Bize bir gelecek lazım! O da bugün lazım?

Abone Ol

Her seçimin kazananı aynıdır. Eğer ki bir kayıp varsa,

kaybeden de aynıdır. Değişmez. İsimlere çok takılı kalırız biz. Vaatler

pazarında insanlıktan çıkanları, yalanlarını pazarlayanları, düşmanlığı

körükleyenleri gözünüzün önüne getirin bir anlığına. Rakamsal olarak öne

çıksalar da, insanlık sınavından geçer not alabilmişler midir

Ne kadar tuhaf. Sadece bugün değil. Sadece Türkiye de de

değil. Toplum mühendisliği zamazingosu keşfedildiğinden, özel televizyonlar

kişi ve kuruma özel güdüldüğünden beri insanların tercihini menfaatine

devşirmek rahatsız etmez olmuş kimseyi. Vicdanına tel örgü çekmeyenlerin

görebileceği o gerçek tüm çıplaklığıyla ortada aslında.

Siyaset bilimciler siyasi tercihleri ikiye ayırır.

Objektif ve subjektif olarak. Objektif tercih; kişinin bilinçli olarak,

kendisini yönetecek kişileri seçtiğinin bilincinde, hassasiyetlerini

gözetebilecek ve oy verdiği kişi ve kurumun her yaptığına kefil olduğunu

bilerek, sorarak, soruşturarak, araştırarak, fikir edinerek, teraziye koyarak

verilmiş tercihlerdir. Ben söylemiyorum. Bilim söylüyor. Bu mana da objektif

tercih kullananların sayısının az olması bilimin ulaştığı bu gerçekçi tespitin

gerçekliğine halel getirmez emin olun. Birde sübjektif tercih var. O da

çoğunluğun söylediğini, ortalıkta en çok gördüğünü, kendine ait fikri olmayan,

başkalarının ve kitle iletişim araçlarının onu zorladığı, fakat onun bu

fikirleri kendi edindiğini sanarak yaptığı tercihtir. Bu tercihte hiçbir

şekilde ne kendi menfaatini, ne çocuklarının menfaatini gözetemez. Bu tip

tercihe mahkûm edilen insanların yarını çalınmış, bugüne mahkûm edilmiştir.

Düşünmesine izin verilmez. Eğer düşünürse, düşündüğü miktar sübjektiflikten

uzaklaşacaktır çünkü. Bunu da ben söylemiyorum. Ben bilimin yalancısıyım. (Bu

cümleyi yanlış olduğunu bilerek, bile bile yalan söyleyenleri iğnelemek için

kullandım)

Manipüle günümüzün en etkili silahı. Manipüle öyle ulu

orta, sıradan insanlar kullanılarak yapılan bir şey değil. Sizi güven

hanenizden yakalamak zorunda. Neye ve kime güveneceğini yahut sözüm ona

kimlerin doğruyu söyleyebileceğini de onlar üfler zaten kulağına. Adam koskoca

Milletvekili. Yalan mı söyler. Koskoca devletin kanalı. Adamlar bir şey

biliyordur da konuşuyordur. Yılların gazetecisi. Yaşadığım gün kadar kitap

okumuşluğu var. Ahmaklık yapması mümkün mü Bilmem ne cemaatinin sözü dinlenir

hocası. Adam teheccüd kaçırmıyor. Yanlış yapar mı Yalan söyler mi bunu

satarlar önce. Kimi satın alması gerektiğini de bilmiş olur. Yanlışın en

tehlikelisinin gerçeğe en yakın olanı olduğunu unutursa biri, onu yakalamak ve

manipüle etmek çok kolay olur. Eskiden bir haber alındığında doğrulatmak diye

bir tabir vardı. Olduğu gibi inanmazdık. Araştırırdık. Eskide kaldı güzel

şeyler

Devletin kanalının da taraf olabileceğini bilmek

gerekiyor.  Milletvekili, başbakan,

cumhurbaşkanının da insan olduğu gerçeğini unutmamak, İsmet sıfatının sadece

peygamberlere has olduğuna bir kez daha iman etmek lazım. yarınlar gittikçe

uzaklaşıyor bizden. Ne yapacaksak bir an önce yapmak lazım. Bize bir gelecek

lazım! O da bugün lazım

Bence bu seçimin kazananı şimdiden belli. Dünde belliydi.

Kırmayan, dökmeyen, seçim sonrası için arasında azıcık da olsa nezaket

bırakanlar kazandı.

Parasının çokluğuyla övünenler değil, savunduğu

değerlerin zenginliğinin farkında olanlar kazandı.

Yalan satanlar değil, uçuruma gitmekte olan arabanın

arkasından düşmesin diye tutanlar, eliyle uçurumu işaret edenler, durun

diyenler kazandı.

Alacağı mertebenin hayaliyle sarhoş olup ivazsız

yalakalık yapanlar değil, menfaatini hiçe sayarak, bir milletin menfaatini

gözeterek kalem sallayanlar kazandı.

Sponsorlu yalan haberlerini pazarlayanlar değil, hiçbir

karşılık beklemeden sabahlara kadar bayrak asanlar kazandı.

Dini hassasiyetlerinden arınmış İslamcılar değil, reklam

filmlerinde kızlı erkekli dans görüntülerini yayanlar değil, en büyük

mitinginde kadınlar ile erkekleri bariyerle ayıranlar kazandı.

En fazla basın ilan götürenler değil, her gün aynı

zihniyetin tam sayfa ilanlarını basanlar değil, şartlar ne olursa olsun cesurca

gerçekleri manşetlerine taşıyanlar kazandı.

Kazanırsa da millet kazandı, ortada kayıp varsa da

milletindi.

Milletin derdiyle dertlenen, garibanı gözeten, ümmet diye

derdi olanlar kazandı.

Vinçler değil, merdivenler kazandı.

Kalbinizin sahibine emanet olun

Eyvallah!!!