YAZIMIN başında Başbakan Davutoğlu’nun Pakistan dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamadan kısa bir bölümü aktarmak istiyorum:
“Suriye ve Irak’taki gelişmelerden sonra Kürt kartı tekrar birileri tarafından kullanılmak isteniyor, bölgeye dizayn vermek için. Çözüm sürecini ne zaman bir olgunluğa getirsek, gerginlik çıkardılar.”
Sayın Başbakan’ın sözlerine sonuna kadar katılıyorum. Ancak, bölgemizde Kürt kartının hep devrede olduğu hatırlatmasını yapmak durumundayım. Benzer görüşleri bu köşede çeşitli defalar dile getirdik ve ülkemizdeki terörün son bulması, barış sürecinden istenen neticenin alınabilmesi için bölgeyi dizayn etme çabası içindeki dış güçlere dikkat çekiyorum. Hatta Irak, Suriye, İran ve Türkiye’yi içine alan bölgenin yeniden dizayn edilmesinde Başbakan’ın ifadesiyle birilerinin Kürt kartını kullandıkları biliniyor. Çünkü çatışma alanı olan Irak ve Suriye’de kara gücü olarak ABD, İsrail ve müttefikleri Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ni kullandıklarını gizlemeye bile gerek duymuyorlar. Başlangıçta birbirleri ile çatışma halindeymiş gibi görünen Suriye’deki PYD ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyen güçler, bu iki tarafı cepheye birlikte sürmeyi başardılar. Bunun için silah ve mühimmat başta olmak üzere her türlü desteği Peşmergeye sağladılar, sağlamaya devam ediyorlar.
Bu noktada Başbakan’ın tespitine katılmakla birlikte başka bir hususa dikkat çekmek istiyorum. O ise bölgenin dizayn edilmesi için Kürt kartının kullanılıyor olması yeni bir husus değildir. Geçen yüzyılın başından itibaren, yani Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonra ortaya çıkan devletleri yeniden ufalamak için Kürt kartı sürekli kullanılmıştır. İnsanımız genellikle ülkemizi doğrudan ilgilendirmediği sürece bu sorun üzerinde fazlaca durmadı. Ne zamanki PKK terör örgütü ülkemize yönelik eylemlere başlayıp, bir takım istekleri dillendirmeye başlayınca kamuoyumuzda tepki oluşmaya başladı. Hâlbuki PKK terör örgütü bir anda ortaya çıkmış değildi. Özellikle Irak’taki Kürt hareketinin geçmişi çok eskilere dayanıyor. Sürekli olarak da bu hareket, dış destek buldu ve dış destekler tarafından korundu. Ve Irak’ın işgaliyle Saddam’ın idamının ardından ortaya Bölgesel Kürt Yönetimi çıktı. Aslında bu adım bağımsız Kürt devletine giden yolda atılmış önemli bir adımdı. Ama bu ülkeyi yönetenler bu gelişmeler karşısında seyirciliği tercih ettiler. Hatta uzun yıllar Irak’ın parçalanması, Kuzey Irak’ta ayrı bir devlet kurulmasının kırmızıçizgimiz olduğu söylenmesine rağmen Irak, Suriye, İran ve Türkiye’deki Kürtleri birleştirmeyi hedefleyen Büyük Kürdistan planının hayata geçirilmesi anlamına gelen Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, Irak merkezi yönetimine tercih edilir, onlarla anlaşmalar yapılır hale geldi. Bu dönemde ülkemizde AK Parti iktidarının olduğu düşünüldüğünde Başbakan Davutoğlu’nun hiçbir özel istihbarata sahip olmadığım halde çeşitli kereler dile getirdiğim hususu söylemesi yeterli değildir. Çünkü yönetimi ellerinde bulunduranlar sadece bazı tespitler yapmakla yetinemezler. Tespitlerin gereğini yapmak durumundadırlar. Kısacası, bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyenlerin Kürt kartını kullanmaları karşısında harekete geçmeleri gerekir. Bu karşı hamle yapılmıyorsa bir takım tespitler yapmanın fazla bir anlamı kalmaz.