Bizim köyün delisi

Abone Ol

Çoğu kez delilerle veliler arasında yoğunluklu bir geçiş olduğuna inananlardanım. Doğruyu söylemek, dosdoğru yürümek bazen delilik gerektirir.

Hesap kitap… Olurlar olmazlar, yararlar zararlar hesaplandığında, insanoğlu cesaretle, inançla hareket edememektedir.

Bir tarafta dünyanın nimetleri, öbür yanda şerefli yaşamanın bedeli.

Her davranışın bir karşılığı var… Kötülüğün de iyiliğin de… Adaletin de adaletsizliğin de… Yaptığımız ve yapacağımız her amelin, her hareketin semeresi eninde sonunda bizi bulacaktır.

Bu Allah’ın vaadidir.

Bundan ötürüdür ki, delileri pek önemsemek gerekir. Söylediklerine de dikkat kesilmek lazımdır. Delidir ne yapsa yeridir, meczuptur, akılsızdır, dengesizdir denebilir. Benim bahsettiğim deliler, akıl ve izan bolluğu yaşayanlardır.

O gün vardım hanesine. Yalnız yaşıyordu. Üstü başı kirli değildi. Soğuk suda ara sıra elbiselerini döker, yıkarmış. Kendini de unutmazmış, temizliğe titizlenirmiş. Selam verdim… Yamacına oturdum. Gülüyordu. Yiğit lakabıyla dillenirmiş ya, ben de, bre deli Musa nedir, neden gülersin, dedim.

İçimden geldi, dedi.

Tanıdın mı beni, dedim… Biliyorum, dedi. Talebeliğini bilirim… Okudun… Gittin uzaklara, dedi ve sustu.

Köy nasıl, köylü nasıl? diye sorunca, öfkelendi. Ayağa kalktı, hiddetlendi. Adam olmaz bizim köylüden, dedi. Bunlar küt kafalı, yok adam değil bunlar, diye tekrar edip durdu sözlerini.

Hayırdır, dedim, niye adam olmazmış bizimkilerden. Oflandı, darlandı, puflandı.

Aşağı mahalleden biri bir şey diyor, yukarıdakiler inanıyor, dedi yüksek sesle… Niye inanıyorsun adam, niye söyleniyorsun sonra… Hem, her şey doğru mu ki?

Anlamadım, dedim.

Bizim köylünün aklı bir. Köylünün tek aklı var. Biri ne derse, öbürleri onu diyor. Sen de değişik bir şey söyle… Yok, aynısını diyor. Şaştım bunlara.

Gittiler sandığa… Tek oy değişik çıkmaz mı? Çıkmadı.

Var git, sen hesapla.

Anladım ne demek istediğini… Deşmek istedim fikrini… Türkiye için ne düşünüyordu, gidişatı nasıl buluyordu deli Musa.

Deli Musa emmi, dedim, Türkiye nasıl? Memleketin gidişatını nasıl buluyorsun?

Elindeki sopayı gösterdi… Budaklı, eğri büğrü bir değnekti.

Aha bu değnek gibi dedi, zikzak siyaseti adamım… Zikzak siyaseti. Bir gün öyle, bir gün böyle… İlk zamanlar iyiydiler… İlk zamanlar çok iyiydiler. Erdoğan’ı yine severim sevmesine de, yanlışlar çok… İnsanları dinlemesi lazım… Çok konuşmak yerine, çokça dinlemesi gerek… Olmaz böyle… Böyle gitmez. Birinin ona bir şeyler demesi lazım… Sen okumuşsun…

Bana dikti gözlerini. Gözleri fal taşı gibi açıldı. Biraz daha sesini yükseltti… Git, sen konuş… Senin gibiler konuşsun… Doğruları söyleyin… Her şey güllük gülistanlık değil... Yanlışlar çoğalıyor.

Doğrucuları korumak lazım… Dokuz köyden kovulacaklar yağcılar, yalancılardır. Söyle bunu ona... Sen söyle, senin gibiler söylesin.

İçerde huzur… Kalpte huzur… Mahallede huzur, millette huzur lazım… Bu neyle olur?

Neyle olur Musa emmi? dedim…

Az konuşup çok dinlemekle, demez mi? güldüm.

Gül, dedi, dediklerimi duymazsanız, sonra ben size gülerim. Gülün siz.

Bizim köyün delisi Musa emmi… Deli Musa. Çok şey anlattı… Hepsini yazamadım buraya… Deliler sözün gerisini bilirler… Onlara sözü uzatmaya gerek yoktur.