Bölgemizin huzuru Çin’e kalmış ise değişen olmaz

Abone Ol

Bölgemize dönük son zamanlarda Çin’in ilgisinin arttığına dair yorumlar gündeme geliyor. Bunun da ötesinde görünen o ki, Çin Ortadoğu’da gelişmelerde etkili olmak istiyor. Kısacası, özellikle ABD’ye, “Atacağınız adımlarda beni de dikkate almak zorundasınız” mesajı veriyor. Zaten dünyanın pek çok köşesinde Çin ciddi bir ekonomik etkinliğe sahip durumda. Söz gelimi Afrika’da 30 yıldan beri varlığını gösteriyordu. Bunda da ekonomik hamleleri etkili idi. Giderek bu etkinlik alanlarına yenilerini eklemekte. Özellikle son zamanlarda Ortadoğu’da bir takım arabuluculuklara soyunmuş olması ister istemez gelişmelerin dikkatli takip edilmesi gerektiğini gösteriyor. Çin’in özellikle İran ile Suudi Arabistan arasında yaptığı arabuluculuk ile gerçekleşen anlaşma daha tazeliğini korurken bu defa da Suriye’nin kuzeyinde düşen helikopterde ölenlerin PKK’lı oluşu, düşen helikopter ile ABD’nin kontrolünde olan hava sahası kullanıldığı, yani olayın içinde ABD’nin de bulunduğu haberlerinin gelmeye başlaması, bölgemize yönelik yeni bir oyun mu sahneleniyor sorusunu akla getiriyor. Çünkü düşen helikopterde yüklü miktarda füze, bomba ve cephanenin taşındığının ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu arada Barzani’nin Talabani’yi suçlaması, günlerce gelişmeleri sessizce takip eden, hedef gösterilmeyen ABD’nin son günlerde hedef haline gelmiş olması da sanki bölgemizde yeni gelişmelerin olduğunu gösteriyor. Belki buna yeni bir paylaşımın gündeme sürülmesi demek de yanlış olmaz.

Kaldı ki, düşen helikopterde ya da helikopterlerde uyuşturucu taşınıyor olması da söz konusu olduğuna göre ülkemizin uyuşturucu trafiğinin içine itildiğini söylemek de yanlış olmayacaktır. Çünkü gün geçmiyor ki, ülkemizde yapılan operasyonlar ile uyuşturucu satıcıları yakalanmasın ve gözaltına alınmasın. Kısacası, ABD bölgemizde çıkarlarını korumak için kullandığı terör örgütlerine uyuşturucu ticareti ile gelir sağlamaya çalışıyor olabilir mi bilinmez ama çıkarları uğruna yapmayacakları bir şey olmayacağını düşünmek de yanlış olmaz.

Sonuç olarak Çin’in İran-Suudi Arabistan arabuluculuğu ile bir anlaşmanın imzalanmasından çok ABD’nin faaliyetlerinin ciddi bir takibe alınması gerekiyor. Bu arada ABD’nin NATO’nun genişlemesi yönündeki çabaları da düşünüldüğünde soğuk savaşın yeni bir safhaya geçmekte olduğunu, Rusya’nın da bölgede ve özellikle Asya’da Çin ile yakınlaştığını görmek gerekiyor. Kısacası ABD Balkanlar’da ve Doğu Avrupa’da NATO’yu genişletme adımları atarken buna karşılık Asya’da yeni bir yapının adımlarının atıldığı da bir gerçek olarak ortaya çıkıyor.

Tüm bunlar yaşanırken ABD ülkemizi kendilerine mahkûm hale getirmek için özellikle terör örgütlerini kullanıyor. Özellikle, son zamanlarda buna bir de uyuşturucuyu eklemiş olmaları sürpriz olmaz. Talabani ve Barzani’nin sabit bir çizgide yürüyecekleri belli olmayacağına göre şartlara göre hareket etmeleri sürpriz olmaz.

Ancak, kesin olan husus ise bölgemizde ABD-İsrail ortaklığı bitmeyecektir. Çünkü ABD’nin sonuna kadar İsrail’in yanında yer alacağının bilinmeyen bir yanı yok. Siyonistlerin ABD’de yönetim üzerinde etkili olduğu gerçeğinin gözden kaçırılmaması gerekiyor. Bu bakımdan bölgemiz giderek daha da gerginleşecek, Büyük İsrail’e giden yolun açık tutulması için ABD ve İsrail her yola tevessül edeceklerdir. Bu gerçeği unutmadan kendi geleceğimize kendimiz karar vermek, kendimiz belirlemek durumundayız. Ülkemizi her geçen gün artan döviz ihtiyacından kurtarmak durumundayız. Çünkü gelinen noktada dış borç faiz yükü anaparanın üç katına çıkmış durumda. Kısacası, dış borca ihtiyaç duyduğumuz sürece tam bağımsızlık çok zor olacaktır.