BM, Gazzeyi görüştü de ne oldu?

Abone Ol

Katil İsrailin Gazzeye yine saldırdı ve içinde çocukların da bulunduğu 18 Filistinlinin bu saldırıda hayatını kaybetti, çok sayıda yaralı var... Bu rakamlar dün 11.00e kadar ulaşan rakamlardı. Kısacası İsrail kan dökmeye doyacağa benzemiyor. Birileri çıkıp haddini bildirmediği sürece saldırılarına ve tüm dünyaya meydan okumaya devam edeceğini söylemek yanlış olmaz.

Peki İsraili böylesine küstahlaştıran, saldırganlaştıran nedir

Bu soruya elbette İsrailin genel stratejisidir cevabını vermek mümkün Bir diğer ifade ile Büyük İsrail hayalinin peşinden koşan İsrail için bu hedefe ulaşma yolunda her şey mübah görülüyor. Ancak, bunun yanında başka sebepler de var. Bu sebepleri uzun uzun sıralamadan önce, dün TRT Haberde yer alan, "BMde İsrailin Gazzeye saldırısı görüşüldü. Sonuç çıkmadı. ABD ve Kanada ise İsraile destek verdi" deniyordu. Sanıyorum İsrailin sınır tanımayan saldırganlığını bu iki cümle kısa ve öz olarak özetliyor. Zalimlerin yanında yer alan, sömürgecilere uluslararası gerekçe bulmakla görevli ve 5 zalimin kontrolündeki Birleşmiş milletler ile başta kim bulunursa bulunsun kayıtsız şartsız İsraili desteklemekte olan ABD bu cesareti veriyor. ABDnin İsraile destek konusunda yalnız olmadığını, Almanyadan Fransaya, İngiltereden İtalyaya kadar dünya siyonizminin kontrolü ve etkisi altındaki ülkenin de İsraili koruyup kolladığını söylemek yanlış olmaz. Bu gerçek bilinmesine rağmen bir yandan ABDnin müttefikliğine sığınıp öbür yandan Filistin davasına destek verildiğini söylemek ne kadar inandırıcı olur o da ayrı bir konu. Hem İsrailin dostları ile birlikte hareket edip hem de Filistin davasında Filistinlilerin mücadelesine destek verildiği söyleniyorsa ortada bir tutarsızlığın olduğunu söylemek yanlış olur mu

Kısacası İsrail, çok güçlü ve yenilmez olmadığından bu kadar küstahlaşmıyor, bu kadar kan içici olmuyor. Arkasındaki desteklere duyduğu güvenle sürekli saldırıyor, vuruyor, öldürüyor.

Bu tespitin arkasından artık tüm İslam dünyası BMnin dünya barışını sağlamakla görevli değil, bazı ülkelerin ve güçlerin çıkarlarını korumaya yönelik olduğunu görmek durumundadır. BMnin görevleri arasında, Müslümanların saldırılara karşı korunması kesinlikle yoktur. Artık, İslam Ülkelerinin Birliğinin sağlanması konusunda konuşmanın ötesine geçilmesi ve ciddi anlamda adımların atılması gerekiyor. Aslında bu birliğin oluşması hususunda fikri bir beraberlik de vardır. Yani tüm İslam ülkelerinde İslam Birliğinin biran evvel gerçekleştirilmesi hususunda yaygın bir kanaat oluşmuştur. Ne var ki bazı İslam ülkelerindeki göbeğinden ABDye bağımlı yöneticiler bu birliği engellemektedirler. İslam Birliğinin sağlanması hususunda ciddi adımlar atıldığında ise bu oluşuma sızan bir takım ABD yanlısı ve bağımlısı ülke yöneticileri oluşumu içeriden sabote etme görevi üstleniyorlar. Bütün bunlara rağmen bu yolda devam etmek ve vakit geçirmeden birliğin sağlanması gerekiyor. Birlik sağlanabildiği takdirde dünyanın yeniden şekillenmesi söz konusu olacaktır. Artık konuşma döneminin sonuna gelip uygulamaya geçmek gerekiyor. Çünkü, Filistinlilere her İsrail saldırısının ardından üzüntü duyulduğu yönündeki açıklamalar derde derman olmuyor.

Yıllardan beri Gazze açık cezaevi durumunda. Milyonlarca insan İsrail ablukası altında yaşamakta olmasına rağmen BM, ABD engellemesi sebebiyle eğer meseleye bir çözüm bulmamış, bulamamış ise artık bu konuyu ikide bir BMye taşımamak gerekiyor. Çünkü, Gazze ve bir bütün olarak Filistin sorununu BMye taşımak burada bir takım konuşmalar yapılması gaz almak anlamına geliyor. Derde derman olmuyor.

Küfür cephesinin merhametine sığınmak sadece zilleti artırıyor. Bu zilletten kurtulmanın yolu İslam dünyası olarak ayağa kalkmaktan geçiyor.