Biz Millî Görüşçüler

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Biz Millî Görüşçüler; coğrafyamız İslam’sızlıktan yanıp kavrulurken, Allah yolunda cihat eden Filistinli, Lübnanlı kardeşlerimiz, Siyonist İsrail ve büyük zalim ABD tarafından katledilip şehit edilirken, nefsimizin esiri olup aramızda riyaset kavgası yapamayız. Her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, aramızda tefrikaya düşmemiz, bize yakışmaz. Temel ve uygulama esaslarımız bellidir. İdari ve strateji gerektiren konular ile sübutu kati delaleti zanni kimi konularda işlerin düzene konulması istişare iledir. İstişare, bir konunun parmak hesabına göre çözüme kavuşturulması değildir. İstişare, emir ve ilim sahiplerinin karar ve içtihatlarında isabet oranını artırmak için, yaptığı kanaat yoklamasıdır. Emir ve ilim sahipleri; istişareler sonucunda elde ettikleri veriler ve bilgiler ışığında karar verirler, içtihat ederler, muhataplar ise alınan karara ve içtihada tabi olup itaat ederler. Bunun dışında emredilen başka bir yol yoktur. Alınan karar ve içtihat; münker bir şeyi emretmediği sürece, her muhatabı hoşuna gitse de gitmese de bağlayıcıdır. Çünkü saadet asrından günümüze, uygulama hep, bu esas üzerine olmuştur. 

DAVAMIZ

Millî Görüş; bizim için hak davadır ve tek davadır. İslam, insanoğlu için gönderilmiş ilk ve tek dindir. Bütün peygamberler, İslam peygamberidirler. İlk insan Hz. Âdem, aynı zamanda ilk peygamberdir. Ve kendisine 10 sahife, okunan bir kitap olarak indirilmiştir. İslam dışında insanların yöneldiği bütün dinler ve düzenler; nefsine uyanların, inkâr, şirk ve nifak yolunu seçenlerin hurafeleridir. Bu hurafeciliği başlatan ise lanetli şeytandır. Şeytan, “ben Âdem’den üstünüm” diyerek nefsinin esiri oldu. “Biz üstün ırkız” diyen inkârcı Yahudileri, Siyonistleri de yoldan çıkaran şeytandır. İslamca düşünen ve yaşayan bir Millî Görüşçü; dünya hayatının bir imtihan, ahiretin de dünya hayatının hesabı olduğunu unutmadan İslam’a bütün bir düzen olarak teslim olur. İslam’dan bir şey çıkarmaz, ona bir şey ilave etmez. Bilir ki İslam Allah’tandır, kâmildir ve şâmildir. İslamsız saadet olmaz. İslam, tek hak düzendir. Habil ile Kabil’in arasındaki kavga, hak ile batıl kavgasıdır. Hakkın gayesi; bütün insanlığın dünya ve ahiret saadetidir. Batılın gayesi ise insanları ifsat ederek dünya ve ahiret hayatlarını karartmaktır. Hak ıslah eder, batıl ifsat eder. İnsanlık ne zaman peygamberlerin tebliğ ettiği İslam yolundan yürümüşlerse huzur bulmuşlar, barış ve saadet ortamında yaşamışlardır. Ne zaman da kuvveti üstün tutan Firavun’ların, nefislerine esir olanların yolundan yürümüşlerse zulme ve sömürüye muhatap olmuşlar, kriz halinde yaşamışlardır. Dünya insanlığının içinde bulunduğu bunalımın temelinde, batılın günümüzdeki yürütücüsü ırkçı emperyalizmin ve işbirlikçilerinin kurduğu ve yürüttüğü Yeni Dünya Düzeni bulunmaktadır. İnsanlık yaşadığı bu kriz ve zulümden ancak, Millî Görüş’ün telkin ve teklif ettiği Yeni Bir Dünya ile kurtulacaktır. Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya, ancak Millî Görüşçülerin ciddi ve disiplinli çalışmalarıyla kurulabilir.

GAYEMİZ

Genel olarak bütün insanlığın saadetidir. İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. Bu ise kendiliğinden olmaz. Planlı ve disiplinli bir çalışma ile olur.

GÖREVİMİZ

Allah’ın kullarıyız.Mükellefiz. Nefsimizi, ferdi, toplumu, kurumları İslam’la ıslah etmek, hakkın hak anlayışının hâkim olduğu Yaşanabilir Bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi, Yeni Bir Dünyayı kurmak ve bugün ırkçı emperyalizm ve işbirlikçilerinin yürüttüğü ifsat ve zulmü engellemek temel görevdir. Hakkın hâkim, batılın zail olmasını sağlayacak çalışmayı yapmak Millî Görüş’ün şiarıdır.

BİZ

Biz; Millî Görüş=Saadet Partisi olarak bir ıslah hareketiyiz ve partilerden bir parti değiliz.

Temel vazifemiz şuurlandırmaktır. Biz İslam ümmetinin evlatlarıyız, şuurlu Müslüman olmaya mecburuz. İyinin, doğrunun, güzelin, faydalının, adaletin hâkim olması, Adil Düzen’in ve İslam Birliği’nin kurulması için çalışmak fıtri bir görevdir. Cihatsız olmaz. Siyonizm; İslam’ın ruhunun ve canının cihat olduğunu bilir. Cihat; Kur’an-ı Kerim’de en fazla sayıda emredilen farzdır. Bütün ibadetler bir zamanla sınırlıdır. Cihat ibadeti ise her zaman yapılır. Bütün ibadetler bir miktar ile sınırlıdır. Cihat ibadeti ise takatimizin sonuna kadar yapılır. Cihat farzı, ilk eda edecek olduğumuz ibadettir. Teşkilata bağlanmadan, ümmete dâhil olmadan, teşkilat yapımızdaki eksiklikleri tamamlamadan, cihat için aktif zaman ve imkân ayırmadan olmaz. Cihat farzı en büyük ibadettir. Cihat farzı en büyük manevi mükâfata sahiptir. Ve cihat; kendi kendine eda edilmez, hep beraber ittifak halinde yapılır. Bu teşkilata Allah rızası için girilir ve Allah rızası için ihlasla çalışılır. Allah’tan gereği gibi ittika edilir, dedikodu ile meşgul olunmaz. Haset, kibir vb. gibi hatalı davranışlardan uzak durulur, iyi ahlak sahibi olunur. Verilen görevler titizlikle eda edilir. İstişareyle alınan kararlara itaat edilir. Millî Görüş’te, sadıklardan olmak, önemli bir mertebedir.

NASLAR

Al-i İmran 103: “Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanıp tefrikaya düşmeyin…” Enfal 46: “Allah ve Resulü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”

Ebu Davud:  “Yahudiler ve Hıristiyanlar yetmiş bir veya yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların yetmiş ikisi cehennemde, biri cennettedir.  O da Kur’an ve sünnet etrafında birlik olan topluluktur.” Bu çalışmalar ittifak halinde, teşkilatlanarak, Bünyanün Mersus gibi kenetlenerek yapılması emredilmiştir. Saf 4: “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bünyanün mersus bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” Selam hidayete tabi olanlara…