Boğaziçi AGD’li Gençlerle

Abone Ol

Şu kadar bunalımlı bir zamanda biraz soluklanalım. Hayatın bu denli karamsar olduğu bir zamanda gençlerle olmak bir heyecandır. Onlarla aramızda kimse yok. Yaş grubu olarak onlar yeni hayatın yansımaları. Onların gözünde dünyayı olanı biteni anlamak da önemli.

Kuşaklar arasında uçurumlar var. Anne babalar ile çocukları çok ayrı dünyanın insanları. Böyle olunca da uyuşmazlık ya da uçurumlar bulunuyor. Gençler ellerinin altındaki iletişim araçlarıyla dünyanın diğer ucundaki insanlarla selâmlaşabiliyorlar. Kültür farklılıkları artık çok da önemli olmuyor. Küresel dünyanın yeni çocukları bunlar. Ancak, gençler üzerinde yabancı kültürlerin etkisi giderek belirgin.

Kuşaklar arasındaki çatışmaların boyutları çok derin. Anne ve babalar yaşadıkları dünyanın gözüyle, gençler ise yeni ve çok boyutlu pencerelerden bakıyorlar hayata. Gücü elinde tutan iletim kaynakları kendi ruhlarını dolaylı sindiriyorlar insanların ruhlarına. Bu, elbette önemli bir sorun. Bir millet kendi kültür değerlerini önceleyecek hamleleri şu zamanda nasıl kendi insanına sunacak. Asıl sorun bu.

Elimizin altındaki iletişim araçlarıyla bize ait bilgiler, sırlar, özel hâller belli merkezlerde toplanıyor. Gücü elinde tutan sanayi ve tekniği oluşturanların ellerinde. Bir millet kendisine ait bir ağı oluşturmadıkça ister istemez dalgaların etkisinde kalıyor.

Sosyal medya denilen medya en tutucu veya muhafazakâr toplumları bir anda savurabiliyor. Dalgalar oluşturuyor. Bir toplumun yönlendirilmesi için bir tuşa basmak ve bir eylemi başlatmak yetiyor. Bir millet için kara olabilecek bir durum ak’a dönüştürülebiliyor. Yakın zamanda Müslümanların yaşadığı coğrafyayı saran dalgaların nasıl bir “bahar” kavramıyla bir alaboraya döndüğünü yaşadık.

Şu son dönemde yaşanan olayların nasıl büyük bir sarsıntı oluşturduğu ortada. Öncelikle bir Müslüman toplumun güven sorunu var. Güvensizlik hayırlı işlerin yapılmasına da engel. Bir topluluk, veya başkalarının etkisindeki grup, ya da onların karşıtlarının verdiği mücadele derin yaralar bırakıyor. Sivil toplum kurumlarına artık güven duyulmuyor. Emperyalizm güdümlü kurumların oluşturduğu büyük tahribatın yanında, onları yok etmek için verilen mücadeledeki yaklaşım da o denli sarsıcı ve etkili.

İslâm adına sahih Müslümanların mücadeleleri ve çabaları artık karşılık bulmuyor. Mevcut yapının, yani laik sistemin kurumları bu süreçten sonra daha bir etkili oluyor ve güven duyulur hale geliyor, getiriliyor. Dıştan destekli bir yapı çökertilirken asıl dış ruhlu yapı güç kazanıyor. Laisizm, demokrasi, ırk, bayrak, tek vatan, hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir öncelik kazanıyor. İslâm milleti, ümmeti, İslâm medeniyeti, kültürü ve değerleri, büyük idealleri sümenaltı oluyor. Müslüman bir milletin, toplulukların büyük hedeflerinin önü tıkanmış oluyor.

Gençlerle sohbet ederken, konuşurken, yaşanmakta olan olaylardan sonra hem bir karamsarlık, hem bir umutsuzluk hem de güçlük sorunları kendini gösteriyor. Bu büyük dalgaların etkisi onların gelecek umutlarını olumsuz etkiliyor.

Günün dalgalı medyasının insanlar üzerindeki etkisi yadsınamaz. Absürt, hayali, olamayacak olan kimi saçmalıklar ile insanları kuşatıyor ve bağlıyor. Olması gerekenleri değil olmayacak durumları önceliyor. Şu “Bahar” denilen savrulma sürecinde bu gibi durumlar çok yoğun yaşandı.

İslâm’a ve Müslümanlara karşı oluşturulan yapılar büyük yıkımlar getiriyor. 15 Temmuz darbe girişiminin yıkımı ve etkileri çok daha sarsıcı. Bir darbe girişimi oldu, karşı darbe ile darbe etkisizleştirildi. Şimdi iç darbe ile Müslümanlar asıl yıkıma doğru sürükleniyorlar. Kim kendi çocuğunu bir cemaate, bir çevreye, bir kuruma nasıl teslim edecek. Etmiyor ve edilmiyor. İslâmî değerler büyük bir tehlike olarak görüldüğü şu zamanda artık, demokrasi dini, onun kurumları, sembolleri daha çok öne çıkıyor. Allah’ın dini, onun kitabı, onun peygamberi ve onun yolu Müslümanların önceliği değil. Ne İslâm milleti, devleti, ümmeti önceliğidir. İslâm’a ait olan şehitlik olgusu Allah’ın dininin hâkimiyeti oluşturmak için değil, milletin hâkimiyeti için. Dini demokrasi olan, yönetim tarzı onun kurumları olan için oluyor ne yazık ki. İç darbe çok daha ağır. Bunun etkileri görülmeye başlandı bile.