Birleşmiş Milletler Güvensizlik Konseyi

Abone Ol

Batı olarak ifade edilen BMGK’deki beş daimi üye ülkeden üçü; Birleşik Krallık, Fransa ve ABD, %12’lik bir oran ile dünyanın gidişatında söz sahibi olmaktadır. BMGK’da, “Batı ve geriye kalan” (The West and the rest ) şeklinde tanımlanan bu diktatöryal orantısız güç, IMF ve Dünya Bankası’nda da benzer oranlarla `azınlığın çoğunluğa tahakkümü’ ile temsil hakkına sahiptir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 17 Ocak 1946’daki ilk kararından sonra, Filistin topraklarındaki İsrail işgalini üç yıl içerisinde sona erdirecek ve 1967 sınırlarına göre başkenti Doğu Kudüs olacak bir Filistin Devleti’nin kurulmasını öngören ve Ortadoğu’daki ateşi azaltmaya yönelik bu tarihi karar tasarısının beş daimi üyeden sadece ABD tarafından reddedilmesi aslında beklenen bir sonuç oldu.

Barack Obama yönetimi, ABD’de Kasım 2016’da yapılacak başkanlık seçimine doğrudan etki yapabilecek böyle bir tasarıyı sahiplenmesi şüphesiz Cumhuriyetçilerin ekmeğine yağ sürebilecek bir yaklaşım olacaktı. Siyonist sermayenin de desteğiyle Demokratlar üzerinde algı politikası oluşturmaya çalışan Cumhuriyetçiler, başkanlık seçimleri öncesinde Obama yönetiminden nahoş olan ve her fırsatta sokaklara dökülen Afro-Amerikalıların desteğini alabilmek üzere, Amerika’daki `iç savaş’ (civil war) sonrası 1865-1870 yılları arasında Cumhuriyetçi Abrahm Lincolm tarafından “yarı köle-yarı hür bir toplumdan hür bir topluma geçiş” prensibi ile köleliği ortadan kaldıran, “Reconstruction Amendments” vurgusunu ön plana çıkaran filmlerin sıklıkla gösterime girmesi dikkat çekicidir.

Bu bağlamda, BMGK’ya sunulan karar tasarısının yasallaşması durumunda Cumhuriyetçilerin, ABD’nin Birleşmiş Milletler’e sağladığı katkıları Kongre’de engelleneceği vehmine kapılan ve İsrail’i de karşısına almaktan imtina gösteren Capitol Hill, bu karar tasarısının reddini öngörmüştür.

Bu kararın alınmasında Kongre’nin dış politikadaki şahinlerinden ve uluslararası müdahaleci (inter ventionist) Cumhuriyetçi senatör Lindsey Olin Graham, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yaptığı görüşme sonucunda, Cumhuriyetçilerin ABD’nin Birleşmiş Milletler bütçesine yapmakta olduğu %22’lik düzenli katkı payı ve Birleşmiş Milletler’in barışı koruma operasyonlarına sağladığı %28.38’lik katkıyı Kongre’de engelleyebileceklerini açıkça ifade etmiştir.

Senatör Lindsey Olin Graham ile birlikte hareket etmekte olan Senatör John McCain ve John Barrasso’nun büyük çabaları, ABD’nin BMGK’inde Filistin Devleti konusunda ret kararı almasında büyük rol oynamıştır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde diktatöryal güç olarak tanımlanan P5 (daimi beş üye)’i oluşturan Çin, Rusya, Fransa, Birleşik Krallık ve ABD, Birleşmiş Milletler’in esas koruyucuları olarak hareket etmeleri gerekirken, uygulamaları ve vetolarıyla adeta bu teşkilatın altını dinamitlemektedirler.

Inis L. Claude; “Swords Into Plowshares” adlı eserinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni oluşturan P5 ülkelerin,1996’da Irak’ın acil ve zaruri gıda ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için aldıkları “Oil-for-food” (Gıda karşılığı petrol) kararından sadece Exxon Mobil Corp, Chevron Texas Corp ve El Paso Corp gibi Amerikan petrol şirketlerinin yarar sağladıklarını ortaya koymaktadır.

P5 ülkeleri, BM üye ülkeleri adına görev yapmakta oldukları BMGK’de sadece kendi çıkarlarına hizmet etmekle Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın sistemini çökertmekte ve işlevsiz bir hale getirmeye devam etmektedirler.