Bizim çocuklarımız

Abone Ol

Cengiz Aytmotov un, Gün olur Asra Bedel adlı romanında

geçen, mankurtlaşma efsanesi, kimlik dejenerasyonuna uğrayan günümüz

gençlerinin durumunu özetler mahiyettedir. Efsanede, birbirine düşman iki

topluluk vardır ve bu toplulukta insanlar, birbirlerine her fırsatta saldırır,

yerleşim yerlerini yakıp yıkar ve esir aldıkları kimselerin bir kısmını öldürür

aralarından güçlü olanları ise alıp mankurtlaştırırlar. Mankurtlaştırılan

kişiler, sonsuza dek köle olarak yaşarlar. Bu kişiler önce belirlenir ve kafa

derileri diri diri yüzülür, saçları kazınır, bir deve derisi kesilir, deri

sıcak sıcak genç tutsağın kafasına geçirilir. Deve derisi bu kişinin başına

yapışır ve yapıştıkça acı verir. Devenin derisi çabuk kurusun ve tutsağın

çığlıkları duyulmasın diye onu çöle götürürler ve yaşanan işkenceyi keyifle

seyrederler. Bu kimselerden bir kısmı işkencelere dayanamaz ve ölür, kalanları

ise hafızasını ve bilincini tamamen kaybederek hayat boyu sahibine itaat eder,

onun verdiği işleri yerine getirirler.

Tutsağın yakınları her yola başvurur fakat oğullarının

mankurt olacağını duyunca umutlarını kaybederler. Çünkü bu kişi artık tarihini,

doğup büyüdüğü aileyi, sahip olduğu değerleri tamamen unutmuş ve sahibinin kölesi

haline gelmiştir. Çünkü bilinci yoktur. Bilinci olmayan bir kişi milli ve

manevi köklerinden koparılmış ve kimliksizleştirilmiştir. Bu kişi artık

sahibine itaat etmenin dışında bir şey düşünemez hale gelir. Kurulmuş bir robot

gibidir, canlıdır ama onu insan kılan değerleri kaybetmiş ve adeta bir bitkiye

dönüşmüştür.

Bu efsane bana, kimliğinden, kültüründen, dininden ve

değerlerinden uzaklaştırılarak bilinmez bir dehlize doğru sürüklenen

gençlerimizin, hazin öykülerini düşündürdü. Gençlerimizin artık ben kimim

Sorusuna verebilecekleri net bir cevapları yok. Ne yazık ki bu gençler,

geçmişlerinden koptukları gibi geleceklerini de hayal edememektedirler. Onları

ahlak ve maneviyat düzleminde yeniden kazanmak ve hayata hazırlamak ise

hepimizin görevidir.