Biz bu filmi görmüştük!

Abone Ol

Biz bu filmi daha önce de görmüştük… Hani, dünyanın jandarması, Siyonist İsrail’in kuklası Amerika, Irak’ı işgal ederken, “Saddam’ın elinde kimyasal silahlar var” yalanının arkasına sığınmış ve dünya insanlığının zihnini bir işgale hazırlamış, arkasından Irak topraklarına bir işgal harekâtı başlamıştı.

Şimdi de, Suriye topraklarına askeri harekât üzerine yorumlar ve diplomasi manevraları yapılıyor. Suriye’de Esad’ın koruyucusu ve kollayıcısı Rusya ise bir başka telden çalıyor. İki süper devletin birbirlerine karşı kabadayı gibi meydan okumalarını ise bütün dünya merakla bekliyor. Üçüncü dünya savaşı çıkacak mı, çıkmayacak mı diye papatya falları açılıyor.

Dünyanın neresinde bir karışıklık, kaos ve savaş ortamı varsa ABD oranın arkasındadır. Dünyanın jandarması ABD, istediği bölgelerde ve lokasyonlarda önce karışıklık ve kaos çıkarır, daha sonra kitle iletişim araçlarıyla o bölgelerin işgali noktasında insanların zihinlerini dönüştürerek bir şekilde istediğini alır.

Suriye ile ilgili işgal harekâtının arkasında da yine aynı senaryo var. Ne olacak? 

İkiz kulelere yapılan saldırı sonrasında baba Bush, “Topyekûn Haçlı harekâtı başlatıyoruz” açıklaması yaptıktan sonra, Irak topraklarının işgali gerçekleştirilmişti. Aslında Irak topraklarının işgalinin arka planında Büyük Ortadoğu Projesi’nin farklı bir versiyonu olan Büyük İsrail Projesi vardı. Amerika, aslında Ortadoğu’nun şımarık ve terörist ülkesi olan İsrail’e güvenlik şemsiyesi oluşturmak için bu harekâtı yapmıştı.

Irak topraklarında diktatör Saddam’ın devrilmesiyle müthiş bir kaos ortamı oluştu. DEAŞ’ın bu topraklarda yeşermesi, büyümesi, palazlanması hep Amerika’nın bölgede konuşlandığı döneme rastlamaktadır.

Kendi elleriyle DEAŞ’ı besleyen, palazlandıran ve büyüten Amerika, şimdi bölge ülkelerinin tamamının başına bela olan bu terör örgütünün ortadan kaldırılması için göstermelik mücadeleler sürdürmeye devam ediyor.

Aslında Amerika, bölge ülkelerinin yumuşak karnının ne olduğunu biliyor ve ona göre stratejiler uygulayarak kendi menfaat imparatorluğunu tahkim etmeye çabalıyor.

Türkiye’nin yıllardır PKK ile mücadele ettiğini bilen Amerika, yumuşak karnımız olan bu meselede PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG ve PYD ile mücadelemizde ise bize destek vermemek için bin dereden su getiriyor.

Türkiye’nin Afrin ve Zeytin Dalı Harekâtı’nda bölgede konuşlanmış terör örgütleriyle mücadelesinde ise sadece “ses çıkarmayarak” numunelik bir destek sağlandı.

Oysa Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da sık sık dile getirdiği gibi Amerika sözde bizim stratejik müttefikimiz. Stratejik bir müttefik, her hal ve unsurda bir şekilde partneri olan ülkeye destek vermek zorundadır.

Geldiğimiz nokta ise çok acı…

Suriye’de Doğu Guta’da yaşanan acıları dindirmek için bütün dünya ülkeleri elini bile kıpırdatmazken, Amerika ise kabadayılığın son perdesinden sesleniyor. Yapılan füze harekâtıyla bölgenin istikrarsızlaştırılacağı bir süreci tetikleyecek bir savaşın fitili ateşleniyor.

Ne diyelim?

Filler tepişiyor, çimenler eziliyor… Filler tepişiyor, insanlar eziliyor… Milyonlarca masum insanın kanı oluk oluk akmaya devam ediyor.