Biz nerede hata yaptık?

Abone Ol

Öğretmen sınıfta ders anlatmak üzere öğrencilerin huzurunda. Bir iki öğrenci yerinden kalkıp öğretmene el kol hareketleri yapıyor. Arka sıralardan ne dedikleri pek anlaşılmayan laf atmalar var. Öğretmen ne dese ne yapsa baş edemiyor. Sözün ve notun bittiği yer. Diğer öğrenciler bu durumu o kadar kanıksamış ki, arkadaşlarına ‘yapmayın yeter’ demiyorlar. Öğrencinin biri öğretmeni tutup arkadan havaya kaldırıyor. Bütün bu olup bitenler öğrenciler tarafından cep telefonu kamerasına alınıyor. Çorlu’da bir lisede öğrencilerin öğretmene yaptığı nezaketsizlikten bahsediyorum. Olay sosyal ve ulusal medya tarafından duyuruldu. Basından okuduğumuza göre öğretmen hakkında idari soruşturma başlatılmış. Olayı araştırmak için müfettişler görevlendirilmiş. Müfettişler yine meseleyi araştıradursunlar, ama asıl gözler önünde apaçık olan bir şey var, o insanı ürkütüyor. Gençler ne yaptıklarının farkında değil, sorsanız öğretmenlerini belki de çok sevdiklerini söyleyecekler. Kötü niyetlerinin olmadığını ifade edecekler. Öğretmene sorsanız, kim bilir belki o da mutat bir ders manzarası olduğunu, kameraya çekilmiş olmasının meseleyi büyüttüğünü söyleyecektir. Sınıfın diğer öğrencileri gözlerinin önünde öğretmenlerine bir iki öğrenci tarafından saygısızlık yapıldığını fark ettikleri an buna engel olmaları gerekirken susup izliyorlarsa, onlar da olup biten manzarada bir anormallik göremeyecek denli kayıtsız demektir. Hâlbuki her okulda olduğu gibi bu okulda da ‘değerler eğitimi’ adına bir sürü nutuk çekilip etkinlik yapılıyordur. Mesele galiba şu soruda yatıyor: ‘Biz bir yerlerde yanlışlık yapıyoruz, ama ne?’

EMEK DİYORSUN, YOKSA SEN SOLCU MUSUN?

Erzurum’da gecesini gündüzüne katarak çalışan adama cehdine hayran olduğumu daha fazla saklamadan sordum:

-Ne kadar maaş alıyorsun buradan?

- Ne maaşı abi?! Allah rızası.

-Ama bir gününü veriyorsun buraya, parmakların bile nasır tutmuş.

-Tamam, işte, dava için yapıyorum bütün bunları ağabey.

-Çalıştığının, emeğinin karşılığını aldığında yaptığın şeyin daha bir Allah rızasına uygun olacağını hiç düşündün mü?

-Nasıl yani?!

-‘İşçinin emeğini alnının teri kurumadan veriniz’ diyen peygamberimizin ikazı, ‘İnsan için yalnız çalıştığının karşılığı vardır’ diyen Kur’an’ın hatırlatması varken, bu direktiflerin hilafına davranmak davaya ihanettir. Angarya ne zamandır dava haline geldi?

Tam gidiyordum ki, masanın başında elini üstüpü ile silmeye çalışan yorgun adam peşimden bir iki adım attıktan sonra sormadan edemedi:

-Ağabey, çok özür dilerim, siz solcu musunuz?!

SANTURİ SEDAT ANAR BEY

O içimizden biri. Yunus diliyle konuşuyor. Niyazi Mısri ve Şeyh Galib’in mektebinden mezun olmuş gibi. Geçtiğimiz Pazar günü TV 5 ‘Efendime Söyleyeyim’ sohbet programımızın konuğuydu. Yedi sene sokaklarda santur çalmış. Bu anlamda ünü ülke sınırlarının aşmış birisi olmasına rağmen icra ettiği sanatı piyasaya tahvil etmemiş. Çünkü hâlâ şiir okuyor, roman okuyor ve türkü seviyor. Gömleği memleket desenli. Sedat Anar ile ilgili ilk dikkatin sahibi birkaç yıl evvel Hürriyet gazetesi sanat-edebiyat yazarı Doğan Hızlan oldu. Bizim mahalleye gelince, biz onu ne mahallede sokağımızda müzik icra ederken gördük ne de art arta albümlerini çıkarırken. Geçtiğimiz Pazar akşamı ‘Sedat Anar’ı iyi ki bize konuk alıp tanıttınız’ diyerek mesajla teşekkürlerini ileten tüm TV5 izleyicilerine şükranlarımızı sunuyoruz.