Gündem

Biri bizi kandırıyor!

Biri bizi kandırıyor!

Abone Ol

50 yıllık kangren sorun sanki her alanda çözülmüş gibi, pişkince ‘başörtülü vekil‘ tartışması yapılıyor

Meclis‘te artık başörtülü vekil zamanı geldi‘ çağrıları yükseliyor her yerden. Siyasi ortam ve kamuoyundaki toplumsal zemin yasağın kaldırılmasına oldukça müsait. 1999‘daki atmosferin üzerinden balyoz gibi rüzgâr geçmiş, en katı laikçi tutuma sahip CHP bile tavrını yumuşatmış. Yasağın kaynağı gösterilen yüksek yargının yapısı neredeyse tümden değişmiş. Yasağın mimarı YÖK ve uygulayıcısı ÖSYM, şimdi ‘başörtüsüne‘ müsamaha gösterdiği için mahkemelik.

‘Meclis‘te artık başörtülü vekil zamanı geldi‘ çağrıları yükseliyor her yerden. Siyasi ortam ve kamuoyundaki toplumsal zemin oldukça müsait. 1999‘daki atmosferin üzerinden balyoz gibi rüzgâr geçmiş. En katı laikçi tutuma sahip CHP bile tavrını yumuşatmış. Yasağın kaynağı gösterilen yüksek yargının, yapısı neredeyse tümden değişmiş. Yasağın mimarı YÖK ve uygulayıcısı ÖSYM, şimdi ‘başörtüsüne‘ müsamaha gösterdiği için mahkemelik.

Ortadaki gariplik

Ancak ortada, acayip bir gariplik var. Sanki haksız ve hukuksuz yasakla ilgili yaklaşık 50 yıllık ‘kangren‘ yara tamamen kapanmış, bir tek Meclis‘te başörtülü vekil sorunu kalmış gibi ‘yalancı‘ rüzgar estiriliyor. AKP içinde isyan bayrağı açan bazı başörtülü bayan yöneticiler ve yetkililer, ısrarla ‘vekil‘ adayı gösterilmesi gerektiğini kamuoyu önünde açıkça deklare etti. Ancak Başbakan Erdoğan, başörtülü ve başı açık gazetecilerin bulunduğu bir ortamda ‘Bu sorunu aranızda siz çözeceksiniz‘ diye kimsenin anlamadığı bir formül ortaya attı. Son grup toplantısında da, daha çok kadın aday göstereceklerini de açıklarken, ‘başörtülü‘ vekil konusunu deyim yerindeyse ‘teğet‘ geçti. Hatta başörtüsüyle veya onunla ilgili tek kelime etmedi. AKP‘li Hüseyin Çelik ise, ‘Gündemimizde böyle bir konu yok‘ dedi.

Çözüldü mü çözülmedi mi?

Peki, gerçekte ‘başörtüsü‘ sorunu çözüldü mü? 9 yıldır iktidarda olan AKP, yüz binlerce kız öğrenci ve bayan çalışanı mağdur eden yasak konusunda aslında ciddi bir çözüm ortaya koyamadı.  Ayrıca kamuoyuna, yüksek dozda ‘pembe‘ renkli yalan haberler pompalanıyor.

Ancak birbiri ardına gelen yeni haberler, aslında yasakçı uygulamaların acımasız bir şekilde tam gaz devam ettiğini gösteriyor.

Kılık kıyafet yasağının en katı savunucularından YÖK ve ona bağlı ÖSYM de yönetim değiştikten sonra üniversitelere gönderilen bir ‘yazı‘ ile sorun çözülmüş gibi ‘bahar‘ rüzgârı estirildi. Ancak gelinen nokta hiç de öyle değil. 104 devlet ve 61 özel üniversitenin neredeyse yarısında, hâlâ kız öğrenciler örtülüleriyle derslere giremiyor.

TÜPRAŞ‘ta başörtü yasağı

Başörtüsü hazımsızlığının bir diğer örneği de kısa bir süre önce Sakarya‘da yaşanmıştı. Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Ahsen Akbulut, ödev için arkadaşları ile randevu alarak gittikleri TÜPRAŞ tesislerine başörtüsünden dolayı alınmamıştı. Olayın tepki toplaması üzerine TÜPRAŞ, öğrencinin güvenlik gerekçesi ile kuruma alınmadığını iddia etti.

