BAŞLIK şaşırtıcı olabilir mi Kimisi için böyledir,
kimisi için de bizden söz edildiği üzere normaldir.
O zaman açalım... Türkiye Kupası nın son sekizlere gelene
kadar olan bölümünü geride bıraktık. Kupanın üzerinde başta Aziz Bey in
yaygaraları olmak üzere bir sürü spekülasyon yapıldı. Neyse iddiasız(!)
Fenerbahçe son sekize kaldı.
Peki, son sekiz için ne yapıldı Takımlar iki gruba
ayrıldı. Bu nasıl gerçekleşti Bilen var mı Ben bilmiyorum şahsen... Buraya
neden mi geldim. Şuradan; sekiz takım
iki gruba ayrıldı ve ne büyük şans veya tesadüf ki, Fenerbahçe yle Galatasaray
aynı gruba düştüler. Yani bu turda karşılaşmaları mümkün değil. Onlarla beraber
Sivasspor ve Bursaspor var... Yani kâğıt üzerinde iki büyükten sonra en
güçlüler... Gerisi mi Gençlerbirliği, Mersin İdmanyurdu ve de iki adet PTT 1.
Lig takımı olan Manisa ile Kayserispor... Yani bir anlamda, Size yemlikler
sunuyoruz, yiyin onları sonrasına bakarız gibi... Peki, kupalarda Avrupa nın
diğer ülkelerinde böylesine sihirli(!) torbalar var mı Asla!.. Oralarda
kupalar ne yeni aslanlar doğuruyor sanırım bilirsiniz, hatırlarsınız... Ama
bizde Neme lazımcılık... Dünkü hakem yazımdan sonra bu durum da sanki bizdeki
benzeri olmayan sistemin halkalarını tamamlayan zincirlerden biri...
Şimdi ne mi olacak Büyük ihtimalle, iddialı(!),
iddiasız(!) olanlar yemlerini afiyetle mideye indirecekler ve belki de
karşımıza malum(!) final gelecek. Hayırlı olsun! Yeni bize özel sistemlerimizde
buluşmak üzere bu konuyu burada kapatalım...
Gelelim bizim futbolumuzu birinci derece yaralayan,
çökerten transfer melesine... Ne oyuncular var bu ülkede... Tonla para sayılıp
beş kuruşluk verim alınamayan. Ama şu son ara transferde ve de Temmuz da
yapılan toplam üç yabancı ilgi çekici performanslar sergiliyorlar. Mersinli
Nakoulma Temmuz dan kalma, Kayseri
Erciyes teki Drente ve de Rize deki Obraniak, şimdilerde etkili oyunları ve de
en önemlisi özveriyle oynamalarıyla dikkat çekiyorlar. Yani bunlar, Biz geldik
ama bu küçük takımlarda koşmadan idare ederiz demiyorlar. Drente ve Obraniak
düşmemek için çırpınan takımlardalar. Diğeri ise derece peşinde koşan ve de
kupada rakiplerini tehdit eden Mersin de...
Diyeceğim şu ki, bu üç futbolcunun alınmasında kimler
tavsiyede bulunmuşsa, onları kutlamak gerekir. Bir de Beşiktaş ın aldıklarına
bakın! Birinin bir ayağında zaten platin varmış, şimdi diğer ayağı da
plantinlenmek üzere... Bir diğerinin daha yarım maçta lifi attı.
Trabzonspor dan hiç söz etmeyeyim. Üzülüyorlar... Şimdilik oyuncu alış
verişinde dünya rekorunu(!) ellerinde bulunduruyorlar, o bile yeter...
Ya işte böyleyiz biz... Yani deve misali...