CUMHURBAŞKANI Erdoğan Türkmenistan da dünya üzerindeki ihtilafların
uluslararası işbirliği ile çözülebileceğine dikkat çekerek, İnsani boyutu ön
plana çıkan ihtilafların uluslararası hukuk ve işbirliği çerçevesinde bir an
önce çözüme kavuşturulmasını arzu ediyoruz demiş. Elbette, uluslararası
ihtilafların çatışmaya dönüşmesini engellemek için uluslararası işbirliğine
ihtiyaç var. Bu gerçek sebebiyle milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol
açan dünya savaşlarının ardından bugünkü Birleşmiş Milletler örgütü hayata
geçirilmişti. Ne var ki, güya dünya üzerinde çatışmaları önlemek, ihtilafları
müzakereler yoluyla çözüme kavuşturulmak iddiası ile kurulmuş olan Birleşmiş
Milletler, beklenen işlevi yerine getirememiştir. Çünkü yapısı adaleti esas
almıyor, sömürgeci güçlerin çıkarlarını koruma ve kollamayı esas alıyordu. Bir
bakıma Birleşmiş Milletler, Haçlı-Siyonist ittifakının kendi aralarında
çatışmaların ortaya çıkmasını önlemeye, buna karşılık özellikle Müslümanları
katletmeye gerekçe bulmayı esas alıyordu. Bugün ihtilafları uluslararası
işbirliği ile çözmek arzusu doğru bir yaklaşım olmakla birlikte mevcut yapısı
ile BM başta olmak üzere ulusları örgütlerin tümü sömürgeci güçlerin kontrolü
altında ve sadece onların isteklerine ve çıkarlarına göre hareket
etmektedirler. Söz gelimi BM, Güvenlik Konseyi nin 5 daimi üyesinden birinin
karşı çıkması halinde bir konuda bağlayıcı karar alamamaktadır. Böyle olunca da
5 üyenin her birinin oyu Birleşmiş Milletler üyelerinin tümünün oyundan daha
üstün oluyor. BM nin yeryüzünde barış ve huzuru sağlamak gibi hedefi laftan öte
gitmiyor. Sonuç olarak uluslararası ihtilafların uluslararası işbirliği ile
çözülmesi gerekmekle birlikte bunun nasıl sağlanacağı sorusu cevapsız kalıyor.
Mevcut uluslararası örgütler aracılığı ile çözülemeyeceği de düşünüldüğünde
yeryüzünde yeni bir yapılanmaya ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor. Bu yeni
yapılanmanın başında BM nin yeniden yapılandırılması geliyor. Ancak, BM nin
sömürgeci güçlerin çıkarlarını korumak üzere dizayn edilmiş olduğu gerçeği
ister istemez gücü ellerinde bulunduran devletlerin kontrolü altında BM nin
yeniden yapılanmasının da adaleti esas alacak şekilde düzenlemesi pek mümkün
görünmüyor. Böyle olunca da mevcut uluslararası yapıları bir kenarda bırakarak
yeni bir anlayış ve medeniyetin değerlerini esas alan yapılanmaya sahip uluslararası
örgütlerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü BM yi sadece 5 daimi üyenin
kontrolünden kurtarmakla yeryüzünde ihtilafların adalet ölçülerine göre
çözümlenmesinin mümkün olmayacağı ortada. Şu anda yeryüzünde hâkim medeniyet
gücü, imtiyazı, çoğunluğu hak sebebi sayan bir anlayışın ürünü. Bu bakımdan
öncelikli olarak bu anlayışın yerine gücü değil adaleti esas alan bir
medeniyetin yeniden ayağa kalkması, mevcut yapıların karşısında alternatif
yapılanmaları hayata geçirmeleri gerekiyor. Çünkü hâkim anlayışın sahipleri
gücü hak sebebi görüyorlar, gücümüz var istediğimiz ülkeyi işgal eder
beğenmediğimiz yöneticiyi öldürürüz mantığı ile hareket ediyorlar. O zaman gücü
hak sebebi sayan anlayışın karşısına güçle çıkmak gerekiyor.
Özetle Haçlı-Siyonist anlayışın hâkim olduğu ve dayattığı
çözümlerle yeryüzünde ihtilafları hak ölçülerine göre çözüme kavuşturmak,
barışın hâkim olması mümkün olmayacaktır. İş Müslümanlara, Müslümanların
yeniden yeryüzünde İslam ın hüküm ve değer yargılarını hâkim kılmalarına
düşüyor. Bunun için de sadece güçten anlayan Haçlı-Siyonist ittifakı karşısında
Müslümanların güçlü olmaları ve öncelikli olarak kendi aralarında birlik
oluşturmalarına bağlıdır. Bunun adı ise İslam Birliği dir. İslam Birliği
sağlanmadan gücü hak sebebi sayan anlayışın mensuplarının iradesine teslim
olarak uluslararası sorunları adalet ölçülerine göre çözmek mümkün olmayacak,
onlar istedikleri gibi sömürülerini sürdürecekler, bunu da eşitlik ve demokrasi
gibi ambalajlar içinde sunmaya devam edeceklerdir.