Bizi kim yönetiyor sorusu ve sorunu?

Abone Ol

Cumhurbaşkanı seçimi vesilesiyle çok şeyi konuşur olduk

Konu kapsadığı alan veya alanlar açısından epey önem arz

ediyor

Bu vesileyle yönetim ve yöntem konusunda bazı meseleler

üzerinde duralım

Ülkemizi ve ülkeleri yani bizi kim yönetiyor sorusu

ve sorunu ile başlayalım

Görünürde devletimizi Başbakan veya Cumhurbaşkanı ya

da her ikisi yönetiyor gibi görünür ama çoğu kez onlar görünürde yönetirler,

asıl yönetenler başkalarıdır...

Yöneticiler genellikle o yerin, o ülkenin bir bileni

değildirler. Zamanla birisi/birileri danışman olur, yönetici/ler hep onun

dediğini yapmaya başlarlar. Vezirlik budur. Çoğu zaman bu bilen dışarı ile

dolaylı olsa da ilişkilidir. Orduda karargâh vardır, ordu karargâh tarafından

yönetilir. Bir devlet kendi yöneticileri tarafından yönetilmezse, dışarıdan

yönetilmeye başlar...

Bir yerdeki, bir ülkedeki sorunları tespit edip çözüm

bulmak gerekir, halkın çözümleri desteklemesi gerekir, bunu gerçekleştirmek

için halkı ikna etmek zorundasınız...

Halk iç işlerinde hukuk düzeni içinde kurallara tabi olur

ve özgürlük içinde yaşar; dış işlerinde ise lidere tabi olur, ona inanır, onun

doğru karar verdiğine kanidir. Bu şekilde yönetilen devlet yaşar. Bu denge

kurulamıyorsa durum iyi değildir. İç işlerinde lidere tabi olunuyorsa, bu dikta

rejimidir. Dış işlerinde özgürlük isteniyorsa, bu da devletin çöküşüdür...

Bizde ülkeyi dışa bağımlı sermaye yönetir. Millî olmayan

yani dışa bağımlı basını kullanan sermaye gerekli görüntüleri oluşturur ve

gerekli kararları aldırıp kabul ettirir...

Ülkemizi şimdiye kadar işte böyle oluşmuş olan derin

güç/ler yönetmiştir. Bu derin güç bugüne kadar dışa bağımlı sermaye ile ordunun

anlaşmasıyla gerçekleşiyordu. MİT ve millî olmayan medya, el ele dış güçlerin

istediğini ülkede dengeli olarak uyguluyordu. Ordu ile sermaye arasındaki bu

anlaşma zorunlu idi. İçten içe aralarında savaş vardı ama hep birbirlerine

uyarlardı. Son yıllarda ordu bu siyasetini değiştirdi ve seçimi kazananın

emrine girdi, bu arada MİT yönetimin yanında yer aldı. İç sermaye ise dış

sermayenin emrinde kalmayı yani dışa bağımlı olmayı tercih etti. Bugünkü savaş

budur. Bu savaş yalnız ülkemizde değil, dışarıda da yani bütün dünyada devam

ediyor. Hep hatırlatıyoruz; bu savaşın meydan muharebesi de Türkiye dedir.

Türkiye deki bu savaş aslında dünya çapında cereyan etmekte olan bir savaştır

ve şu şekilde sürdürülmektedir: ABD deki Cumhuriyetçiler sömürü sermayesine

tabi olarak ve karşılıksız para gücü ile elde ettikleri basın/medya

silahını kullanarak savaşıyorlar Demokratlar ise ulus devlet

tarafındadırlar ve bu güce yani halka dayanarak yani her türlü askeri

güçlerini kullanarak savaşıyorlar...

Dışa bağımlı iç sermaye de dış sermaye ile hep işbirliği

yapar ve olanlar olur  

Bunun bölgemizdeki sonucu olarak Ortadoğu da İsrail in

yönettiği küçük devletlerden oluşmuş birliği (BOP) kurmak için Türkiye nin

ekonomisi ve dini aleyhine kararlar dışarıdan empoze edilmiş yani

dayatılmıştır... Ancak sömürü sermayesi bu işi başaramayınca şimdi Türkiye de

yatırımlar yapmakta ve/ya yaptırmaktadır... Türkiye yi merkez yapabilir,

Türkiye merkez olabilir... Sermaye de bir realitedir, bir güçtür Asıl üzerinde

durmamız gereken mesele şudur: Adil Düzen i, Adil Ekonomik Düzen i kurarsak,

biz de eşit şartlarda ve karşılıklı dayanışma içinde üçüncü binyıl uygarlığını

birlikte kurabiliriz...

Türkiye devleti devletçiliği icat etti. İslami olan bu

kurumun ilk uygulayıcısı Türkiye dir. Askerlikten ve devletten ayrılanlar yani

emekli olanlar özel firmalara geçtiler ve oralarda başarılı oldular. Türkiye

böylece tarım döneminden sanayi dönemine geçti. Askerler belki işletmelerin

teknolojisini ve diğer bazı şeyleri bilmiyorlardı ama yönetimi biliyorlardı; bu

arada hadlerini de biliyor, bilmedikleri işlere karışmıyorlardı. Askerler

ülkenin iç işlerine karıştırılmazsa, bunda her hangi bir sıkıntı yoktur.

Siviller tarafından tarafsız, bağımsız, etkin ve saygın yargı oluşturulursa,

kamu görevlilerinin emeklilik sonrasında özel sektörde çalışmaları yararlıdır.

Mevcut kamu görevlileri zorluk çıkarmazlar, özel sektör de devlet aleyhinde

olmazsa, bu uygulama başarılı bir uygulamadır...

Konu buraya gelmişken, gelecek yazıda devletin yapısı

üzerinde duralım