Ateş ve su gündelik hayatımızda kullandığımız ve istifade
ettiğimiz birer araçtır. Ancak maksadına uygun kullanılmadığında, ateş
yakabilir su boğabilir ve her ikisi de can ve mal kaybına neden olabilir. Tıpkı
bunun gibi, nefsimizi terbiye edip insanlaştıramazsak, bilinmez karanlıklara ve
görünmez uçurumlara sürükleyebiliriz. Nefis bir çoban köpeği gibidir, başıboş
bırakılırsa saldırganlaşır ve irademizi teslim alarak bizi istediği şekilde
yönlendirir. Terbiye edildiği taktirde ise ehlileşir ve zararlı olmaktan çıkar.
Rabbimiz dilese nefsi yaratmazdı, o zaman yeryüzünde kan dökmek diye bir şey de
olmaz. Ama yaşadığımız hayatın içinde envai çeşit imtihanlar ve bu imtihanlara
karşı verdiğimiz mücadelenin bir derecesi var. Bizler bunun için gayret
göstermekteyiz
Düşmanlar bize iki kanaldan geliyor. Bir kısmı dışarıdan
bir kısmı ise içerden. Ne ilginçtir ki, içimizdeki ile başa çıkmak
dışarıdakinden çok daha zor geliyor. Ama bunu başarmak da mümkün.
Düşmanla başa çıkabilmek için öncelikle, kendimizi
tanımamız ve düşmanın abartıldığı kadar kuvvetli ve dirençli olmadığını bilmemiz
gerekir. Çünkü insan akıl ve irade gibi iki önemli kuvvete sahip. Bu
kuvvetlerini kuşandığında bütün düşmanlarını yere serecek kadar güç
potansiyeline sahip olabilmektedir.
Mevlana Dikkat et Firavun da olan sende de var der.
Eğer nefis İslami ahlak ve terbiye ile kontrol altına alınmazsa, insanın karar
verme gücünü ve davranışlarının seyrini etkiliyor. Bu durumda kişi bütün
enerjisini kötülük tarafına yatırıyor ve hiçbir canlının yapamayacağı kadar
büyük vahşetler ortaya çıkıyor. Şunu
unutmayalım, Hepimiz, Firavun olma potansiyeline de salih bir mümin olma
potansiyeline de sahibiz. Rabbimizin bizden istediği şey ise, iyilikten yana
olmak ve kötülüklere karşı durmaktır. Bu da çocuk yaştan itibaren ailede
verilen irade eğitimi ve İslami bilinçle mümkün olabilir. İrade eğitimini alan
bir çocuk ileriki yaşamında nefsini ehlileştirerek yaşamına devam edebilir.