BM, NATO ve AB Aynı Telde Oynuyor

Abone Ol

Dünya üzerinde öylesine bir yapı oluşturulmuş ki, sanki birbirlerine karşı imişler görüntüsü verirlerken, yaşananlar dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde yeryüzünde barışı, huzuru sağlamak ve adaletsizliği önlemek iddiası ile kurulmuş olan uluslararası örgütler sonuç itibarıyla birkaç ülkenin çıkarına hizmet diyor. Söz gelimi Birleşmiş Milletler’in yapısı düşünüldüğünde 190 ülkenin oyu BMGK’nın bir üyesinin oyu etmiyor. Çünkü 191 ülkeden 186’sının oyu ile geçmiş bir karar 5 daimi üyeden birinin vetosu ile geçersiz hale geliyor. Böyle olunca da genel kuruldaki görüşmeler ve alınan kararların fazla bir anlamı olmuyor. Daha doğrusu sömürgeci güçlerin çıkarlarına hizmet ettiği sürece alınan kararlar uygulamaya giriyor, etmediği takdirde bir veto ile geçersiz hale getiriliyor. Böyle bir yapının yeryüzünde barışı sağlamasını beklemek saflık değilse nedir? 

Birleşmiş Milletler, NATO gibi uluslararası örgütler kuruluşları sırasında öylesine vaatlerle ortaya çıktılar ki, sanki, hiçbir ülke haksızlığa uğramayacak, ülkelerden birine yönelik bir haksızlık ortaya çıkacak olursa buna BM olarak karşı çıkılacak. Ancak gelinen noktada böyle bir sonuç ortaya çıkmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Diyebiliriz ki, kendilerini güçlü gören; bir diğer ifadeyle nükleer silahlara sahip oldukları için diğer ülkeleri hareket edemez hale getirmiş olan ülkeler ilk sözü de, son sözü de söylüyorlar. Diğer ülkelere ise hiçbir zaman başrol düşmüyor; figüranlıkla yetinmek zorunda kalıyorlar. 

Sadece ülkemizi ilgilendiren uluslararası olaylara bir göz attığımızda çok net bir şekilde görüyoruz ki, ABD bazı ülkelerle ittifak için ittifaklar oluşturmuş. Bu ittifaklar çoğu zaman ilan edilmeye de gerek duyulmuyor. Söz gelimi Rusya ile ABD soğuk savaş yıllarının ortaya çıkardığı iki kutuplu dünyanın karşı kutuplarını oluşturuyorlardı. Ancak geçen zaman içinde çıkarlarına uygun düştüğü sürece sürekli birleştiler, bir sıcak çatışmanın içinde olmadılar. Hemen belirteyim ki, sıcak bir çatışmaya girmeleri için tırnak kaşıyor değilim. Ancak söz bazında birbirleri ile kanlı bıçaklı düşman görüntüsü vermelerine karşı birbirlerinin ayağına basmamaya dikkat ediyorlar. Yani kendileri karşı karşıya gelmiyorlar ama oluşturdukları mekanizma ile birbirlerinin çıkarlarını koruma hususunda destek oluyorlar. Ancak bu arada var olan açık ittifakların dışında farklı ittifaklar da oluşturuluyor. Söz gelimi ABD, Yunanistan söz konusu olduğunda hemen bu ülkenin yanında yerini alıveriyor. Yani ilan edilmemiş Haçlı ittifakı harekete geçiyor. Böyle olduğu için de Türkiye’nin Yunanistan ya da bir başka Avrupa ülkesi ile çıkar çatışması ortaya çıkacak olursa ABD hemen Yunanistan’ın yanında yerini alıyor. Söz gelimi Kıbrıs’ta hemen her dönemde ABD ve yandaşları hemen Haçlı ittifakının bir sonucu olarak birlikte hareket ediyorlar. Mesela ABD, ülkemize uyguladığı ambargo sebebiyle parasını ödediğimiz silahları vermediği halde, Kıbrıs Rum kesimine uyguladığı ambargoyu bir yıl daha iptal etti. Suriye’de ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya ile birlikte hareket ettiklerini sanıyorum söylemeye gerek kalmadı. Bu arada ABD’nin Suriye’de teröristleri eğittiğini söylemekten dilimizde tüy bitti ama onlar bildikleri yolda devam ediyorlar. Çünkü karşılarında oluşmuş bir adil örgütlenme söz konusu değil. 

Son olarak KKTC’de bir yol yapımının BM Barış Gücü tarafından engellenmeye çalışılmasının izah edilir, akıl alır bir yanı yok. Güya muhtemel çatışmaları önlemek için BM’nin Kıbrıs’a gönderdiği barış gücü Türklerin kullanacağı bir yolun yapımını Güney Kıbrıs Rumlarını memnun etmek için engellemeye çalışılması her ne kadar gereken cevabı almış olsa da Haçlıların dayanışması söz konusu olduğunda anında dünyanın hangi köşesinde olursa olsun birlik oluşturdukları görülüyor. Uzun lafın kısası, böylesine bir dünyada takım oluşturulmuş örgütlerle adaletin tecelli etmesini beklemenin anlamı yok. Bu bakımdan sıkça dile getirdiğim bir hususu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Eğer yeryüzünde barışın ve huzurun sağlanması gerçekten isteniyorsa böyle bir organizasyon oluşturulabilmesi için Müslümanların da temsilcisinin bulunması şarttır. Bu olmadığı takdirde birtakım güçlü ülkeler dünyayı oyalamaya devam edeceklerdir.