Basından takip ediyorsunuz…
Fransa, Mali halkına savaş açtı.
Her gün bomba yağdırıyor Mali halkının üzerine…
Ve bir de ilginç bir yaklaşım bu ülkenin en üst düzey
isminden;
“ Mali, Fransa’nın Afganistan’ı olacak…”
Peki, Afganistan’da neler olmuş diye bakıyorsunuz..
Yıllardır kan, gözyaşı, zulüm, mağduriyet, acı…
Fransa, Mali’ye yeni bir zülüm makinesi olarak geldi,
anlaşılan…
Yalnız küçük bir hatırlatma;
Hatırlayacaksınız;
Fransa Kralı Kral Fransuva’nın annesi Kanuni Sultan
Süleyman’a bir mektup yazar;
Fransuva’nın annesi Kanuni’ye şunları yazar, mealen;
“İspanya Kralı Şarlken, oğlum Fransuva’yı savaşta esir alıp
hapsetti. Şimdiye kadar oğlumun kurtuluşunu Şarlken’in insanlığına bırakmıştım.
Oysa o, umduğumuz insanlığı gösteremediği gibi oğluma hakaret dahi etmektedir.
Dünyanın tasdik ettiği büyüklük ve şanınız ile, oğlumu düşmanın kahredici
pençesinden kurtararak yüceliğinizi zat-ı şahanenizden bilhassa yalvarırım.”
Mektubu yazan Fransa Kralı Kral Fransuva’nın annesi.
Mektubu okuyan, Cihan Padişahı, zamanın süper gücü Osmanlı
Devleti’nin tepesindeki isim…
Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Kral Fransuva’ya bir
ferman gönderir;
Mektup aynen şöyle:
“Ben ki,
Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren
Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve
Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadir Vilayeti’nin ve Diyarbakır’ın
ve Kürdistan ve Azerbaycan’ın ve Acem’in ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve
Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve daha
nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve
benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve
padişahı Sultan Bayezıd Hân’ın torunu, Sultan Selim Hân’ın oğlu, Sultan
Süleyman Hân’ım.
Sen ki,
Françe vilayetinin Kralı Françesko (François, Fransuva)’sun.
Sultanların sığınma yeri olan kapıma, adamın Frankipan ile
mektup gönderip, memleketinizin düşman istilâsına uğradığını, hâlen hapiste
olduğunuzu bildirip, kurtulmanız hususunda bu taraftan yardım ve medet istida
etmişsiniz (istemişsiniz). Her ne ki demiş iseniz benim yüksek katıma arz
olunup, teferruatıyla öğrendim.
Padişahların mağlup olması ve hapsolması tuhaf değildir.
Gönlünüzü hoş tutup, hatırınızı incitmeyiniz. Bizim ulu ecdadımız, daima
düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz
dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve kuvvetli kaleler
fetheyleyip gece gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Allah
hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve iradatı neye müteallik olmuş ise vücuda
gele. (Allah hayırlar versin ve iradesi neyse o olsun.) Bunun dışındaki vaziyet
ve haberleri adamınızdan sorup öğrenesiniz. Böyle bilesiniz.”
Mali’de yeni oyunlar peşinde olan Fransa’ya birileri bu
mektubu bir hatırlatıverse…
BÜLENT ARINÇ’A GELEN İLGİNÇ TELEFON
Albay eşi telaşlı bir sesle konuşuyordu;
“Oldukça memnun olduk. Bülent beye çok selamlarımızı
söyleyin. Söylediklerine aynen katıldığımızı ifade etmek istiyorum. Lütfen bu
mesajımızı iletiniz”.
Albay eşinin aradığı Fazilet Partisi Grup Başkanvekili ve
Manisa Milletvekili Bülent Arınç’tı.
572 Sıra Sayılı, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve
Jandarma Teşkilatı Kanunu üzerinde konuşurken, eski Fazilet Partisi Meclis
Grubu’nu arıyor ve Bülent Arınç’a bu duygularını iletiyordu. İyi de, Bülent
beyin hangi cümleleri, Albay eşini bu kadar hislendirmiş, duygulandırmıştı.
Olayın ilginç bir öyküsü bulunuyor…
Parlamento üyeleri ‘Derviş Yasaları’ olarak da
isimlendirilen yasaları beklerken Meclis’te gündemin üst sıralarına yerleşen ve
Genel Kurul gündemine alınan üç yasa tasarısı dikkatleri çekmişti. Bunlar Türk
Silahlı Kuvvetleri ile ilgili yasa çalışmalarıydı.
Yasa tasarısı üzerinde söz sırası eski Fazilet Partisi’ne
gelince grup adına konuşmayı Grup
Başkanvekili, Manisa Milletvekili Bülent Arınç yaptı. Arınç,
bu çabayı olumlu bulduklarını ve yapılması gerekenin de bu olduğunu
belirtiyordu.
Bülent beyin, Meclis kürsüsünden bundan hemen sonra
söyledikleri ise bir tartışmanın, hem de
Meclis kürsüsünden naklen yayınlanan bir polemiğin habercisi
oluyordu adeta. FP Meclis Grup
Başkanvekili, TSK’ya yönelik bu övünç dolu satırları
sıraladıktan hemen sonra, kamuoyunda uzun süredir tartışmalara konu olan hususa
değiniyordu; bazı emekli paşaların, batık bankalarda yönetim kurulu görevi
almaları...
Arınç dikkatli konuşmasında şöyle diyordu; “Yani, bir Cavit
Çağlar’ın, bir başkasının, bir değerli komutanı bankasının yönetim kuruluna
finans bilgisinden istifade etmek için bu görevlendirmeyi yapmadığını yeni
doğan çocuklar da çok iyi biliyorlar. Bugün, Muhittin Füsunoğlu’ndan Teoman Koman’a,
Vural Beyazıt’tan Ahmet Çörekçi’ye kadar hepsi, bir bankanın, batmış bankanın,
içinde milletin emanetlerinin batırıldığı bankaların -ne hikmetse- yönetim
kurulu üyeliklerini yapmışlardır.”
Arınç’ın konuşmasının ardından eski Fazilet Partisi Grubu’nda
ilginç bir telefon trafiği başladı.
İlk üç emekli komutandan bir ses çıkmazken, Ahmet Çörekçi
Paşa hemen telefona sarılmış, eski
FP Grubu’nu arayarak ‘Kendisinin ilk üç isimle birlikte
anılmamasının gerektiğini, emekli olduktan sonra hiçbir holdingde ya da bankada
görev almadığını’ duyurmuştu.
Bugünlerde değerlendirmeleri en fazla tartışma konusu olan
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında ilginç anekdot böyleydi…
NOT: Bugün 16 Ocak
2013 Salı. İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve
sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı.
Dubakalin’olacak Takipçisiyiz…