Birlikte Hareket Etmek

Abone Ol

Özellikle dış güçler, Türkiyenin bölünmesini, parçalanmasını, gücünü kaybetmesini ve nihayetinde yok olup gitmesini istiyorlar. İçeride de bunu arzulayanların sayısı ve etkisi bir hayli fazla.

Çok ciddi, çok sıkıntılı bir dönemden geçtiğimiz herkesin malumu. Olayın vahameti her gün artmaktadır.

Akıllardaki asıl soru şu:

Türkiye bölünür mü

Bir kere önce şunu belirtmekte yarar var; bu durumu insaf ehli hiç kimse istemez. Milli ve yerli duruşu olan kahir ekseriyet bölünmeye karşıdır. Sadece ülke insanı değil; aynı coğrafyada yaşadığımız milletler de öyle. Herkes Türkiyenin büyümesini, gelişmesini, evvela bölgesine ardından da geniş coğrafyalara liderlik etmesini beklemektedir. Zaten aklıselim bunu gerektirir.

Türkiyeyi parçalamak o kadar da kolay değil. Türkiyenin güvenlik güçleri buna izin vermeyeceği gibi, milletimiz bu konuda son derece müteyakkızdır ve asla bir ayrılığa müsaade etmez. Ayrıca, "Emperyalist Batı" dışında kalan diğer çevreler de Türkiyenin parçalanmasını kendi açılarından uygun bulmazlar ve hoş karşılamazlar. Türkiyenin bölünmesi için oluşan/oluşturulan nedenlerden çok bölünmemesi için nedenler vardır. Bir bölünme, parçalanma yaşanmaması için toplumun bütün kesimleri bu konuda birlikte hareket etmelidir.

Herkes tarafından çok iyi bilindiği gibi; bu milletin mayası Müslümanlıktır. Bu gibi sıkıntılı işlerin çözümü de ancak İslam kardeşliği ile mümkün olur. İslam, birliği teşvik eder ayrılığı değil. Bizi bir arada tutacak olan ancak İslam Birliğidir. Asıl kalıcı çözüm budur. Geri kalan teferruattır. Bu güne kadar yapılanlar, çözüm adına ortaya konulanlar ve alınan tedbirler palyatif tedbirlerdir. Gerçek ve kalıcı çözümün dışındaki bütün yollar denendi, hiç birinin çare olmadığı görüldü.

İşte, sonuç ortada: Kocaman bir hüsran.

Bugüne kadar yapılan hataları ancak İslami kaidelerle düzeltmek mümkün olur. Şu sorulara verilecek doğru cevap, bizlere aynı zamanda çözümün anahtarını sunacaktır:

1- Müslüman Müslümanı haksız yere öldürebilir mi

2- Bir Müslüman -gerekçesi ne olursa olsun- kızını veya eşini, yani mahremini yabancı erkeklerle birlikte dağa gönderebilir mi

(...)

Soruları çoğaltmak mümkün. Ancak biz iki soruyla iktifa edelim. İslam inancını yok sayarsanız bu soruların anlamı kalmaz...

Türk-Kürt Kardeşliği ve dostluğunun temeli günümüzden yaklaşık bin yıl önce; Malazgirt Meydan Muharebesinde atılmıştı. Rivayete göre Silvan merkezli Mervaniler, (Mervani Kürt Beyliği) on bin askerle Sultan Alp Arslanın yanında yer almışlardı. Birinci dünya savaşı ve kurtuluş savaşlarında da bu birlik aynen devam etmiştir. Milli mücadele yıllarında, başta İngilizler olmak üzere; kendilerine yapılan Türkiyeden ayrılma ve ayrı devlet olma teklifleri aynı gerekçeyle reddedilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti İslami esaslardan vazgeçince, birliği anlamlı kılan neden ortadan kalkmıştır. Geçmişte, İslam kardeşliğine dayalı İslam Birliği olmasaydı bu kadar uzun birlikteliğin sürdürülebilmesi imkânsızdı.

Bir an İslam Birliğinin sağlandığını düşünelim; o zaman, isteyen istediği yerde yaşama ve iş yapma hakkına sahip olacaktır. Bu kadar geniş coğrafya dururken insanlar niçin bölgelere ve daracık alanlara hapsedilmeyi arzu etsinler ki

Çözüm; birlik ve beraberliktedir. Dışlayarak, yok sayarak birlik tesis edilemez. Birlikte hareket etmenin yolu İslam Birliğinden geçer.