Bir millet kendisine ait olan değerleri korumakla
yükümlüdür. Bu değerler kendisine bir ruh ve güven katıyorsa.
Neden Ayasofya ve neden biz
Ayasofya İstanbul un fethinin bir belgesi. Biz
İstanbul un fethini onunla biliriz. O, İslâm öncesi yabancı bir ruh ile inşa
olunmuşken ve Allah ın dininin dışında farklı bir kültürü simgelemişken,
İstanbul un fethi ile Müslüman oldu. Sadece insanlar ve cinler Müslüman
olmuyorlar. Bir beldenin bir toprağın fethi ile orada bulunan canlı ve cansız
nesneler de Müslümanlaşıyorlar. Camiye dönüşmesi onun için bir lütuf. Müslüman
olduktan sonra sütunları, duvarları, tuğlaları ve hatta freskleri de iman
etmişlerdir. Bu, onların bir ruh kazanmasını sağlar. Böylece zamanla bu cansız
nesneler dillenir, zamana tanıklıkta bulunur.
Ayasofya, bir simge. Nasıl ki Bizans düştü ise, nasıl
Bizans toprakları Müslümanların toprakları olduysa, Bizans kralının şahsi eseri
olan Ayasofya da Müslümanların oldu. İstanbul da diğer kiliselere dokunulmadı,
onlar kendi halleriyle baş başa bırakıldı. Ama Ayasofya nın durumu farklı ve
özel.
Müslümanlar Ayasofya yı kendileştirirken ona kendi ruhunu
verdi. O da bunu benimsedi. Zaman içinde onun bir ikizi, belki de daha farklı
bir güzelliği olan Sultanahmet Camii yanı başında yer aldı. Onlar yüzyıllardır
birbirlerine eşlik ediyorlar. Minarelerinde okunan ezanlar sonsuzluğa çağrıda
bulunurlar/dı. Ama şimdi değil.
Ayasofya soğuk yüzünü bıraktı sıcak bir yüze sahip oldu
Müslüman olunca.
Ayasofya, Allah katındaki asıl ruha sahip oldu. Onun
ruhunu bozan muharref Hıristiyanlar, insan figürleriyle insanı
tanrılaştırdılar. Hz. İsa yı Tanrı katına yükselttiler ve baba-oğul ikilemine
düşürdüler. Bu bir fetihtir Ayasofya ve İstanbul için. Hıristiyanlar Sevgilimiz
Efendimize Hz. İsa konusunda itirazda bulundular. Bir insan babasız doğar mı,
bunun bir başka örneği var mı diye. Evet, var karşılığını verdi Efendimiz;
Hz. Âdem de babasız dünyaya gelmiş.
Ayasofya nın fethi insanlık için bir dönüm tarihi. Hz.
İsa nın bir kul ve elçi olduğu, tanrı oğlu olmadığı, annesinin de masum
olduğunun bir belgiti. Kilisenin kendine göre kurduğu bir imparatorluğunun
yıkılışı. Papalık kendi konumunu korumak ve güçlendirmek ve kendisini
ruhulkudüs olarak görürler. Kendilerini de dokunulmaz kılarlar. Günahsız insanı
günahkâr addederler. İnsanların günah işlemesine fırsat tanırlar ardından da
onların günahlarına bağışlarlar. Kendilerini tanrı olarak konumlandırırlar.
Ayasofya Hıristiyanlar tarafından dolaylı olarak
Müslümanların elinden Lozan ile çıkarıldı. Onu eski hâline döndürme niyetidir
bu. Ayasofya nın müze yapılması ile kilise yapılması arasında hiçbir fark yok.
Müze ile kilise ruh olarak birbirilerinin eşdeğeri. Manevi ruhtan yoksun
mekânlar.
Lozan ile yıkılan Osmanlı Devleti nin elindeki fethin
simgesi olan Ayasofya onlar açısından bir sembol oldu. Hıristiyan kuşatmasında
olan Müslümanlar ve Türkiye onu aslına döndürmeye cesaret edemiyorlar. Laikliğe
dokunamayacakları kadar güçlü bir put hâlinde duruyor.
Ayasofya nın yeniden müze/kiliseye çevrilmesi bir yenilgi
ve teslimiyettir. Haçlı Hıristiyanlığının yeniden kabulüdür.
Kendine dost olamayanlar başkalarını dost edinirler ve
onlara sadık kalırlar.
Ayasofya da secdeye varacak her alın, ister bir ister
onlarca ister binlerce olsun İstanbul un yeniden fethine tanıklık eder. Bu,
milletimizin yeniden dirilişi olur. Yeniden bin yıllık tarihini ayağa kaldırma
olur. Yeniden kendi olmayı başarır.
Korku içinde başımıza musallat edilen putlara dokunmama,
koruma yenilginin kabulüdür.
Ayasofya bizim mülkümüz.
Ayasofya bizim eserimiz. Ve artık bize ait.
Biz topraklarımızda bize ait olanı korumakla yükümlüyüz.
Biz kendimiz olabilmemiz için yeniden fetih ruhu ile içimizdeki karanlıkları dağıtmakla
ödevliyiz.