Her seçimin kazananı aynıdır. Eğer ki bir kayıp varsa,
kaybeden de aynıdır. Değişmez. İsimlere çok takılı kalırız biz. Vaatler
pazarında insanlıktan çıkanları, yalanlarını pazarlayanları, düşmanlığı
körükleyenleri gözünüzün önüne getirin bir anlığına. Rakamsal olarak öne
çıksalar da, insanlık sınavından geçer not alabilmişler midir
Ne kadar tuhaf. Sadece bugün değil. Sadece Türkiye de de
değil. Toplum mühendisliği zamazingosu keşfedildiğinden, özel televizyonlar
kişi ve kuruma özel güdüldüğünden beri insanların tercihini menfaatine
devşirmek rahatsız etmez olmuş kimseyi. Vicdanına tel örgü çekmeyenlerin
görebileceği o gerçek tüm çıplaklığıyla ortada aslında.
Siyaset bilimciler siyasi tercihleri ikiye ayırır.
Objektif ve subjektif olarak. Objektif tercih; kişinin bilinçli olarak,
kendisini yönetecek kişileri seçtiğinin bilincinde, hassasiyetlerini
gözetebilecek ve oy verdiği kişi ve kurumun her yaptığına kefil olduğunu
bilerek, sorarak, soruşturarak, araştırarak, fikir edinerek, teraziye koyarak
verilmiş tercihlerdir. Ben söylemiyorum. Bilim söylüyor. Bu mana da objektif
tercih kullananların sayısının az olması bilimin ulaştığı bu gerçekçi tespitin
gerçekliğine halel getirmez emin olun. Birde sübjektif tercih var. O da
çoğunluğun söylediğini, ortalıkta en çok gördüğünü, kendine ait fikri olmayan,
başkalarının ve kitle iletişim araçlarının onu zorladığı, fakat onun bu
fikirleri kendi edindiğini sanarak yaptığı tercihtir. Bu tercihte hiçbir
şekilde ne kendi menfaatini, ne çocuklarının menfaatini gözetemez. Bu tip
tercihe mahkûm edilen insanların yarını çalınmış, bugüne mahkûm edilmiştir.
Düşünmesine izin verilmez. Eğer düşünürse, düşündüğü miktar sübjektiflikten
uzaklaşacaktır çünkü. Bunu da ben söylemiyorum. Ben bilimin yalancısıyım. (Bu
cümleyi yanlış olduğunu bilerek, bile bile yalan söyleyenleri iğnelemek için
kullandım)
Manipüle günümüzün en etkili silahı. Manipüle öyle ulu
orta, sıradan insanlar kullanılarak yapılan bir şey değil. Sizi güven
hanenizden yakalamak zorunda. Neye ve kime güveneceğini yahut sözüm ona
kimlerin doğruyu söyleyebileceğini de onlar üfler zaten kulağına. Adam koskoca
Milletvekili. Yalan mı söyler. Koskoca devletin kanalı. Adamlar bir şey
biliyordur da konuşuyordur. Yılların gazetecisi. Yaşadığım gün kadar kitap
okumuşluğu var. Ahmaklık yapması mümkün mü Bilmem ne cemaatinin sözü dinlenir
hocası. Adam teheccüd kaçırmıyor. Yanlış yapar mı Yalan söyler mi bunu
satarlar önce. Kimi satın alması gerektiğini de bilmiş olur. Yanlışın en
tehlikelisinin gerçeğe en yakın olanı olduğunu unutursa biri, onu yakalamak ve
manipüle etmek çok kolay olur. Eskiden bir haber alındığında doğrulatmak diye
bir tabir vardı. Olduğu gibi inanmazdık. Araştırırdık. Eskide kaldı güzel
şeyler
Devletin kanalının da taraf olabileceğini bilmek
gerekiyor. Milletvekili, başbakan,
cumhurbaşkanının da insan olduğu gerçeğini unutmamak, İsmet sıfatının sadece
peygamberlere has olduğuna bir kez daha iman etmek lazım. yarınlar gittikçe
uzaklaşıyor bizden. Ne yapacaksak bir an önce yapmak lazım. Bize bir gelecek
lazım! O da bugün lazım
Bence bu seçimin kazananı şimdiden belli. Dünde belliydi.
Kırmayan, dökmeyen, seçim sonrası için arasında azıcık da olsa nezaket
bırakanlar kazandı.
Parasının çokluğuyla övünenler değil, savunduğu
değerlerin zenginliğinin farkında olanlar kazandı.
Yalan satanlar değil, uçuruma gitmekte olan arabanın
arkasından düşmesin diye tutanlar, eliyle uçurumu işaret edenler, durun
diyenler kazandı.
Alacağı mertebenin hayaliyle sarhoş olup ivazsız
yalakalık yapanlar değil, menfaatini hiçe sayarak, bir milletin menfaatini
gözeterek kalem sallayanlar kazandı.
Sponsorlu yalan haberlerini pazarlayanlar değil, hiçbir
karşılık beklemeden sabahlara kadar bayrak asanlar kazandı.
Dini hassasiyetlerinden arınmış İslamcılar değil, reklam
filmlerinde kızlı erkekli dans görüntülerini yayanlar değil, en büyük
mitinginde kadınlar ile erkekleri bariyerle ayıranlar kazandı.
En fazla basın ilan götürenler değil, her gün aynı
zihniyetin tam sayfa ilanlarını basanlar değil, şartlar ne olursa olsun cesurca
gerçekleri manşetlerine taşıyanlar kazandı.
Kazanırsa da millet kazandı, ortada kayıp varsa da
milletindi.
Milletin derdiyle dertlenen, garibanı gözeten, ümmet diye
derdi olanlar kazandı.
Vinçler değil, merdivenler kazandı.
Kalbinizin sahibine emanet olun
Eyvallah!!!