BOP, BİP, Bibiiiippp! - 1

Abone Ol

Suriye başta olmak üzere geniş bir coğrafya kan ağlıyor.

Özellikle mazlum ve masumların kanı akıyor her ne hikmetse. Bin bir bahane ile

topraklarına, madenlerine, emeklerine, çörekleniyor zalimler peşi sıra.

Müslümana düşen ise acı bir tecrübeyi kâh canıyla kâh malıyla bedel ödeyerek

edinmek.

İslam ın ilk yıllarından beri ümmet ezaya cefaya

aşinadır. Tebliğin başlangıcında Hz. Peygambere (sav) ve müminlere Mekke

müşriklerinin yapmadığı eziyet, yemedikleri herze kalmamıştı. O nurlu insan ile

onurlananlar her şeye sabretmiş ve zulmetin geçeceğini, işkencelerin,

hakaretlerin bir gün son bulacağını biliyorlardı. Çile ile yoğuruluyordu her

günleri. Sabretmeyi ve her şeye rağmen davaya bağlılığı öğreniyorlardı. Eziyet

ve işkence onları bilinçlendiriyor ve imanlarını daha bir kuvvetlendiriyordu.

Kimse Ben dayanamıyorum çekip gideceğim demiyordu. Ne zaman ki işkence hat

safhaya ulaştı Allah-u Teâlâ hicrete izin verdi. Mekke geride kalmıştı artık.

Şimdi Müslümanlar için yeni bir belde, yeni bir imtihan süreci başlıyordu.

Medine, medeniyetin beşiği oldu kısa zamanda. Müslümanlar

çoğaldı, güçlendi zaman ilerledikçe. Fakat tuhaf bir durum vardı. Müslümanlar

huzursuzdu yine. Sürekli bir fitne, bir fiskos vardı hayatlarında. Zahiren

Müslüman olan ama kalbinde imanı pekişmemiş bir kesim türemişti Medine de.

Bunlar Müslümanlara bir türlü huzur vermiyorlardı. Her şeyde bir bahaneleri,

her işte bir ama, fakat, böyle olmaz ki ile başlayan itiraz cümleleri vardı.

Moralleri bozmak, özellikle yeni hidayete ermiş olanların kafalarını

bulandırmak istiyorlardı. Bir de Yahudiler vardı ki Kur an da en çok bahsedilen

kavimdiler. Sürekli Allah ın emirlerine karşı gelmişler ve türlü azaba duçar

olmuş bir milletti Yahudiler. Onlar da Müslümanlara bir türlü rahat vermiyor

kâh münafıkları kullanarak inanları fitneye düşürmeye çalışıyor kâh Mekkeli

müşriklerle irtibata geçerek onları Müslümanlara karşı kışkırtıyorlardı. Son

peygamberin kendi milletlerinden gelmesi gerektiğini ifade ederek bir yandan da

Müslümanların moralini bozarak zayıf düşmelerini istiyorlardı. Daha çetin bir

mücadele Medine de başlamıştı artık bir yandan münafıklar bir yandan Yahudiler

içeriden sürekli fitne çıkarırken bir yandan da Mekkeliler rahat durmuyorlardı.

Tüm engellemelere rağmen İslamiyet in de tebliğ ruhu gereği her bir yana

anlatılması ve insanları kutlu çağrıya davet etmek gerekiyordu.

Müslümanlar böylesi bir fitne ile de mücadele ederek

tecrübelendiler, kavileştiler. Ve bu tecrübenin neticesinde Mevla, Mekke nin

yani bir zamanlar zulmün, karanlığın, inkârın başkentinin fethini nasip

eyleyecekti müminlere. Mekke nin fethi bir son değildi elbette bir başlangıçtı.

Zira Müslümanların yapması gereken birçok şey vardı daha. İslam ın mesajının

tüm dünya milletlerine ulaştırılması, insanların kurtuluşunun temini ana

gayeydi.

Mekke döneminde imanın lezzetini alan Medine döneminde

fitne ateşinde pişen müminler artık olgunluğa erişmişlerdi. Sırada karanlığın

merkezi, inkârın kalesi durumunda olan Mekke nin fethedilmesi vardı. O Mekke ki

kendi öz evlatlarını sırf menfaat ve kuru bir inat uğruna olmadık işkencelere

tabi tutmuş, El Emin, güvenilir adam dedikleri Hz. Peygamberi ve Ona tabi

olanları olmadık iftiralar ile yurtlarından etmiş, göçe zorlamışlardı. On bin

kişilik bir ordu ile gelmişlerdi Mekke ye ve işte doğru düzgün bir direniş bile

görmeden yuvalarına kavuşmuşlar, olmaz denilen olmuş, Mekke fethedilmişti.

Mekke nin fethi ile yeni bir devir başlamış karanlık inkâr dönemi kapanmıştı.

Mekke fethedilmişti fethedilmesine ama daha fethedilmesi gereken nice fitne,

inkâr, zulüm başkenti vardı. Ve işte asıl fetihler şimdi başlıyordu

Haftaya devam edelim konumuza inşallah

Minik bir tebessüm

Keçi elçi

İspanya kralı, yeni seçilen papayı tebrik için soylu bir

aileden genç bir kontu görevlendirmiş. Kont o kadar gençmiş ki ne sakalı ne de

bıyığı mevcutmuş.

Papa kendini tebrik için böyle toy birinin gönderilmesine

alınmış.

-Kralınız adam kıtlığına mı uğradı, senin gibi sakalsız

birini beni tebrik için gönderdi, demiş. Genç kont pek lafını sakınma gereğini

duymamış:

-Eğer huzurunuzda sakalın bu kadar önemi olduğunu

bilseydi, kralımız size bir keçi de gönderebilirdi.

İlgilisine Notlar:

Mekânının cennet olmasını isteyenler hangi mekânlarda

daha çok durduklarına dikkat etmeliler.

Rus elçiliği yerine Hollanda elçiliğine yumurta atarız,

Çinli zannedip Koreli döveriz, Müslümanlara zulmedilirken profillerimiz Fransa

bayrağı yaparız, kardeşimizin idamını TV den izleriz, ümmet kan ağlar biz

keyfimizi süreriz. Biri bizim ayarlarımızı fena bozmuş anlaşılan.

1 Kasım seçimlerinden sonra Müslümanlarının yüzlerinin

güleceğinden dünyadaki devletlerin haberi yok galiba. Özellikle de Suriye de

sürekli masumları bombalayanların kesin haberi yok öldürmelerinden belli.

Dünyada bir tek terör örgütü vardır o da Siyonizm dir.

Diğerleri onun şehirlerde kravatlı dağlarda silahlı taşeronlarıdır.

Kitapların gölgesinde büyütmediğiniz bir nesli

silahların gölgesinde kalmaktan kurtaramazsınız.