Kamudaki yasakçı zihniyet

İnsan hakları ihlallerinin sıkça yaşandığı alanların başında, kamu sektörü geliyor. Anayasa, yasa ve yönetmeliklerde herhangi bir kılık-kıyafet kısıtlaması yok. Devlet memurları kanununda, bayanlara yönelik yasakçı bir hüküm bulunmamasına rağmen yıllardır fiili olarak kamuda çalışan bayanlar en tabi haklarından mahrum ediliyor.Bayan kamu çalışanları, inancının gereği taktığı başörtüsü nedeniyle ya ‘iş bırakma‘ ya da ‘başını açma‘ tercihine zorlanıyor. Yüz binlerce idareci, öğretmen, doktor, mühendis, hemşire, ebe, hizmetli çalışma hakları ihlal edilerek, mağdur ediliyor. Son yasakçı uygulama, iki hafta önce Bolu‘da hortladı. Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nden, Bolu Köroğlu Devlet Hastanesi‘ne tayin edilen Dr. Zeliha Asiltürk, yeni görev yerinde 15 gün çalıştıktan sonra hastalarını muayene ettiği sırada apar topar görevden alındı. Başını açması için iki hafta boyunca uyarılan Dr. Asiltürk hakkında, herhangi bir soruşturma açılmazken ‘zorunlu yıllık izne‘ gönderildi.

Ayrıca kılık kıyafet yasağı, üniversitelere göre de farklılık gösteriyor. Bazılarında kampusa, bazılarında derslere giriş hâlâ yasak. Üniversiteden üniversiteye, fakülteden fakülteye, hatta hocadan hocaya değişen farklı uygulamalar sürüyor. Bazı öğretim görevlileri, derslere giren başörtülü öğrenciler hakkında tutanak tutuyor. Yani, tam bir kargaşa durumu sözkonusu. Örneğin Ankara ve Hacettepe Üniversiteleri, başörtülü kız öğrencileri derslere almamakta ısrar ediyor. Gazi Üniversitesi‘nin bazı bölümlerine giriş yasak. Daha bir hafta önce Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Trabzon Meslek Yüksekokulu Tekstil Teknolojisi Programı öğrencileri, okulun düzenlediği meslekî geziye bile başörtülü olarak alınmadı. TÜPRAŞ‘a düzenlenen mesleki geziye katılan mühendislik öğrencisi de başı örtülü diye fabrikaya sokulmadı.

Öğrencilerin kılık-kıyafet yasağıyla karşılaştıkları yerlerden birisi de, üniversiteye giriş sınavı. Geçtiğimiz yıl ÖSS sınavında bu yılda YGS sınavında, kılık kıyafet kısıtlaması olmayacağı duyuruldu. Sınav kılavuzundaki, uyarılar bile kaldırıldı. Ancak uygulama, hiç de kitapçıklarda yazdığı gibi olmadı. Çünkü YGS sınavında, Türkiye‘nin birçok yerinden zulüm haberleri geldi. Ankara Batıkent Lisesi‘nde sınava giren öğrencilerden "ya başınızı açın ya da YGS sınavınız geçersiz sayılır" şeklinde tehdit gibi uyarı yapıldı. Bu da yetmedi başını açmayan öğrenciler için tutanak tutuldu. Bunun üzerine çok sayıdaki öğrenci başını açarak sınava girdi. Moral bozukluğu içerisinde sınava girerken birçok öğrenci, çıkışta yaşadıkları şok karşısında gözyaşlarına boğuldu.

Manisa Salihli‘deki uygulama ise, yasağın hala pervasızca nasıl uygulandığını bir kez daha ortaya koydu. YGS sınavına giren Hasret Öksüz isimli öğrencinin zorla başı açtırıldıktan sonra üzerindeki pardösüsü de çıkartıldı. Mağdur öğrenci, haksız uygulama için sorumlulardan şikâyetçi oldu.

TÜPRAŞ‘tan komik savunma

Milli Gazete‘nin ortaya çıkardığı TÜPRAŞ‘ta uygulanan "başörtüsü yasağı"na yönelik bir açıklama gönderen TÜPRAŞ yetkilileri yasağın güvenlik gerekçesiyle uygulandığını savundu. "Kurumsal iletişim Müdürlüğü" imzasıyla gönderilen açıklama metninde, TÜPRAŞ‘ın en gelişmiş ekipman kullanması durumunda bile emniyet risklerini önlemede yetersiz kalabileceği belirtildi. Bu nedenle rafineri sahasına giren herkesin iş tulumunu, emniyet ayakkabısı, baret gibi iş güvenliği ve kişisel koruyucu malzemeleri, can güvenliği ve işletme koşullarını risk altında bırakmamak için  kullanmak zorunda olduğu ifade edildi. Ancak başörtüsünün ne gibi bir "emniyet riski" taşıyacağı belirtilmedi. Yani TÜPRAŞ, "kişinin güvenliği gerekçesiyle işletme dahilinde başörtüsü takmak yasaktır" dedi.