Bismillah aşk için

Abone Ol

“Bismillah aşk için / İsyan ve şafak için…’’ Bir cümle kurduğumuz zaman bütün dünyayı değiştireceğine mutlak bir inançla yürüyenler için. Dünyayı değiştiremese de en azından yolunu değiştirmeyenler için! Hüzünlü bir şarkının, çayın, ağabeyin, kardeşliğin, muhabbetin, dostluğun, aşkın ve davanın samimiyetini hâlâ hissedenler için.  

Suni gündemlerin, kayıkçı kavgaların uzağında MÜDAVİM KÖŞESİNDE şiirle, edebiyatla, bir kitabın satır aralığıyla uzun uzun soluklanmak niyetindeyiz. İlk köşe ile huzurlarınızdayız. Evimizde, şarkımızda, kalbimizde, Milli Gazete’mizdeyiz. Uzağı yakın eyleyen bataklığı kurutmaya talip genç adamlar, karada yaptığımız gemiler, hayalini kurduğumuz günler, baharı getirecek olan çiçekler, temiz yaralar, katıksız merhemler ve dahası için bismillah!

Bir Şiir Ateşle

Şehzadebaşı Camii’nin kapısından giriyorum usulca. Ağır ağır yürüyorum doğunun yedinci oğluna:

"Hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar
En onulmaz yarası olanlar
Ta kalplerinden vurulmuş olanlar
Yüreğinde insanlıktan bir iz taşıyanlar."

Bir Çocuk Yetiştir

Gençlerimizle ilkokul kış etkinlikleri kampındayız. Henüz birinci ikinci sınıflar... Gündemimiz: Zengi minberi... O minberi yeniden yapacak Nureddin Zengi’ler... O minberi yeniden Mescid-i Aksa'ya taşıyacak Selahaddin Eyyubi’ler... Yeni bir dünyayı annesini sabah altıda arayıp, "Anne biz yeni uyandık. Bugün gelmesek biraz daha burada kalsak" diyen gençler kuracak... Biraz daha burada kalacağız genç dostum. Acılar dinene, yeni bir dünya kurulana kadar...

Bir Kitap Oku

Güven Adıgüzel’in Söz Verilmiş Bahçe kitabı attı demirini yüreğime. Muazzam anekdotlar, muazzam notlar… İşte onlardan birisi:

Walter Benjamin’in evine gelen muhabir, çalışma odasında yeni alınmış koliler hâlindeki kitapları görünce o soruyu sorar:

- "Tüm bu kitapları okuyabilecek vaktinizin olduğuna inanıyor musunuz? "

Bu soruya mukabil W. Benjamin'in cevabı müthiştir;

- "Kitaplar yalnız okumak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de... "

Sesini Yükselt

57 İslam ülkesi liderlerinin konuşup konuşup dağıldığı o fotoğrafı görüyorum, istemsizce geliyor cümleler:

Irak'ta, "Karnımda ABD askerlerinin çocuklarını taşımak istemiyorum beni öldürün" diyen kadınlar için aciz kaldınız, Suriye'de üstü başı kan içindeki, "Üzerimdeki pijamayı yırtmayın o daha yeni" diyen çocuk için bir şey yap(a)madınız, Doğu Türkistan'ı ağzınıza bile almaya korktunuz, bari bu denli katliamlar yapılırken kaybettiğiniz izzeti ve şerefi hatırlayınız.

Not: Belki de birçok şey yapmışsınızdır lakin bizim basiretimiz bağlanmıştır. Rabbim inşallah bizleri haksız çıkarır. Şayet yapmışsanız bile sadra şifa olmadığı ortadadır!

Duvara Bir Slogan Yaz

Hangi slogan ayağa kaldırır biz yığınları? Hangi eylem yapılmadı? Hangi slogan atılmadı ki? En iyisi mi biz sloganları değil de yüreğimizi atalım orta yere: ‘‘HAYATI, ISMARLAMA BİR HAYATI BIRAKIYORUM!’’

Şehitleri An

Köpüklü denizlerden aşıp uzak menzillere varmak istersin. Kendin için yola düşersin ama yinede varamazsın kendine... Altından geçtiğin bir havza tabelası sana asıl menzili hatırlatır.  Adnan Demirtürk düşer yüreğine. O menzil seni kendine çağırır. Bilirsin, hasretle kavuşmayı murat ettiğin insanlar bekler seni o menzilde. Sen o insanları anlatırsın hiç yorulmadan. Gözün dalar uzaklara... Bu kez zihninde uçuşup duran sorulara kapılıp gidersin: O menzilin neresinde, ne kadar uzağındayız? Vuslat ne zaman?

Bir Hayal Kur

14 Kasım 1914... Fatih Camii. Fetva emini Ali Haydar Efendi, Cihâd-ı Ekber fetvasını halka arz ediyor. "Neyi kaybettiğini hatırla" dercesine… 4 Kasım 2026 Fatih Camii… Sakız orucu bozar mı? Amerika Sünni mi vs. fetvalarını bir kenara bırakıp bir baba yiğit, “Anadolu’nun kurtuluş savaşı ruh ve İslam cephesinde henüz yapılmadı” diyerek yeniden cihad-ı ekber fetvası veriyor.

Tarihine Sahip Çık…

Türkiye'nin bağlarından koparılıp emperyalizmin çizdiği sınırların milli diye anılmasına, hilafetin ilgasına cansiperane itiraz eden, Birinci Meclis’in onuru, Trabzon mebusu, Tan gazetesinin sahibi şehit Ali Şükrü Bey, Trabzon’da ebedi istirahatgâhında… Unutma, unutturma!

Bir Damla Göz Yaşı Akıt

“Namaz çıkışı bir kadın yaklaştı ve masum ve mahcup bir şekilde;
-Hocam size bir soru sorabilir miyim? dedi.
-Buyur deyince;
-Ben çöp kutularından topladığım kartonlarla geçimini sağlamaya çalışan birisiyim. Bazen içki kutuları çıkıyor. Onları alıp satmam haram mıdır?
-Haram olan içkinin kendisidir kutusu değildir diyerek karşılık verdik.
-Bunu duyunca sevinerek, teşekkür ve dua ederek yanımızdan ayrıldı.”