BM’nin sözde kalan çağrısı

Abone Ol

BM’nin karara bağlanamamış ateşkes çağrısı dünya üzerindeki ülkelerin vatandaşlarının protestolarından daha etkili ve sonuç verici değil. Çeşitli zamanlarda BM’nin bu fonksiyonsuzluğunu dile getirdik ve var olan küresel düzen değişmeden, sömürgecilerin oluşturduğu mevcut dünya düzeni sömürgecilerin, güçlülerin işini kolaylaştırıyor. Onlar, devam eden sömürü çarkları yoluyla insanlığı adeta köleliğe mahkûm etmiş durumdalar. Diyebiliriz ki, efendiler, oturdukları yerden dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini ve insan gücünü sömürülerini sürdürürken ücretli köleler haline getirdikleri insanlığın büyük bir bölümüne emekleri karşılığı verilen ücret ise açlık sınırının altında kalıyor. Kısacası yüzyıllar önce yeryüzünde yaygın olan kölelik kadar bile insanlar bugün dünyanın zenginlikleri eşit olmasa bile insanca yaşayacakları bir ücreti bile çok görüyorlar. Bu bakımdan mevcut düzene ücretli kölelik düzeni demek yanlış olmayacaktır.

Bu gerçeği sanıyorum görmeyen yoktur ama gördükleri halde görmezden gelenlerin yeryüzündeki etkileri ister istemez küresel sermaye sahiplerine çalışıyor. Bu gerçeği İsrail’in son bir aydır Filistin’de sürdürdüğü soykırım karşısında mevcut dünya düzeninde yeryüzünde özgürlük ve insan haklarını hâkim kılmak için kuruldukları ile sürülen uluslararası söz konusu kuruluşların Gazze’deki soykırımı seyretmeden öte geçemiyor olsalar da kurdukları köle düzeninde sömürgeciler yanlarına yeni sömürgecilerin katılmasından bile rahatsız oluyorlar. Her ne kadar İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru zamanın güçleri arasında bir anlaşma imzalanmış, bu anlaşma gereği dünya o zamanki iki kutup arasında paylaşılmış, dünyayı sömürü hususunda varılan anlaşmaya iki taraf da sonuna kadar riayet etmiştir. Yani dünyayı sömürme hususunda vardıkları anlaşma gereği zaman zaman iki taraftan birisi sesini biraz yükseltiyorsa da sonuç değişmiyor. Sömürgecilerin her biri paylarına düşen kesimde istedikleri gibi at koşturuyorlar. Buna karşılık sömürülenlerden de ciddi bir tepki gelmiyor. Aslında son bir aydır yaşananların durdurulması için tepkinin ötesine geçmek, sömürgecilerin canını yakacak adımlar atılması gerekiyor. Bu noktada Birleşmiş Milletler kurumlarından acil ateşkes çağrısı geliyor olsa bile öyle bir üslup ve ses tonu ile geliyor ki, İsrail’e, “Yeter artık, bir ay oldu. Şimdiye kadar katlettiğiniz 10 bini aşkın insan şimdilik yeterli osun. Gerisini bir bahane ile yeniden başlatacağınız çatışmanın sonunda elde edersiniz” anlamına gelen bir açıklama söz konusu. Sanki BM katliamları önlemek için değil, İsrail’i biraz daha cesaretlendirmek için açıklama yapıyor. Böyle bir uluslararası örgütün insanlığın yararına yapabileceği hiçbir şeyin olmadığını söylemeye bile gerek yok sanıyorum.

Bu arada çeşitli ülkelerden yükselen ateşkes çağrılarına karşı Netanyahu, yaptığı açıklamada, ateşkese uymayacaklarını belirterek, “Ateşkes yok, Gazze’yi tam işgal edeceğiz” şeklinde açıklama yapıyor ama BM, sesini çıkartmıyor. Sanki BM diye bir örgüt yok, tüm dünya İsrail’in özellikle de Netanyahu’nun emrine bırakılmış görüntüsü çıkıyor. Ne yazık ki, bu durumdan bu düzeni kurmuş olanların utanması da söz konusu değil. Buna rağmen Türkiye, ısrarlı bir şekilde kalıcı ateşkes çağrısını tekrarlıyor ama sonuç değişmiyor. Onunla da yetinmeyip Netanyahu, karşı açıklamasında, “Gazze’yi süresiz işgal edeceğiz” diyor. Bu da gösteriyor ki, açıklanmamış olsa da İsrail’e destek hususunda taraflar arasında bir mutabakat imzalanmış. Kısacası sömürgeciler, kan akıtmakta da dünyayı sömürmekte de bir anlayış beraberliği içindeler. Bunun için ezilenlerin çok geç kalmadan ayağa kalkmaları, “Yeter artık” demeleri gerekiyor. Çünkü mazlumlar ayağa kalkmadan zalimler diz çökmeyecektir. Bu bakımdan yeryüzünde huzurun sağlanması için öncelikli olarak mazlumların ayağa kalkması gerekiyor. Aksi halde sömürgeciler ateşkes çağrılarına karşı, ateşkes değil, mola istemeyi sürdürecekler