Bizim İslam diye bir dinimiz var

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Ey ben Müslüman’ım diyenler, bizim İslam diye bir dinimiz var yahu… İslam ki ferdin ve devletin faiz yoluyla gelir elde etmesini haram kılmıştır. Ülkemizde ve dünyada yaşanan maddi ve manevi krizin ana sebebi faizci kapitalist düzendir. Bu düzen; devlet gelirlerinin çoğunlukla haram olan şeylerden elde edilmesini esas alır. Devlet Milli Piyango’dan, Spor Toto teşkilatının oynattığı iddia gibi oyunlardan, at yarışları üzerine oynanan bahis oyunlarından gelir temin ediyor. Üzülerek ifade edelim ki, AK Parti iktidarı döneminde şans ve bahis oyunlarının hem türleri artırılmış, hem de yıllık ciroları inanılmaz rakamlara ulaşmıştır. İslam düzeninde devlet; faizden, kumardan, içkiden, haram olan şeylerden gelir elde etmez. Durum böyle iken; ey Müslüman aydınlar, hocalar ve önderler faiz, kumar ve haram kazançlar konusunda AK Parti iktidarını niçin uyarmıyorsunuz? Devlet, haksız mecralardan aldığı zulüm vergileri ile de gelir temin ediyor. İslam’da olmayan; alım satım vergisi, veraset intikal vergisi, KDV, ÖTV, kurumlar vergisi, gelir vergisi gibi nice haksız vergiler konusunda AK Parti iktidarını niçin ikaz etmiyorsunuz? Türkiye’de AK Parti iktidarı döneminde kaç iplik ve dokuma fabrikası, kâğıt fabrikası, takım tezgâhları fabrikası, demir çelik fabrikası, ilaç fabrikası, şeker fabrikası ve ülkeyi dışa bağımlılıktan kurtaracak fabrika kuruldu ve açılışı yapıldı. Samsun/Çarşamba Şeker Fabrikası hâlâ niçin kapalı tutuluyor? Azot üretiminde hangi durumdayız ve tarımın önemli girdilerinden gübre ve zirai ilaç üretiminde yerlilik oranı yüzde kaçtır? AK Parti iktidarında eğitimin materyalist muhtevası daha da ileriye taşındı. Ahlâkta ve maneviyatta yapılan tahribat, ülke güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştı. İslam, zulmün her türlüsünü yasaklamışken, niçin yürütülen zulüm düzenine tepkisiz kalıyorsunuz? Ellerimizle yaptıklarımız yüzünden denizde ve karada fesat, kriz ve bunalım oluyor. Bu ülkeyi elbirliği ile dışa ve de dolara bağımlı hale dış güçler değil bizler getirdik. Erbakan Hoca’mızın; geliniz zulme ve zalimlere karşı birlikte mücadele edelim dediği birçok kimse bugün ya faize, kumara, içkiye fetva vererek, cehennemden kendisine yer ediniyor veya adil bir düzeni değil faizci düzeni yürüten iktidara yaranmak için kalem oynatıp dünyasını ve ahiretini kurtaracağını zannediyor. Gidilen yol, İslam’ın yolu olmadıktan sonra, ilerlesen ne olur, geri kalsan ne olur. Çünkü Allah, kullarından hesabı İslam üzerinden alacaktır. Allah’ın İslam’dan başka hiçbir din ve düzene rızası yoktur. Vardır diyenler çıksın ortaya…

İSLAM VE MÜSLÜMAN

İslam, bizim istediğimiz gibi şekil vereceğimiz, ona dışarıdan bir şey ekleyeceğimiz bir din ve düzen değildir. Biz, tabi tutulduğumuz dünya imtihanını kazanmak için İslam’ın hem şekline hem de ruhuna teslim olup yaşamak zorundayız. İslam, teslim olacağımız haktır. Müslüman’ın görevi hakkı tutup hayatın tamamına ikame etmektir. İslam’ın Müslümanlardan istediği bir görev de; zulüm, zalim ve bütün kötülükler ile mücadele etmektir. Zulüm; bir bütün olarak hayatı İslamsız yaşamaktır. Hak hukuk tanımadan yönetmektir. Hakkı batıla karıştırmaktır. Allah’ın gazabını rızasına tercih etmektir. Zulüm ile mücadele etmeyen, zulme ve zalime çanak tutanların saadet bulması mümkün olmaz. Müslüman bilmelidir ki zulüm ile abat olunmaz. Zulüm ile abat olanın sonu berbat olur. Peygamberimiz bize nasihat ediyor: “Sizden birisi, kıyamet günü kendi kendisini rezil ve perişan etmesin.” Sahabe sorar: “Ey Allah’ın Resulü, hiç adam kendisini tahkir ve rezil eder mi?” Bu soru üzerine Peygamberimiz şu cevabı vermiştir: “Evet, dünyadayken, yapılan bir kötülük veya haksızlık karşısında, bir şahsın bir şeyler söylemesi ya da o kötülüğü engellemesi gerektiği halde orada susmuşsa, Allah ona, ‘Orada niçin sustun’ diye sorar. O kul da, ‘İnsanlardan korktum yarabbi’ der. Bunun üzerine Allah, ‘Ben korkulmaya daha layık değil miydim?’ buyurur.” Kur’an’da ve hadislerde; canı, malı veya haysiyeti çiğnenip zillete düşen bir mümine gücü yettiği halde seyirci kalan kimselerin kendilerinin de yardıma muhtaç oldukları yerlerde, Allah’ın onlara yardım etmeyeceği ve onları zelil bırakacağı haber verilmiştir.

KUR’AN NİZAMI

Kur’an insanı, maddi ve manevi yönüyle bir bütün olarak ele alır ve korur. Kur’an insanı, tevhide, güzel ahlâka, faydalı ilme, adil ekonomik düzene, adil yönetim ve yargılamaya, insanların dünya ve ahiret saadetini temin için cihat etmeye, ıslah etmeye, ifsadı engellemeye, Allah’ın verdiği nimetleri servete çevirmeye, bütün bu işleri Allah için yapmaya davet eder. Kur’an’da bildirilen hükümleri boşa çıkaracak tercih ve yönelişler, Allah’ın ilahlığını görmezlikten gelmek, nefsin hevasını, arzu ve isteklerini ilah edinmektir. Bunların, Peygamberimiz tarafından; “Kur’an’ı terk ettiler diye Allah’a şikâyet edileceği” haber verilmiştir. Kur’an; Allah’ın kopmayan sağlam ipidir. Bu ipe tutunmayan veya daha önce tutunduğu halde bırakan fert ve toplumlar, sapıtmış Hıristiyan Batı’nın, gazaba uğramış Siyonist, ırkçı ve inkârcı Yahudi’nin kölesi olurlar. Bu kötü halin içerisinde bulunanlar, kendilerini hak yolda zannettiklerinden, İslam’ca bir hayat düzenini arzulayan kimseler de olamazlar. İslam’ca bir düzenin hüküm sürmediği bu karanlık dünyada sömürü vardır, zulüm ve haksızlık vardır, kan ve gözyaşı vardır, hırs ve tamah vardır, mala tapma ve kula kulluk vardır. O karanlık dünyanın insanı zalimdir, bencildir, çıkarcıdır, cimridir, zayıflara karşı acımasızdır, İslam’a karşı nankör, kendinden daha güçlü olanlara ve menfaat beklediklerine karşı itaatkârdır. İzzet ve onur Milli Görüş iledir. Başkası yalan ve talandır. Selam hidayete tabi olanlara…