Birlikte yaşamak varken, niçin İran'a gönderirsiniz?

Abone Ol

Nedense toplum olarak fikrini beğenmediklerimizle birlikte yaşamayı öğrenmek yerine dışlamayı, hatta ülkemizden çıkmalarını istemeyi tercih ediyoruz. Böyle bir yaklaşım hazımsızlığın, bağnazlığın, hatta dayatmacı ve despot bir anlayışın ürünü değil mi

Niçin ille de herkes benim gibi olsun, benim gibi düşünsün, bana benzesin isteriz..

Halbuki insanları kendimize benzetmektense farklılıklara tahammül daha kolay, daha çatışmasız bir davranış biçimi değil mi

Bir zamanlar, "Kömünistler Moskova ya" diye bağırmak modaydı. Buna karşılık komünistlikle suçlananlar da kendilerini Moskova ya gitmeye zorlayanlara "Faşist, Amerikancı" der ülkenin esas sahiplerinin kendileri olduğunu, bu ülkeden gitmesi gerekenlerin ise Amerikancılar olduğunu ileri sürerlerdi.

Sonraki yıllarda komünizmin çökmesi ile yeni bir slogan gündeme geldi. Bu defa her faili meçhul cinayetin ardından belli bir kesim sokaklara dökülüp, "Mollalar İran a" diye bağırmaya başladılar. Artık ortada kendisini komünist olarak tarif eden de kalmamıştı. Ve bu defa laiklik adına toplumun bir kesimi İran a gönderilmeye çalışılıyordu.

Kısacası 30 yıl öncesine göre sloganlardan öte değişen bir şey olmamıştı. Yine birbirimize tahammülsüzlük söz konusuydu, yine fikrini beğenmediklerimizi dışlamak söz konusuydu. Bir bakıma dün Moskova ya sürülmeye çalışılanlar bugün bir başka kesimi İran a yolcu etmeye çalışıyorlar.

Fikirlere özgürlük ve tahammül noktasında bir adım mesafe alınabilmiş değildi. İşin ilginç yanı ise fikrini ve inancını beğenmediklerini İran a göndermek isteyenlerin demokrasi ve özgürlük söylemini dillerinden düşürmüyor olmaları. Belli ki dilleri başka söylüyor, yürekleri başka. Bir diğer ifade ile içi başka dışı başka  tipler.

Aslında "Mollalar İran a" söylemi tam bir abesle iştigal. Çünkü bu ülke sadece laiklerin değil, herkesin. İşin bir başka yönü ise eğer laikler "Mollalar İran a" derken bazılarının Türkiye yi İran a benzeteceklerinden korkuyorlarsa önce şöyle bir durup kendilerine bakmaları, kendi davranışlarını gözden geçirmeleri ve eğer İran ı kadınların başlarını örtmeye zorladıkları için eleştiriyorlarsa kendi yaptıkları işin de aynı anlama geldiğini görmeleri gerekiyor. Eğer bu laikçiler kadınların başlarını örtmeye zorlanmasını yanlış buluyorlarsa, aynı şeyi tersinden okuyup, kadınların başlarını açmaya zorlamanın da dayatma olduğunu görmeleri gerekir. Yani Türkiye deki laikçilerin yaptığı ile İran daki uygulama arasında hiçbir fark yoktur.

Kaldı ki, İran yönetimi inançları gereği kadınların başlarının örtülü olması gerektiğini düşünüyor ve böyle bir uygulama sergiliyor. Ve o yönetimi iş başına getiren de İran halkı. Bir diğer ifade ile İran daki uygulama halkın tercihi.

Türkiye de ise halkın tercihine karşı çıkılıyor, halka rağmen dayatma sergileniyor. Kısacası demek istediğim o ki laikçilerin yaptıkları ile İran da mollaların yaptığı arasında dayatma noktasından bir fark yok. Bu bakımdan "Lakçi Mollalar İran a" diyecek olsak yalnış bir şey söylemiş olur muyuz

Hemen belirteyim ki laiklik ile Mollalık elbette yan yana gelmez, getirilemez. Sadece Mollaları eleştiren, Türkiye de ise inancı gereği başını örtenlere yönelttikleri Molla nitelendirmesi ve yaşamaları için İran ı uygun görenlerin kendi yaptıklarının da aynı kapıya çıktığını hatırlatmak istedim. Bundan böyle kim Mollalar İran a diyecek olursa kendilerine aynı yolu gösterenlerin de haklı olacağını hatırlatmak istiyorum.