Kürt sorunu konusundaki son konjonktürel gelişmeler
çerçevesinde, kitle iletişim araçlarının da yönlendirmesiyle, Abdullah
Öcalan ın yeniden gündemin ana başlığına oturtulması ile siyasi dengeleri kendi
lehine çevirmeyi düşünen AKP de müzakerelerle ilgili örtülü sessizlik
sürerken, Ankara-İmralı hattında yaşanan dolaylı görüşmeler (proximity talks)
ışığında yürütülen mektup diplomasisi ve devreye sokulan altmış üç kişilik
Akil İnsanlar vasıtasıyla yapılmaya çalışılan ince hesaplarla mevcut
darboğazın aşılmaya çalışılması aksiyomatriktir (beklenen sonuçtur).
AKP Hükümeti, iç politikadaki sorunlar akut boyutlara
ulaşmışken, sinopsisi (genel planı) çok önceden Abdullah Öcalan ile birlikte
hazırlanmış Kürt sorununun çözümü konusunun, şu anda sadece karabasan
politikalarla yürütülmeye çalışılması hiç kimseye inandırıcı gelmemektedir. Bu
gelişmeyi kondratieff döngüsü olarak ele almak gerekir kanaatindeyiz.
Güneydoğu da terörle iç içe yaşamakta olan insanlarımızın
olduğunu ve terörle yaşamlarını yitiren insanlarımızın da bulunduğunu göz ardı
etmeden, Türkiye gündeminin önemli maddesini işgal eden bu amansız kitlevi
musibetin bir an önce gündemden kalkması büyük bir zaruret arz etmektedir.
İnancımıza göre bütün insanların canları aziz ve
kutsaldır. Terör ise, maalesef insanımızın bu aziz ve hiçbir değer manzumesiyle
ikame edilmesi mümkün olmayan yaşama haklarının yok edilmesine yönelik bir
kaynaktır.
Bu nedenle, milletimizin unsurlarını oluşturan tüm etnik
kimliklerin artık toplumsal yaşamımızın teminatı niteliğindeki can
güvenliklerinin sağlanması İslam kardeşliği için zaruri bir önem arz
etmektedir. Şimdiye kadar, izlenen kararsız ve pasif politikaların terk edilmesi
ve toplu halde yaşamanın adeta tabii iklimi olan can ve mal güvenliğinin ve
insana saygı politikasının genel bir çerçeveye oturtulması işte bu nedenle
zaruridir.
Türkiye de, yenidünya düzeni, insan hakları
aldatmacalarının sürdüğü bir ortamda bile, Kürt-Türk ayrımcılığı veyahut farklı
etnisiteye mensup insanların hiçbir şekilde yabancı gibi telaki edilip,
ksenofobi (yabancı düşmanlığı) veya ırk ayrımcılığına (race discrimination)
tabi olmamaları, aramızda yaygınlaştırılmaya çalışılan suni ayrışmaların pek
prim yapmadığının en önemli göstergesidir.
Türkiye, farklı kültür mozaiğinin önemli mihenk taşını
oluşturan Kürtler, artık iksirci şekilde kardeş kavgasının sona ermesi ve terör
ateşinin sönmesi, istikrar ve huzurun temini için katkı konusunda büyük istek
ve azim içerisinde oldukları görülmektedir.
İşte bu noktada iktidar ve muhalefetin, tarihi
sorumluluklarının idraki ile hareket ederek ve kamuoyunun beklentilerini de göz
ardı etmeden, sorunu sadece oy kaygısıyla ve spekülatif bir yaklaşımla manipüle
etmeden çözüme kavuşturmaları gerekmektedir.
Bazı kesimin esen yöne doğru gelişen bir politika ile
yuvarlak ve boş sözlerle (verbalizm) böylesine ehemmiyet arz eden bir konuyu
geçiştirmeye yeltenmeleri ve çözüm yerine çözümsüzlük ortaya koymaya çalışmaları
izah edilemez bir durumdur.
Başbakan ın Akil İnsanlar listesi ise, siyasi zeminde
kayda değer bir strateji geliştirmekten yoksun nam-ı maruf kişilerin
kurgulanmış söylemlerle zihniyetleri manipüle etmeleri amaçlanmaktadır. Bizce
eksik ve yetersiz bir liste olup, bu konuda Başbakan ın dayatmasının değil, tüm
siyasi aktörlerin ortak görüşleri doğrultusunda toplumun saygınlığını kazanmış
kişilerden oluşması daha gerçekçi olabilirdi.
Çözüm yolunda, çözümsüzlükte ısrarcı olmak kadar, çözümü
tek başına yönlendirmeye çalışarak, siyasi dengeleri kendi lehine çevirmeye
çalışan iktidarın tutum ve yaklaşımının aynı olduğunu göz ardı etmemek gerekir
kanaatindeyiz. Bu nedenle sürece, Meclis teki siyasi partiler kadar, Meclis
dışındaki siyasi partilerin de katkı sağlamaları toplumsal kardeşlik ve barışın
tesisi için son derece gereklidir. Özellikle, çözüm konusunda büyük bedel
vermiş rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın, ortaya koymaya çalıştığı kalıcı
yol haritası bu aşamada büyük önem arz etmektedir.