Taklit kendi içinde iki türlüdür.
_Bilinçsizce yapılan taklit
_Bilinçli olarak yapılan taklit
Birinci tür taklit
genellikle çocukluk yaşlarda görülür ve sosyal çevreye uyum sağlamak için
yapılan taklit türüdür. Çocuk, annesinin odasına girer ve onun giysilerini
giyer onun gibi yürümeye çalışır. Ya da sabah kalktığında, büyüklerinden
gördüğü gibi yüzünü yıkar, sofraya oturur... Bütün bunlar, onun çevresindeki
insanların yaptığının aynısı taklid ederek geliştirdiği davranışlardır.
Çocuk taklit yöntemiyle öğrenme serüvenine devam eder. Bu
öğrenmenin ilk adımlarıdır. Çocuk, okula gitmeden, yazıyı ve kitabı tanımadan
etrafındaki insanları gözlemleyerek yaşadığı toplumu tanımakta ve nasıl
yaşayabileceği konusunda bilgi edinmeye çalışmaktadır. Bu nedenle çocuğun
taklit ettiği kişiler önemlidir. Aktif bir süreç olarak devam eden bu tekrar
çocuğun iyi ve kötü kavramlarını öğrenmesine ve benimsemesine yardımcı olur.
Bir Romalı Atasözü, sözün yolu uzun, fakat örneklerin yolu kısa ve etkilidir
der. Bu sözün ne kadar geçerli bir söz olduğunu gündelik hayatımızda
görmekteyiz.
İmam-ı Gazali, çocuğa doğru davranış modeli vermenin en
etkili yolunun onu kötü örneklerden korumak olduğunu vurgular. Çünkü çocuk
söylenenlerden daha çok gördüklerini modelleniyor ve bunları oyunlarına oradan
da hayatına taşıyor. Bu nedenle çocuğa doğru örnek olmak saatlerce nasihat etmekten
daha tesirlidir.
Çocuklar, davranışlarını yakın çevrelerindeki kişileri
özellikle anne babayı taklit ederek kazanırlar. O halde çocuğumuzun dürüst,
doğru sözlü, insanlığa faydalı bir insan olmasını istiyorsak, ona doğru örnek
olmalı ve bunun bir sorumluluk olduğunu kabul etmeliyiz.
Bir insan, hayatı için gerekli olan bir çok bilgi ve
deneyimi deneyerek ve modelleyerek öğrenir. Çocukluktan itibaren, bazen olumlu
bazen olumsuz davranışlar geliştirerek, yerleşik şemalar edinir. Şemaların
kazanılmasında ise çocuğun doğup büyüdüğü ailenin ve çevrenin büyük etkisi
vardır.
YAŞANMIŞ BİR ÖYKÜ
Küçüklüğünden beri kızıma yardımlaşmanın faydalarından
bahsederim. Muhtaçlara yardımcı olmanın hepimiz için bir sorumluluk olduğunu
her fırsatta anlatırım. Fakat geçtiğimiz yıl eşim iflas etti ve ailecek zor
günler geçirdik. Bu zor günlerde kız kardeşim İHL okuyan kızıma burs vermeye
karar verdi. Kardeşimin bu kararı bizi biraz rahatlattı. Kızım bir gün
geldiğinde bana bu ay bursumun hepsini çektim ve yolun kıyısında tir tir
titreyen yaşlı bir amcaya verdim. Çünkü kömür alacak parası yokmuş dedi. O an
kızımın servis parasını nasıl verebileceğimi düşündüm ve ona keşke şu kadarını
verseydin dedim. Kızım yüzüme baktı ve Ben Allah için verdim, gerekirse bu
ay okula yürüyerek giderim dedi. Bunun üzerine öteden beri kızıma anlattığımın
aksi bir tavsiyede bulunduğumu ve kendimle çeliştiğimi hissettim ve ondan özür
diledim. ( M. Ş)