji ve finans piyasaları yönetmekteydi. Enerji nin ülkeler için ne anlama geldiğini uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Churchill, "Bir damla petrol, bir damla kandan değerlidir" diye, emperyalist zihniyetin enerji politikasını özetlemişti yıllar önce. Finansal piyasalar ise bankacılık sistemiyle tüm ülkelerde insanların iliğini kemiğini sömürmek üzere kurgulanmış bir cendere aslında. Yani, tek cümleyle "paradan para kazanan, piyasalara ve firmalara para satarak tefecilik yapan sistemin" yumuşak ismi finansal sistem. Bu sistemin ana kolonu: Faiz Faizlerin yükselmesi, alçalması hep birilerinin cebine bir şeyler dolduruyor. Yani, cebimizde olmayan paradan bile borç ödüyoruz aslında biz. Önceki gün, sivri dilli ekonomist Osman Altuğ Hocamızla, küresel kriz ve Türkiye ekonomisi üzerine geniş bir sohbet yaptım. Altuğ Hoca, "Küresel kriz, üretim ekonomisinin intikamıdır" diyor kısaca. Kimden intikamı Üç kağıt ekonomisinden intikamı Yani, döviz, faiz, borsa Eğer üretirseniz, üreticiyi desteklerseniz ve paranın değerini üretim üzerinden kurgularsanız, ortaya çıkan ekonomik tablo ayakları yere basan, dirençli bir tablo olur. "Üretmezseniz, paranın soyut değeri üzerinden bir şeyler yapmaya kalkışırsanız, birgün sistem tıkanır" diyor hocamız Küresel kriz Türkiye yi etkiler mi, etkilemez mi Bu soruya Hocamızın verdiği cevap, bizi gerçekten düşündürdü. "Türkiye de tüm taşlar yerinde mi ki zaten " diyor hoca kısaca. "Sanki iç ve dış borcumuz yok, sanki dış ticaretimiz açık vermiyor, sanki gelir adaletsizliğimiz yok, sanki istihdamdaki tüm şeyler yerinde ve işsizimiz yok" Yani, "Bundan daha beter ne olabilir" demeye getiriyor Altuğ Hoca

Elbette, bundan daha beterini düşünmek bile istemiyoruz 2001 krizinde Başbakan Bülent Ecevit in önüne yazarkasa ve Anayasa kitapçığı atıldığında, döviz fiyatları bir anda neredeyse iki katına çıkmıştı. Aslında, o tarihten beri çok şey değişti Bakmayın siz, hükümet erkanının ekonomimiz çok dirençli şekildeki teranelerine. Ekonomimizde değişen bir şey yok, sadece Başbakanlık makamı artık hastane odalarından değil, Başbakanlık koridorlarından yönetiliyor, o kadar!

Türkiye, gerçekten çok çetin bir süreçten geçiyor. Yine, Altuğ hocamızdan patentli, "Götürene maşallah, götüremeyene inşallah ekonomisiyle" bu işler daha nereye kadar gidecek KOBİ lerimiz can çekişiyor Üzerlerindeki istihdam yüklerini kaldırabilmeleri hergeçen gün zorlaşıyor. İşçi çıkarmayan müessese yok. Ödeme dengeleri bozulmayan firma yok. Çekleri senetleri protesto olmayan şahıs yok. Ama, gazeteleri açıyorsunuz, televizyonları açıyorsunuz Hükümet erkanı, "Her şey çok güzel, her şey güllük gülistanlık edebiyatıyla" memleketi yönettiklerini zannediyorlar. Dilek ve temenni edebiyatı Nutuk ve hava gazı

"Sürdürülebilir borç, borcu ödeme kapasitesi" Yahu, borç borçtur, sürdürülebiliri, sürdürülemezi nasıl olur "Borcu sürdürebiliyoruz", "Borç ödeyebiliyoruz" diye övünenler, kalkıp ekonominin dirençli olduğunu söyleyebiliyor ya!

Borç alan, emir alır! Borcu olan masaya yumruk vuramaz!