Kendi başına gelen belalara kanıksadığı için hiç
umursamayan, ama seyrettiği dizideki bir mazlumun durumuna çok üzülen, zalim
Erol Taş rolündekilere diş bileyen insanlara döndük.
Amerikan askerleri on beş bin kilometre uzaktaki
Afganistan a savaş açarlar, gökyüzünden yeryüzüne ateş yağdırırlar,
öldürdüklerini bir çukura doldururlar, katil askerler çukurun etrafına daire
oluşturacak şekilde yerleşirler ve emir-komuta zinciri içinde çukura attıkları
Afganlıların üzerine işerler ve bu durumu filme alıp Internet ortamında
paylaşırlar.
Gazete ve televizyonlarda kısa haber olarak verilir
geçer.
Kimsenin kılı kıpırdamaz.
Siyasiler ve kendini bir şey zannedenler bu olay
karşısında ağızlarını açmazlar.
Ama Afganistan dan yeni dönen bir Amerikan veya İngiliz
askeri cadde ortasında bir Müslüman tarafından öldürülürse önceden yazılı olan
demeçler verilir.
İngiliz askeri Lee Rigby, öldürüldüğü günlerde Fransa nın
Lyon kentinde bir vahşet daha işlendi, haberiniz oldu mu Vah vah dediniz mi
48 yaşlarında İngiliz Julian Stevenson isimli biri,
boşandığı Fransız hanımından olan beş yaşındaki kızı Carla ile on yaşındaki
oğlu Matthew i boğazlarını keserek öldürür.
Hiç bir siyasiden veya sivil toplum kuruluşlarından
lanetleme demeci gelmez.
Çünkü bilinçaltlarında İngilizlerin, Fransızların,
Amerikalıların istediğini öldürme hakları vardır.
Fransızlar, Mali de gerçekten dinine samimiyetle bağlı
olanları öldürmeye devam ediyorlar.
Myanmar da Budistler, binlerce Müslümanın evlerini ateşe
veriyorlar, öldürüyorlar, yurtlarından sürüyorlar aldıran, demeç veren,
ağlayıveren yok.
Yardımı geçtik, ağlayıveren arıyoruz.
Ankara nın göbeğinde Çeçenistan halkına yardım eden Mete
Ünlü adında bir yiğit adam, kimliği belirsiz ajanlar tarafından vuruluyor, ona
acıyı veren, ağlayıveren, lanetleyici demeç veren yok, Irak ta öldürülen
Amerikan askerine ağlayıverenler, Bunları öldürenler Müslüman olamaz diyenler
var.
Irak ta öldürülen bir buçuk milyon Müslüman sayısı bizim
içimizde hiç bir infial uyandırmıyor.
Çünkü öldüren Amerikalı.
Ama 11 Eylül olaylarını hâlâ gündemde tutup orada
öldürülen üç bin insana ağıt yakmalar devam ediyor.
Dünyadaki bütün ayrılıkçı örgütlerin, teröristlerin,
azılı katillerin, canilerin hepsinin bir senede öldürdüğü insan sayısı
Amerika nın bir ayda öldürdüğüne denk olmaz.
İspat mı istiyorsunuz
Buyurun, zalim Saddam ın otuz yılda devlet imkanlarıyla
öldürdüğü insan sayısı otuz bin civarındaymış.
Amerika geldi, zalimlik öyle olmaz, böyle olur dercesine ve bir buçuk milyon insanı öldürüverdi.
Hepimiz insan olmamız nedeniyle çevre etkisinde kalırız.
Çevrenin alışkanlık yaptığı yanlışları biz de doğru kabul
eder hale gelebiliriz.
Onun için biz Müslümanlar, Rabbin kelamıyla olaylara
bakmayı, peygamberimizin yaptıklarını yapmayı en doğru yol kabul etmişiz.
Rabbimiz Maide süresinin 32 inci ayetinde kim her hangi
bir adamı öldürürse derken Arapçasındaki en tenviniyle öldürülenin ister
işçi, ister dünyanın en fazla işvereni olsun, ister er, ister general olsun,
ister zenci, ister beyaz olsun, ister Budist, Yahudi, Hıristiyan, Müslüman...
her ne olursa olsun haksız yere öldürülmesi gerektiğini haber verdiği için
haksız yere ölenler arasında ayırım yapmadığımız gibi haksız yere öldürenler
hakkında da ayırım yapmayız ve Bizim katilimiz iyidir demeyiz
Bu ayetin tefsirini Şifa Tefsiri nden bir okuyuverin.
Yoksa isteme telefonu (0212) 5111085 Cantaş Yayınevi