Biz kime inanıyoruz?

Abone Ol

Son dönemlerin en can sıkıcı tartışma konularından birini İsrail ile ticaret yapıp yapmadığımız konusu oluşturuyor.

Bir kesim resmi ağızların tüm yalanlamalarına rağmen İsrail ile ticaretin devam ettirildiğini iddia ediyor.

Ülkeyi yönetenlerin İsrail karşıtı açıklamalarına karşın el altından İsrail ile ticarete devam edildiği ileri sürülüyor.

Bir kesim ise bu tür iddiaların art niyetli açıklamalar olduğunu savunarak, İsrail ile ticari ilişkilerin kesilmiş olduğunu öne sürüyor.

Bütün bu açıklamalara kulak misafiri olanlar ise İsrail ile ticaretin devam edip etmediği hakkında net bir fikre sahip olamıyorlar.

Bir o tarafa hak veriyorlar, bir bu tarafa hak veriyorlar.     

Ama ne olup bittiğini bir türlü öğrenemiyorlar.

Bu arada kimi işgüzarlar İsrail kayıtlarını araştırıyorlar!

İsrail’de tutulan kayıtlara dayanılarak Türkiye ile yapılan ticaretin rakamları göz önüne seriliyor.

Hal böyle olunca da İsrail ile ticaret yapıldığını iddia edenler “biz ne dediysek o” havasını estirmeye çalışıyorlar.

Bu durum bize bir Nasreddin Hoca fıkrasını hatırlatıyor.

Bir komşusu Nasreddin Hoca’dan eşeğini emanet olarak istemiş, o da vermek istemediği için yok demiş!

Tam da o anda eşek, ahırdan anırmaya başlamış!

Anırmayı duyan komşu da Nasreddin Hoca’ya “hani yoktu” diye sitem etmiş!

Hoca merhum da, “Eşeğe mi inanıyorsun, bana mı?” demiş!

İsrail ile ticaretin devam ettirilmediğini savunanlar, İsrail tarafından açıklanan kayıtlar karşısında aynı havayı estiriyorlar.

“Bize mi inanıyorsunuz, yoksa İsrail kayıtlarına mı” der gibiler.

Peki, biz kime inanıyoruz?

Gönlümüz elbette resmi ağızlar tarafından yapılan açıklamalardan yana! Ama aklımız da İsrail tarafından açıklanan kayıtların Nasreddin Hocamızın ahırdan anıran eşeği gibi olduğunu söylüyor.

Yani bir ikilem arasında kaldık!

Bir yanda İsrail tarafından açıklanan kayıtlar!

Diğer yanda resmi ağızlar tarafından yapılan açıklamalar!

Temennimiz, resmi ağızlar tarafından yapılan açıklamaların gerçekleri yansıtıyor olması!