Bölgemiz patlamaya hazır bomba gibi

Abone Ol

Bölgemiz giderek ısınıyor, her an patlamaya hazır bomba

görüntüsü veriyor. Bu hale getirenler ise öncelikli olarak sömürgeci güçler ile

bu güçlerin peşine takılan yerli işbirlikçiler. Talabani’nin hastalanmasının

ardından ülkemizde yapılan yorumların ağırlık noktasını, Talabani’nin Irak için

bir denge unsuru olduğu, ölümü halinde bozulacak dengenin kolay sağlanamayacağı

oluşturuyordu.

Talabani’nin ölümünün Irak’ta iç çatışmaya sebep olacağını

yazanlar, pamuk ipliğe bağlı ve her an bozulmaya hazır denge durumunun

sorumlusu kimlerdir, niçin böyle bir manzara bırakarak kenara çekildiler diye

sormuyorlar. Kısacası, bölgemizi böylesine patlamaya hazır bomba haline getiren

ve istedikleri an bombanın pimini çekebilecek olanlar nedense unutulmuş

görünüyor. Böyle bir soruyu kedilerine sorduklarında alacakları cevap onları

suçlu duruma düşüreceğini bildikleri için düşünmemeyi tercih ettiler. Çünkü

Irak’a yönelik işgal harekâtı sırasında işgalcilere alkış tutan, işgalcilerin

Irak’ı diktatörlükten kurtararak insan hakları ve demokrasinin esas olduğu bir

rejime kavuşturacağını savunanlar bugün gelinen noktada Irak’ın nereden nereye

geldiğini nedense düşünmek istemiyorlar.

Saddam diktatördü. Ülkeyi tek adam olarak yönetiyordu.

Bunlar doğru. Ancak, Saddam’ın devrilmesinden bu yana Irak’ta kaç kişinin

hayatını kaybettiğinin sayısını tam olarak bilen var mı Çünkü bu rakam kesin

olarak bilinmiyor ama milyonlarla ifade ediliyor Ayrıca yenilenmesi uzun

yıllar alacak ve büyük paraları gerektirecek bir Irak bırakmışlardır. Ayrıca,

işgalcilerin çekilip giderken var olan bir takım etnik ve mezhepsel ayrılıkları

körükleyip gittikleri bugünkü durumun izahını yapmaya yeterlidir.

Irak’taki dengelerin Talabani’ye kalmış olması bile dikkat

çekici değil mi

Talabani Irak genelinde nüfusun yüzde kaçını temsil ediyor

Buna rağmen Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtulmuş, bir başka Kürt temsilci

Barzani de Kuzey Irak yönetiminin lideri olarak taltif edilmiş böylece Irak bir

yandan bölünmüş, öbür yandan zorlama ile Talabani Irak Cumhurbaşkanı olmuştur.

Denebilir ki, Türk halkı nasıl darbecilerden biran evvel kurtulabilmek için

darbecilerin hazırlattığı anayasaya yüzde 92 evet’ demiş ise, işgalcilerin Irak’ta oluşturduğu yapıya da Irak halkı

işgalcilerin biran evvel çekip gitmesini sağlamak için olur vermiştir. Kısacası

işgalciler girdikleri her ülkede uykudaki ayrılıkları uyandırarak ülkede

istikrarı değil, istikrarsızlığı gündeme getirmişlerdir.

Bu bakımdan Talabani’den sonra ortaya çıkacak Irak tablosu

çizerken Talabani’yi istikrarın teminatı olarak göstermek yerine esas sorunun,

işgalcilerin oluşturduğu bu pamuk ipliğine bağlı istikrar görüntüsü altındaki

istikrarsızlığı değerlendirmeleri gerekmez mi Kaldı ki işgalciler çekilirken

nerede geride barış ve özgürlüklerin teminat altına alındığı bir ülke

bırakmışlardır İşgal, ölüm ve yıkım demek iken işgalcilere ümit bağlayanlar

eğer aptal değillerse bilinmelidir ki gerekçeleri her ne olursa olsun

işbirlikçilerdir. Yabancı güçlerle işbirliği halinde de ülkelerinin çıkarlarını

korumak gibi bir iddianın dayanağı olamaz.

Irak’taki durum yarın Esed ülkeyi terk etmek zorunda

kaldığında ya da her ne şekilde olursa olsun bertaraf edildiğinde Suriye’de de

ortaya çıkacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Yamalı bohçayı andıran

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nda daha şimdiden ciddi

görüş ayrılıkları olduğu gözleniyor. Bu arada İran devrimi öncesi ve sonrası

hatırlandığında Şah’a karşı birlikte hareket eden bir takım güçler devrimin

arkasından birbirlerine düşmüş, yönetimi ele geçirmenin mücadelesini

başlatmışlardır. Hatta Cumhurbaşkanı Beni Sadr İran’ı terk etmek zorunda

kalmıştı. Demek istediğim o ki, ister dış istekli ister sadece iç muhalefet

hareketi şeklinde olsun yönetimlere karşı birlikte mücadele verenler mücadele

başarıya ulaştığında kendi aralarında çatışmaya başlamaktadırlar. Özellikle dış

desteklerle yönetimlerin devrilmesi beraberinde istikrar değil istikrarsızlık

getiriyor.