Bizim Mesleğin En Çekilmez Yanı

Abone Ol

Dün sabah gazeteleri okurken gördüğüm bir haber bir anda tüm iç dünyamı altüst etti. Geçici de olsa düşünme kabiliyetimi kaybettiğimi söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü haber öylesine korkunçtu ki, yüreğimdeki sızı dinmek bilmedi. Gazetede haberi okuduktan sonra hemen İstanbul’daki meslektaşlarımı aradım, olayla ilgili detay bilgi edinmek için. Ne var ki aradığım kardeşlerimle telefonda konuşmayı bile beceremedim. Çünkü benim de evlatlarım vardı ve evlat acısının ne kadar dayanılmaz olduğunu yıllar önce yakından müşahede etmiştim. İlkokul üçüncü sınıfa giden 10 yaşındaki kardeşim kan kanserinden vefat etmişti ve bu acıyı ailece birlikte yaşamıştık. Bu arada babamın saçlarının üç gün içinde çektiği acıdan dolayı ağardığını gömüştüm. Haberi okur okumaz, bu olayı hatırladım ve gazetemizin yazarı Mustafa Kasadar kardeşimin ruh halini hissetmeye çalıştım. Aslında çalışmaya da gerek yoktu. İnsan kendisini bir anda olayın ucunda buluyordu. Kendi kendime dualar ettim, Mustafa kardeşime dayanma gücü vermesi için Allah’a yalvardım. Sonra ister istemez bilgisayarın başına geçtim. İşte bu an bizim mesleğin en sıkıntılı yanını gösteriyordu. Çünkü bizim meslekte yaşanan acılar sebebiyle bir kenara çekilip oturma hakkınız yoktu. Babanızı, annenizi, kardeşiniz hatta evladınızı bile kaybetseniz işinizi yapamasanız bile işinizin başında olmanız gerekir. Söz gelimi bir yerde sel felaketi ve onunla birlikte hayatını kaybeden insanların haberini yapmak sizin görevinizdir. Sevdiklerinizi kaybetmenin acısını yüreğinizde duyarken, duygularınızı saklamayı becerseniz bile iç dünyanızda oluşan patlamaları duymazdan gelemezsiniz.

Sözümü uzatmadan bir uyuşturucu bağımlısı tarafından katledilen kardeşimin acısına dayanmanın kolay olmadığını biliyorum ama yine de baba Mustafa Kasadar’a sabır diliyordum. Çünkü onların kayıpları da çok acı verici olmasına rağmen anne, baba kaybına insan galiba evlat acısına göre biraz daha katlanabiliniyor. Bu noktada olayın detayına girmek istemiyorum. Ancak bu köşede çeşitli kereler dile getirmeye ve ilgililerin dikkatini çekmeye çalıştığım uyuşturucu bağımlılığı toplumumuzda giderek yaygınlaşıyor. İnsanımızın sürüklendiği felaketin üzerine idareciler ve idare edilenler hep birlikte gitmek ve soruna çözüm araştırmak gerekiyor. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı bir süre sonra o yılanın sizi ya da bir yakınınızı da sokmayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü uyuşturucu bağımlıları için sadece ihtiyaçlarını gidermek önem kazanıyor. Bunun için en yakınlarına bile zarar vermekte bir sakınca görmüyorlar. Bu tür bağımlılar için akıl ve mantık bir anlam ifade etmiyor, çünkü akıl ve mantık devre dışı kalıyor.

Kısacası, bir bağımlının saldırısına maruz kalan kardeşime Allah’tan rahmet diliyor, ailesi ve sevenlerine zor olduğunu biliyorum ama sabır niyaz ediyorum. Allah, tüm insanlığı uyuşturucu belasından ve bu belaya esir düşmüş olanların şerrinden korusun. Amin.