Yıllardan beri Myanmar yönetiminin Arakanlı Müslümanları göçe zorladığı, bunun için de yüz binlerce Müslüman’ı katlettiği biliniyor. Ne var ki, Arakanlı Müslümanların çığlıkları hep cevapsız kaldı. Bazı Müslüman ülkelerdeki sivil toplum örgütleri ellerinden geldiğince Müslümanlara yardım ulaştırmaya çalışsalar da bunlar yetersiz kaldı. Bunun da ötesinde bu yetersiz yardımların bile Müslümanlara ulaştırılması da çoğu zaman Myanmar yönetimi tarafından engellendi. Dünyanın bu ilgisizliği Myanmar yönetimini cesaretlendirdi, toplu katliamlara başladılar. Artık bıçak kemiğe dayanmış, milyonlarca Müslüman vatandaşlık bile verilmeyen ülkelerini terk etmek zorunda kalarak, yollara düştüler. Hayatta kalabilmek için Bangladeş’e ulaşmaya çalıştılar. Bir kısmı Bangladeş’e ulaşamadan yollarda hayatını kaybetti. Felaket bu noktaya gelince dünya çığlıklara kayıtsız kalmadı. Kayıtsız kalamadı ama Myanmar yönetimini frenleyecek bir adım da atılmadı. Özellikle BM arada bir istatistikî bilgiler yayınladı, rakamlar açıkladı. Bu vurdumduymazlık ister istemez BM’nin sorgulanmasına yol açtı. Sorgulandı da netice değişti mi? Değişmedi. Sadece arada bir Myanmar yönetimini eleştiren açıklamalar yapıldı ve mesele unutulmaya terk edildi.
Bu arada Myanmar’daki gelişmeleri incelemek üzere bir komisyon görevlendirildi. Hemen her uluslararası olayda oldu gibi hareket edildi. Son katliamların ve göçün üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtikten sonra BM komisyonunun hazırladığı rapor açıklandı. BM komisyonunun hazırladığı raporda Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırım suçunun işlendiği açıklandı ve soykırıma karışan generallerin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması istendi. Bu rapor ilk bakışta BM’nin haksızlıkların ve cinayetlerin karşısında yer aldığı gibi algılanabilir. Böyle bir raporun hazırlanmış ve ilan edilmiş olması önemli bir adım olmakla birlikte derde derman olacak bir yanı yoktur. Çünkü bu raporda sadece birkaç general suçlanmakta ve onların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması istenmektedir. İyi de bu isteğin hayata geçirilmesini kim nasıl sağlayacaktır?
Bu arada raporda Myanmar’a karşı uluslararası ambargo uygulanması gerektiği de yer almaktadır. Ne var ki, rapor sadece açıklanmış, bunun ötesinde yaptırımlardan söz eden yoktur. Söz gelimi ABD Türkiye’ye karşı ekonomik terör uygularken, Myanmar’a böyle bir ambargo akla bile gelmiyor. Kısacası, BM’nin yaptığı iş hiçbir yetkisi olmayan bir kişinin yaptığı açıklamayı geçmiyor. Ortada bir soykırım var iken öncelikli olarak mağdurların korunmaya alınması gerekir. Hâlbuki mağdurların göç ettikleri Bangladeş’te istenmiyor, en kısa zamanda ülkelerine dönmeleri isteniyor. Bir an evvel gitsinler diye kurulan çadırların altına beton dökülmesine bile izin verilmezken Myanmar yönetiminin soykırım uyguladığı BM raporunda yer almış, ne fark eder? Uzun sözün kısası uluslararası hiçbir hadisede olayları önleyecek ya da sona erdirecek bir güce sahip değildir. Böyle olunca da bu örgütün ya lağvedilmesi ya da yapısının değiştirilmesi gerekiyor. Bunun için de öncelikli olarak son sözü BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin söylemesi uygulamasına son verilmelidir. Çünkü BM Genel Kurulu’nda büyük bir çoğunluğun kabulü ile geçen bir karar bu 5 daimi üyeden birisi tarafından veto edilecek olursa geçersiz oluyor. Yani, BM üyesi yüzlerce ülkenin oylarının bir anlamı kalmıyor.
BM’nin bu çarpık yapısına sıkça dikkat çekmemize rağmen, bu yapının değiştirilmesini söz konusu 5 ülke istemiyor. O zaman da böyle bir örgütün ortada görünmesinin bir anlamı olmuyor. Sadece bu ülkelerin çıkarlarını korumaya yarıyor. Olaylar her seferinde rahmetli Erbakan Hocamın İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kurulması gerektiği çağrısını akla getiriyor. Bu çağrıya duyulan ihtiyaç ise sıkça hissediliyor. Ne yapılması gerektiği belli iken bunun nasıl yapılacağı hususunda harekete geçenlerin bulunmayışı bozuk yapının devamını sağlıyor.