Bizi İran düşmanı yapamayacaksınız

Abone Ol

Dünya yeni sistemin eşiğine doğru yuvarlanıyor. Yuvarlanıyor, zira dünyanın yerleşik sistemi önce kaos sonrasında kendi menfaatlerine yarayacak bir nizam inşasını denemek istiyor. ABD artık eski ABD değil. Bunun son ifadesi imparatorluk hayalleri kuran Almanya’dan geldi. Alman yetkililer ABD’nin artık dünya hâkimiyetini kaybettiğini ifade ettiler. Her süper gücün dünya sahnesinden çekilmesi kanlı olmuştur.  Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı sahneden çekilmiş, İkinci Dünya Savaşı ile ise Osmanlı paylaşımı son şeklini almıştır. Ne hazindir ki Birinci Dünya Savaşı’nda gavur saflarında ölen Müslüman asker sayısı gavur askerlerden daha çok olmuştur. Yani savaştan en büyük zararı yine Müslümanlar almış ve yine en çok kaybı Müslümanlar vermiştir.

Geçen haftalarda ABD’nin yeni başkanı belki de büyük ABD’nin son başkanı bir Ortadoğu gezisine çıktı. Başkanın alabildiğine şaşalı ve alabildiğine abartılı bir şekilde karşılanması, İslam dünyasının düşmüş olduğu zilleti ifade etme adına önemli bir durumdur.  Nereden nereye… İstanbul’da padişah hazretleri ile görüşmek için elçilerin ve devlet yetkililerinin günlerce beklemesinden, insanın aklını dumura uğratan karşılama şekillerine... Bütün bu şatafattan iki önemli mesaj ortaya çıktı. 

Birinci mesaj ve en önemlisi İran’a karşı bir harp ilan edildi. İran’ın düşman ilan edilmesi problemdir. Ancak İran’ın “bir İslam ülkesinde” düşman ilan edilmesi ve savaş tamtamları çalınması daha büyük problemdir.  İran İslam ümmetinin bir parçasıdır. Bu parça ile ana gövde arasında anlaşmazlıklar var olabilir. Ancak bu anlaşmazlıkların çözümü kesinlikle savaş değil diyalogdur.  Bu diyalog masasının kurulacağı yer, herhangi bir batılı ülke değil, aksine Müslüman toplumların egemen olduğu ülkelerdir.

İran savaşı Batı için birçok anlam ifade ediyor.  Birincisi milyarlarca dolarlık silah satımı sağlanacak ve sayesinde silah piyasasına sahip yerleşik sistemin kurucu ve koruyucuları nefes alacaktır. İkincisi İran’a ve buna bağlı olarak Hizbullah’a saldırmak kesin olarak İsrail’in güvenliğine hizmet edecektir. Türkiye başta olmak üzere birkaç İslam ülkesinin baskısı ile Hamas’ın yeni siyaset belgesi açıklaması tiyatrodan öteye geçemedi. Neticede ABD’nin hızlı başkanına alan açmak için yapılan bu yeni siyaset belgesi dikkate alınmadı ve İran, Hizbullah yani Lübnan ve Hamas yani mukavemet terörist ilan edildi. 

İran düşmanlığı için artık millet piyasaya düşmüş durumda. Araplardan oluşacak NATO benzeri bir yapı kuruldu bile. Ne yazık ki Türkiye de bu yapının içerisinde. Bu yapı İran’a savaş açacağa benziyor. Ancak soru çok net: İran’la sorunu olan ABD ve İsrail’in askeri yok mu ki biz Müslümanları bir Müslüman ülkeye saldırmaya mecbur kılıyor? Yani hem paramızı alıyor hem de ölecek olanlar yine bizler oluyoruz. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır!

Şimdiden bazı kişiler İran aleyhine toplumu yönlendirmeye başladı bile. İran ile aramızda olan mezhep ayrılığı, olası bir İran- Arap savaşında bütün coğrafyaya yayılacağı muhakkak. Yemen’de başlayan bu savaş sırasıyla Irak, Suriye ve Türkiye’ye sıçrayacaktır. Bu coğrafyanın tamamına yakını vekâlet savaşlarına tutuşursa kan gövdeyi götürecek, ülkeler parçalanacak ve gelecek yüz yılda artık mahalli devletlerden bahseder olacağız.

Bu kötü senaryonun vücut bulmaması için atılması gereken tek bir adım var. İran ya da herhangi bir İslam ülkesi için, bütün ülkelerin kendi hayatiyetlerini ortaya koyması ve meselelerin diyalogla çözülmesine çalışılmasıdır. Düşmanımız İran değildir. Düşmanımız 300 yıldır dünyayı sömüren ve yöneten İngiliz Yahudi medeniyetidir. Ve kuşkusuz bu medeniyetin varlığını devam ettiren Siyonist yapılanmalar ve fikirlerdir.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan yıllar önce ifade ettiği tespitler sıralama atlamaksızın devam ediyor. “Bir gün mesele Lübnan olur ise bilin ki sırada Irak, Suriye ve İran vardır. Bütün bu çalışmaların neticesi ise son olarak Türkiye’nin bölünmesidir.” Bu projeyi hâlâ idrak edemeyen hiçbir zihin ve hiçbir devlet adamı ümmetin menfaatine faaliyet içerisinde bulunamaz. ABD’nin Irak’a operasyonunu desteklemek adına kulis yapan dönemin en meşhur danışmanı bir TV programında “Bize dünyayı gizli yapılar idare ediyor ve yönetiyor dediler, biz geldik ve gördük ki bu bir efsane imiş” dediği günden beri BOB adım adım işliyor. Sıra İran’da ve biz buna karşıyız. Sıra sonrasında Türkiye’ye geldiğinde de biz canımızla başımızla karşı çıkacağız. Çünkü bu yıllardır değişmeyen bir Siyonist çalışmanın adımlarıdır. Bu adımlar ancak bütün millet uyandırılarak engellenebilir. Milletçe hiçbir açı sapması olmaksızın kendi içimizde birlikten ve Siyonist yapıya karşı olmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Şimdiden ifade etmek istiyoruz. Bizler ya da bizim gibi düşünenler ne kadar olursak olalım olası İran karşıtlığına her yönü ile karşıyız. İran bir İslam ülkesidir. Tartışmasız olarak bu ümmetin bir parçasıdır. İran’a karşı yapılacak ya da girişilecek her türlü adi girişimin karşısında olmak İslami ve insani bir tavırdır. Çeşitli bahaneler ile çeşitli suni gündemlerle “Ama İran bunu hak etti” varî bütün cümleler şuursuzluğun ifadesidir.